tatlı şiveli tombul bir ermeni gelinini, şakacı, koyu kara gözlü bir ermeni dudusunu, koca elleri yonttuğu taşlar gibi kabarmış yaşlı bir taş ustasını düşünün...
Âşık bir ermeni çocuğunu...
çıtkırıldım bir ermeni hanımını...
düşünün bunları...
ve, bunları bir geceyarısı bir dağ yolunda düşünün.
açlar, yorgunlar, sefiller ve yalnızlar.
bitlenmişler.
hastalanmışlar.
ölüme doğru götürüldüklerini biliyorlar.
ölümlerine yürütüyorlar onları.
ve, öldürüyorlar.
yüz binlerce insan.
yüz binlerce insan.
ırkları önemli mi gerçekten?
kocanızı göğsünüzden çekip alarak bir duvara dayadıklarını düşünün...
karınızı kolunuzdan koparıp bir kayanın arkasına götürdüklerini düşünün.
başlarına bunlar gelen insanlar için, onlar ermeniydi diye hiç üzülmez misiniz gerçekten?
bir an, bir kısacık an kendinizi onların yerine koyun.
o anı, o çaresizliği hissedin.
sevdiğiniz insanın öldürülmesinin ne demek olduğunu anlamak için bir içinizi yoklayın.
türk olduğumuz için insanların çekmiş oldukları acıları görmezden mi geleceğiz?
ittihatçılar çok günah işlediler.
çok insan öldürdüler.
bir soyu kırıp geçirdiler.
ve, biz yıllarca öldürülen bu insanların yakınlarına, sevdikleri için bir ağıt yakmayı bile yasakladık.
bir ağıtı bile çok gördük.
bize hep yalan söylediler.
“onlar da bizi öldürdü” dediler.
rus sınırında müslüman türkleri öldüren ermeni çeteciler vardı ve öldürdüler.
onlar da vahşiydi.
ama malatya’daki, bursa’daki, sivas’taki, maraş’taki, adana’daki kadınların, bebeklerin, erkeklerin, ihtiyarların ne alakası var rus sınırındaki çetecilerle?
ittihatçılar, onları sırf ermeni oldukları için öldürdüler.
sonra da öldürdüklerimizin torunlarına kızdık, “o günlerden” söz etmek istiyorlar diye.
sizin anneannenizi, babaannenizi, annenizi, babanızı öldürselerdi, bunu haykırmak istemez miydiniz?
kendinizi onlara borçlu hissetmez miydiniz?
boşverin ittihatçıları, katilleri, gizli teşkilatın kanlı silahşörlerini.
siz onlara değil, siz öldürülenlere yakınsınız.
insansınız siz.
ve, şimdi “onların” ülkesine gidiyoruz.
bilmem becerebilir miyiz ama...
o eski günlerin ansına biraz bizim de gözlerimiz yaşarsa ve “affedin” diye mırıldansak...
belki de hepimizin sırtından ağır bir yük kalkacak, belki de pos bıyıklı yaşlı bir ermeninin hayali, herkesin gittiği, hepimizin gideceği yerde bir anlığına kısacık gülümseyecek.
insanı duyguları en iyi şekilde anlatan bir ahmet altan yazısı. biraz vicdani duyguları ortaya çıkarıyor. ve belki de gerçekleri anlatıyor bilemeyiz ki yasak o zamanlar yaşananlar. belgeler tozlu raflarda duruyor. birileri geliyor soykırım yaptı diyor diğer geliyor biz yapmadık onlar bizi öldürdü. o zamanlar birilerinin yaptıklarını bugün çekiyorlar. her iki tarafta suçlu. ermeni diasporası ermenilerden artık eskisi kadar saygı alamadığı için amerika'nın da yardımıyla hala soykırımı ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor. bizimkiler de onlara hiç usanmadna bıkmadan cevap veriyorlar. ama belgeler nerde diyince yüzünüze bile bakmadan kaçıyorlar.
abdullah gül ermenistana gidiyormuş gitmesinmiş. gitmişken soykırım anıtına da gitsinmiş. erdoğan amerikaya gidiyor bushla görüşmeye. o zaman bunları niye söylemiyorsunuz gitmesin demiyorsunuz ırak da onca masum insan öldü o zaman neden konuşmuyorsunuz.
rusya'ya gidiyorlar neden çerkezlere soykırım yapıldı techir edildiler diye ayaklanmıyorsunuz. araya köprü kurmaya çalışırken alttan alttan dinamiti yerleştiren sizsiniz kendinizsiniz. bırakın isteyen istediğini yapsın.
bugün bir çerkes rus komşusuyla selamlaşabiliyorsa yada bir türk ermeni birisiyle kucaklaşabiliyorsa bunu önlemeye çalışmayın. bırakın öyle gitsin. unutulsun artık eskisi. ama illa unutmayacağız diyorsanız yunanlılara da çıkışın ege bölgesinde kurtuluş savaşı zamanında onca yaptığı yıktığı için. onca insanı öldürüp ırzına geçtiği için. fransızlara da kızın güney doğu anadolu'da taş üstünde taş bırakmadığı için almanlara da kızın onlarda suçluydu arkadan iş çevirdiler. ingilizlere kızın yeni zelandalılara kızın mesela çanakkale'de onca atamızı dedemizi öldürdüler. hem de kimle savaştıklarını bilmeden biliyormusunuz...
kızmak kolay.
kızgınlıkları artık bir kenara bırakın eskiyi ya tozlu raflardan çıkarıp gün ışığına koyun ve ona göre hareket edin yada tozlu raflarda daha da tozlanmasına beyinlerden yavaş yavaş silinmesine zaman verin.
ahmet altan'ın arada bir tarih -özellikle doğu anadolu'da "zavallı(!)" ermenilerin yaptığı katliamları- okuması gerektiğini gösteren ve yazması için ne kadar verildiğini merak ettiğim yazı.
eksileyecekler için peşinen not: ailemden birisi kendi evinde yetiştirdiği ermeni hizmetçi tarafından katledildi,onun suçu neydi yardım etmek mi?
3-5 daha fazla gazete satacağım diye ne yazacağını şaşırmış bunama sınırındaki insanlara dün küfrederken, bugün bir yazısıyla onu göklere çıkaracak, amerikanın hizmetindeki, diaspora şakşakçısı sosyalist-liboş koalisyonun pek bir sevineceği saçmalıklar seceresi..
yahu bu soykırım konusunda "uçan kuş- cırlayan böcek, senin baban öldü mü?" edebiyatından başka bişey neden yazamıyorlar bunlar? garip..
--
a.k. partisinin müthiş özgürlükçü(!) açılımları sayesinde iyice zıvanadan çıkıp yüz bulan vatan hainlerinde, tescilli atatürk düşmanlarında bu hafta,
ermeni soykırımı vardır, çiçekler böcekler felan... demek "in,"
ermeni soykırımı yoktur, aha da kol gibi kanıtlar.. demek "out."
dikkatle okuduğum ve bilimum uzuvlarımla güldüğüm süper yazı.
dediklerini düşündüm ahmet,
hayal et dediklerini de hayal ettim.
sözüne de itimat ettim
gidip ermenilerden özür diledim.
yarın da bu mazlum ninelerin,
duvarlara çarpılan bebelerin
akrabalarının doğu anadoluda
sırf türk oldukları için katlettikleri
garibanların ruhları anısına bir yazı yaz,
ermenistandaki yalama bir gazetede yayınlansın
onlar da o ermeni oldukları meçhul çetecilerin
yaptıklarından dolayı benden
özür dilesin de durum eşitlensin.
dediklerimi anlamamış olabilirsin ahmet
senden bunu beklerim
bak
bir
daha
açıklıyorum
önce çeteciler türedi
bu bizim bahanemiz
bizim bahanemiz var ulan
çeteciler niye türedi?
sakın fransa el altından
türetmiş olmasın
anadoluyu işgal eden
şerefsizlere maşalık edilmiş
olunmasın?
işgalciden mi özür dileyelim?
dileyelim mi?
kırayım mı kafanı?
ahmet altan'ın daha önce yazdığı atakürt yazısında kullandığı konseptin aynısıyla yazılmış yazı. onda da biraz empati diyordu ahmet altan. bunda da aynı şeyi söylüyor. onda da haklıydı, bunda da haklı ahmet altan.
"onlar da bizi öldürdü" cümlesinin altında bir savaş yatıyor bunu nasıl kimse anlamıyor ben anlamıyorum.
ben bir soykırım olduğunu kabullenemiyorum bir türlü dolayısı ile ahmet altanın bu yazısı için kabullanemediğim ve haksız bulduğum yazı diyeceğim.
yazılanların hepsini doğru kabul etsek bile yunanlılar benzerini egede türklere yapmadı mı?
biz türk soykırımı yapıldı diyebiliyor muyuz? evlerimiz yakılmadı mı kızlarımıza kadınlarımıza tecavüz edilmedi mi erkeklerimize işkence yapılmadı mı?
peki neden buna soykırım diyemiyoruz?
biraz da bunu düşünmek lazım, evet ermeniler öldürülmüş olabilir belki ahmet altanın dediği gibi o kadarını bilemiyorum hani tek tek evlerinden toplandıklarını falan ama bu bir savaştı, ülke kurtarma mücadelesiydi ve buna soykırım demek uğruna savaşılan şeylerin ciddiyetine gölge düşürmüyor mu?
ben böyle düşünüyorum diye faşist mi oluyorum acaba?
ısrarla iddia ediyorum ermeni soykırımı falan olmadı, ölen insanlar olduğunu reddetmiyorum ama ermeniler kadar türkler de öldü bunu görün lütfen.
yok buna soykırım diyeceğim diyorsanız o zaman diğer ölülere de saygı duyun ona da soykırım diyin. ama yok sadece ermeniler öldü ermeni soykırımı diye bas bas bağırısanız ben sizi taraf olmakla subjektif olmakla suçlarım.
dedesinin amcalarından iki tanesi ermeniler tarafından öldürülen(biri erzurum da sivilken öldürülmüş diğeri de çeteler tarafından kaçırılmış),arkadaşlarından birinin de amcası asala tarafından öldürülmüş bir kişi olarak oldukça üzüldüğüm bir yazı.kendisine azerbaycan a gidip toplu mezarları ziyaret etsin demiyorum.ya da kars taki erzurum daki toplu mezarları.ya da hiç bir şey anlamdan evi basılıp öldürülen gözü önünde karısı tecavüze uğramış insanları.sırf türk ve azeri oldukları için!doğu ya giderseniz bu hikayeleri çok duyabilirsiniz.ermenilerin hikayelerini de dinleyin ama bunu da dinleyin.arkadaşımı da dinleyin bence.amcası sırf türk olduğu için öldürüldü.hiç kimse de hepimiz türk üz demedi ermenistan da.tamam biri kendini yaktı ama hiç bir zaman toplu tepki olmadı.yakmasaymış kendini,toplu tepki olmadıkça hiç bir işe yaramazdı çünkü.neyse uzatmaya gerek yok.bu arada ne kadar amelece bir laf söylemiş ya?bursa daki bebekle ne alakaymış?lan bursa dakileri onlar öldürdü dedik mi?çeteler rus sınırındaymış.ne lan bu şaka mı.gaziantep teki çeteler ne ulan.yalova da ermeniler tarafından öldürüldüğü kanıtlanan 300 insan var.yalova da ermeni faaliyetleri adlı kitabı ona buradan armağan etmek istiyorum.okusun görgüsü artsın sonra isterse köşesine yazsın ahmet amca.hadi biraz ağlayın demiş.onlar benim amcama ağlayacak mı ki ben ağlayım.asla ağlamıycam.
eksi oylardan sonra gelen edit:aaaa,siz kınıyorum.bu eserimi daha önce hiç kötülememeişsiniz.hemen kötüleyin çocuklarım.vakit kaybetmeyin
(bkz: @2492622)
hiç mi ermeni katledilmedi elbet katledildi ama bunlar hiç bir zaman soykırım nezdinde olmamıştır, bunu sadece bizim tarih kitaplarımız değil bir çok tarih kitapları söylüyor. soykırım diye nitelenen ölümler ermenilerin kurtuluş savaşından önce ve kurtuluş savaşı sırasında iç huzuru bozma savaşta olan türk askerlerinin ailelerini talan ve perişan etme, düşman ile işbirliği yapma gibi suçlardan ülke dışına sürgüne gönderilen ermenilerdir. mutlaka bu uzun yolda öldürülmeler olmuştur, doğa şartlarına dayanamayıp ölümler olmuştur ama bunlar hiç birisi soykırım değildir. ayrıca yapılan sürgünde o zamanın şartlarında son derece doğrudur. ben savaşta düşman ile savaşırken içeride bizden gözüken fakat düşman ile işbirliği yapan çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan savunmasız bir halka her türlü eziyeti yapanlar elbet cezalandırılacaktı. bu olaylarda mutlaka dramatik sonuçlar , ölümler vardır ama ahmet altan işi abartmıştır olaya sadece ermeni penceresinden bakmıştır. karsta sarıkamışta bir çok doğu ilimizde gerçekleşen katliamları, şurda çok değil 15-20 sene önce gerçekleşen hocalı katliamını nasıl olduda bir anda unutmuştur. hocalıda derisi yüzülen insanların dramı, kafası kesilip maç yapılan çocuğun dramı, hamile kadının karnının süngülenmesi, hamile kadınlara tecavüz edilip çocuklarının gözleri önünde öldürülmesi hiç mi ahmet altanı üzmemiş hüzünlendirmemiş acaba. bu katliamlara kurban gidenlere yapılan ağıt olmadığı için mi hüzünlü şarkılar dinleyememiş ahmet altan. burda tek taraflılık vardır elbette ermenilerde öldü onlarda tarihsiz acılar çekti ama bunlar tek pencereden sadece ermenilerin çektiği acılar olarak yorumlanır ise burda art niyet vardır olay bir bütün olarak incelenmeli. ermeniler hata yapmıştır ve sürgüne ginderilmişlerdir bizde hata yapmışızdır ve ermenilerden bir çok insanı öldürmüşüzdür am bunun ad soykırım değildir. daha sonra ermenilerin yaptıklarında göz önüne alınmalı yaptıkları katliamlar yaptıkları terör eylemleri bu terör eylemlerinin direkt olarak ermenistan devleti tarafından desteklenip ödüllendirildikleri belirtilmelidir. yoksa bende yazarım hüzünlü bir yazı her ölümde hüzün vardır ama bu dramı kullanarak bazı gerçekler örtülmemelidir.
bugün beşiktaş'ta bir çay bahçesinde "ama onlar da bizi öldürdü" şeklinde düşünen bir insana yüksek sesle içinden cümleler okudum ben bu yazının. soykırım yapılmadığına da yapıldığına da inanmayan biri olarak bir türk gazetecinin ulusal bir gazetede ermenilerle ilgili "bir soyu kırıp geçirdiler" diyebilme özgürlüğüyle mutlu oldum. türkiye'de taraf isminde bir gazete olduğu için mutlu oldum.
"sonra da öldürdüklerimizin torunlarına kızdık, “o günlerden” söz etmek istiyorlar diye.
sizin anneannenizi, babaannenizi, annenizi, babanızı öldürselerdi, bunu haykırmak istemez miydiniz?
kendinizi onlara borçlu hissetmez miydiniz?
boşverin ittihatçıları, katilleri, gizli teşkilatın kanlı silahşörlerini.
siz onlara değil, siz öldürülenlere yakınsınız.
insansınız siz. "
tipik bir neoliberal zırvalaması... yeri geldiği zaman bireysel hikayelerden devasa toplumsal analizler çıkaran, yeri geldiğinde büyük toplumsal denklemleri "iyilik-kötülük-gıcıklık-kıllık" durumlarına indirgemekte bir beis görmeyen "karınca skip de bel incitmeme" ideolojisinin en son sayıklaması...
"sizin hiç anneniz öldü mü? bilebilir misiniz bir evladın acısını tecavüz edilirken babasına acep dağlardaki bir buruk hüzün ve kiraz memesi?"... budur zaten, siyasetleri böyle birşeydir bunların, tarihe böyle bakılır neoliberallerce... denyo faşolarınkinden zerre farkı yoktur neoliberal toplum algısının, "tamamen duygusal", tamamen ajitatif, tamamen kişisel... ortamda birinci paylaşım kavgası varmış, mikro milliyetçiliklerin gaz aldığı dönemmiş, rus çarlığı sarsılmaktaymış, ekim devrimi'nin arefesindeymişiz, osmanlı imparatorluğu çöküşünün son aşamasındaymış, hala tamamlayamadıkları uyuz burjuva devrimi henüz bebekmiş, emperyalizm tüm dünyaya format çekiyormuş o sırada, ne gam?...
salla oradan duduklu bir yazı, çöz meseleyi, "korkunç örgüt teşkilat-ı mahsusa" tabi... aman arkada tıkır tıkır işleyen amerikan planları, kafkas kaosu, karadeniz'de dolaşan insani savaş yardımı gemileri falan mevzu olmasın, ne alakası var?
ülkeyi kadın memesi için satarım diyebilen ahmetin son zırvası. biz düşünüyoruz ahmet söylediklerine de , biraz da sen düşünsen , düşünerek yazsan keşke.
tipik altan kardeşler zırvalşarından biri. aynı ahmet "vatanınızı değil karınızı sevin" diyebilmiş "bir kadın memesine vatan satarım" diyecek kadar düşmüştür. büyütmeyin gözünüzü seveyim. ermenistanın gugün türkiye sınırlarını tanımadığını bir yana koyup caaanım efendim sınırları niye açmıyoruz böyle bir kötülük yapılır mı ermeniler bizim kardeşimiz diyen bir sürü zerzavatın olduğu ülkede niye şaşırıyorsunuz? adamlar anayasalarında türkiyenin doğusu için batı ermenistan diyor ama bunun bir önemi yok. hep bu türklein ibnelikleri işte.
halbu ki türkiye anayasasında ermenistanı türk toprağı olarak tanımlasa aynı ahmet, türklerin ne kadar büyük ermeni düşmanı olduğundan yayılmacı, işgalci,faşist,ırkçı vs. olduğundan dem vururdu. oysa ermeniler anamızı gözümüzün önünd egötürrseler kardeşimizi kesseler hakları vardır. ah ahmet ve ahmet gibiler bu ülkeye ne kadar büyük bir kötülük yaptığınızın farkına bir varabilseniz. aslında savaştığınızı söylediğiniz ırkçılığı nasıl beslediğinizi bir bilseniz inanıyorum susardınız.
misal ermenilerin önce 750 bin sonra 1.5 milyon olduğunu iddia ettikleri(pek çoğunun mazerı amerikadadır ve torunları yaşamdktadır bu öldüğü iddia edilen kişilerin) ölen ermeni sayısına karşılık ölen 550 bin türk vardır ama o konu önemsizdir. amına koyayım bizim kanımız ermeniye helal olmayak kime olacak?kardeş değil miyiz ahmet? bizi ermeniler kesecek tabi değil mi lan?
kısaca bu adam iki yüzlüdür ve bu ülkede ırkçılık ateşinin altına en çok odun atanlardan birdir. bunu sözlük hümanistlerinin değimiyle bır ırkçı bir faşist olarak söylüyorum. ahmet gibiler olmasa bizim içimizdeki ateş önce küllerinir sonra söner gider. ama bir bırakmıyorlar ki sönsüzn gitsin. işlerine geliyor sanırım.
ayrıca türkiye ermenilerininde ne kadar ahlaksız bir toplum olduğunu görüyoruz. zira kendileri türkiyenin "soykırımı" konuşması gerekiyor derken ağızlarından aynı dönemde ölen türkler hakkınd atek kelime duyulmuyor. azeri topraklarını işgalden , türkiyenin tanınmayan sınırlarından, ermeni anayasasındaki türkiyenin doğusuna batı ermenistan denmesinden hiç bahsedilmiyor!? ya hocalı katliamı?onund abir önemi yok varsa yoksa sınırlar açılsın. insan olarak iyi olabilirler ama politik olarak gerçekten nefret edilesi insanlar. ahmetcik birazda bunalrdan bahsetsin sonra gelsin bu hadiseleri yorumlasın. bu kadar politik meselelere giriyor almanyanın nasıl hitler gibi bir insnaı başa getirdiğini incelesin. hangi şartlar yüzünden bu adam başa çıktı ona baksın. sonra çıkıp türkiyede hitlerler yetişiyor diye zırıldasın. o hitler vari tipleri sizler yaratıyorsunuz ahmet .. uyan lan.
vicdan sahibi bir insanın yazdığı ama sadece vicdan sahibi insanların onaylayacağı yazıdır.
ama onlar da bizi öldürdü diyebilen insanların olayları nasıl da kendilerine yonttuğunu hala tüm çıplaklığıyla görebilmekteyiz. yahu ''onlar'' kim? biz kimiz? bunları hiç düşünüyor musun ey canım ciğerim? biraz önce tv canlı bağlantı kurdu erivan'dan. muhabirin yanında maç için california'dan gelmiş yaşlı bir ermeni. adam türkçe konuşuyor be. türkçe. bu adamın anası babası belli ki anadolu kökenli. dünyanın neresine giderseniz gidin bir ermeni bulursunuz ve o ermeni eğer çok genç değilse mutlaka türkçe biliyordur ve mutlaka dedesi veya ninesi bir şekilde hayatta kalıp dünyanın bir ucuna göçmek zorunda kalmıştır. yurtdışında bir ermeniyle konuşun bakalım nereli çıkacak. evet biraz vicdanınız varsa durup düşünürsünüz bunca insanın bu uzak ülkelerde işi ne? keyiflerinden mi terketmişler buraları? niye diaspora deniyor onlara hiç durup düşündünüz mü? diaspora kelimesinin anlamını 2 dakika nefes alıp bir daha okudunuz mu hiç?
bu insanlarla çok değil 90 yıl önce vatandaştık. azeriler'den bile yakınlardı bize, mahallemizin manavı, okulumuzun hocası, hastanemizin doktoru, gittiğimiz kanto'nun dansçısıydılar. şimdi biz hala buradayız ama onlar yok. burası onların da yurtları olduğu halde yoklar burada. hala yurtlarından çok uzakta hiç alışamadıkları, huylarını sularını bilmeyen milletlerin arasında yaşam mücadelesi veriyorlar. hala bir gün atalarının topraklarına geri dönmenin o güzelim anadolu toprağına kapanıp öpmenin hayalini kuruyorlar. ve hala onların oralarda olmasına sebep olan felaketin yasını tutuyorlar, karşılarında dalga geçer gibi hiçbir şey olmamış gibi davranan millete de haliyle kin güdüyorlar. vicdanınız varsa durup 2 dakika düşünürdünüz.
evet onlar da bizi öldürdü. ama buradaki ''onlar'' kim? ve ne zaman ''bizi'' öldürdüler? bir araştırmasını yapıp öğrendiniz mi? size ezberletilenlerden sıyrılıp okuyup gerçeği öğrendiniz mi?
1915'te ermeni çeteleri köy basmıyordu. ama o 1915'de edirne'den hakkariye kadar ne kadar ermeni varsa yollara sürülmüştü, çöllere sürülüyorlardı.
1916'da da ermeni çeteleri köy basmıyordu ama artık osmanlı askerlerine direniyordu. intikam istiyorlardı ama rusya dizginliyordu bu çeteleri. bu arada sivil ermeni halk yollarda telef oluyordu.
1917'de rusya savaştan çekildi ve ermeni çeteler o intikam şansını buldular. ama iş işten geçmişti, birkaç köy basıp katliam gerçekleştirdiler ama kısa sürede osmanlı ordusu gelip bunları dağıttı.
bunları bilmeyen bünyeler tabi ki ortaya çıkıp ''ne soykırımı, ne öldürmesi, biz ermeni filan öldürmedik, onlar öldürdü bizi'' diyebilir. bu satırları yazan sözlük yazarı da cahilken böyle düşünüyordu zira.
hayal gücü ve inanılmaz bir trajedi kurgusu ile yoğurulmuş bir acındırma, buram buram serzeniş ve veryansın kokan; siz bilir misiniz ha, bilirmisiniz? diye duygu yüklü giden ama gerçeklerden son derece uzak bir romanın başlangıcı gibi birşey.
kendisinin sadece tehlikeli masallargibi şahsımca saçma sapan erotik içerikli romanlar yazmasını diliyor ve allah bildiği gibi yapsın diyorum.
yazı zaten fazlasıyla taraflı da, "şimdi yanan öldürülen masumcacık ermenileri gözünüzün önüne getirin" muhabbeti, bizi "şehit edebiyatı" ile suçlayan azınlıklarımızın pek hoşuna gitmiş.
evet gözümün önüne geliyor, yakaladığı ermeni çetecilerinin kendi kapı komşusu olduğun görünce cayır cayır ateşe veren karadenizlilerin hikayesini anımsıyorum.
bir de şimdi icad edilmiş "ermeniler çok usluydu biz sürdük" muhabbeti var ki: (bkz: @2696648)
babaannem ömrünün 75 senesini kars'ta geçirdi devamlı olarak. peki bu yazıyla babaannemin ne alakası var?
babaannem bu yazıyı hiç okuyamayacak, zaten ahmet altan okumak gibi bir zevki ve derdi de yok. fakat okumuş olsaydı, ahmet altan'a söyleyeceği sözleri sevgili ahmet'in o sevgi kelebeğinden ödünç alınmış kalbi kaldırabilir miydi bilmiyorum? ermenilerin yaşattıklarını "yaşayan"lardan öğrenebilenlerin bu kadar saçmalayabileceklerini de sanmıyorum.
bursa'dakini oradakini buradakini karıştırmayın, karşılaştırmayın demiş bir de güzel ahmet. zaten ittihatçılar da hareket olsun diye ermenilerin yerlerini değiştirtmeye çalıştı değil mi? yoksa onlar paşa paşa takılıyorlardı yerlerinde. zaten hiç birinin de en ufak bir örgütlenmesi yoktu değil mi? manyak mısın fantastik karakter misin? sen ne ayaksın?
insaf edin biraz! dört tane deli zırvasıyla büyük bir milleti katil ilan edecek cüreti nerden buluyorsunuz?
sonuç olarak ahmet altan'ın at gözlüğünün nasıl bir şey olduğunu tanımladığı yazısıdır! malum ilk deneme başarısız olmuştu!
'ahmet altan nobel yolunda' başlığı altında okunması gereken yazıdır.
açıkçası ahkam kesilmesi her konuda olduğu gibi bu konuda da fena şekilde canımı sıkmaktadır.
ne gazeteciliği yaptığına karar vermesi gerektiğini düşünüyorum insanların. yani aşk-meşk yazacaksan yaz okuyalım, yok siyaset yazacaksan yaz onu da okuyalım ama siyasiliği aşikar bir meseleyi, "empati kurun, kalbinizle okuyun" "ayıp, günah, yazık, aşık bir ermeni genci, sevdiğiniz insanın öldürülmesi" gibi taktiklerle vicdan yoluyla burnumun ucuna koyma, zira ben samimiyetinden şüphe ediyorum artık. istikrar bekliyorum, köşesi olan herkesin aklına geleni yazmasından nefret ediyorum. ne okuyacağımı kestirmek istiyorum birazcık ya ne bileyim. çok şey mi istiyorum?
doğru şeylerin yanlış ağızlarda telaffuzu da canımı sıkmaktadır. bazısı ne dese bana dokunmaktadır. evet efendim ben önyargılıyım.
baba ve piç'i okuyanlar bilir: 'babasını tanımayan birinin dedesinin günahıyla yargılanması' abesle iştigaldir.
ceddimin özrünün benden beklenmesi de.
ben ahmet altan'a mırıldanıyorum buradan 'özür dilerim' diye zira kendisi bir soykırım iddiasına kalbime dokunarak açıklık getiremez. ha bir de ahmet altan benim kalbime kılıç yarası gibiden sonra bir daha hiç dokunamadı, bundan sonra da dokunamaz.
ağzından salya halinde akan liberalliğinin göstergesidir.inanmayın arka fonda çaldığını söylediği ermeni türkülerine, yüzbinlerce ermeniyi kafasını taşa vurarak tecavüz ederek öldürdüğünü söylediği teşkilat-ı mahsusa'ya.be ahmet altan, tamam taraf okurları sana güvenip araştırmaz, laaan doğrudur mnkym ne vahşi barbar orospu çocuklarıymışız diye ermeni türkülerini meraka ve ermeni ağıtlarına altyapı yapmaya başlayabilirler ama; bi düşün be ahmet altan homo sapiensi.biraz araştırma yap, öğren ne nedir ne değildir diye.teşkilat-ı mahsusa'nın kaç kişiden oluştuğunu, osmanlı devleti'nin derin devleti kıvamında olduğu söylenen gizli örgütü teşkilat-ı mahsusa'nın nasıl işlediğini ve kimlerin elinin altında olduğunu.o zamanlarda asıl uğraştıkları meselenin ne olduğunu.biraz araştır, biraz öğren be mnkym.