belki ilginizi çeker
  1. · jeremy bentham
  2. · zihin felsefesi
  3. · edep
  4. · madem ateistsin o zaman neden çalıp çırpmıyorsun
  5. · laik olduğu halde ahlaktan bahseden kız
  6. · etik
  7. · diyanetin 29 nisan 2007 tarihli basın açıklaması
  8. · etik ahlak
  9. · siyasi içerikli girilerin çok gereksiz oluşu
  10. · mustafa
gündem
  1. · kar yağarken hissedilen duygular
  2. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  3. · prison brake
  4. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  5. · sözlük yazarlarının itirafları
  6. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  7. · uludağ sözlük
  8. · just one more match i promise
  9. · öss yi kazanmak

ahlak  

 sayfa  / 2
  1. (prometheus, 14.04.2004 12:27 ~ 12:28)
  2. içsel dünyayı dışa yansıtma sözlüğü*
    (perdue, 27.10.2005 17:04)
  3. yazılı olmayan ve toplumda düzeni sağlayan kurallar bütünüdür ahlak ve tamamen kişinin vicdanını temel alır.

    toplumda huzuru ve güveni sağlamaya yönelik olan bu kurallar neticesinde yaptırımlar da sosyal olmakla beraber bazı konularda yazılı kurallarla da denetim altında alınmaya çalışılmaktadır.

    cürüm işleme olasılığı olan bireyi engelleyecek yaptırım temelde sosyal çevreden gelerek dışlama ve yadırgama gibi sosyal tepkilerdir.
    yine toplumun ahlak ve çözüm seviyesine göre de linçe kadar uzanabilir.
    (right lane must exist, 27.10.2005 17:33)
  4. herhangi bir suça karşı her türlü cezayı meşru kılan, bazen çok tehlikeli bir arınma kaygısı;

    (bkz: tecavüzcülere verilmesi gereken cezalar/!skuba)
    (skuba, 17.10.2006 02:50)
  5. kişinin iradesi tarafından konulan, cezası, yaptırımı kişinin vicdanı tarafından verilen kurallar bütünü. bir cüzdanı çalmayı düşünmek, hayata geçmese bile, ahlaki bakımdan bir suçtur ve cezasının vicdan azabı olarak verileceği öngörülür.
    (twinkle, 07.11.2006 00:12)
  6. son derece değişken olan kavramlardan bir diğeri. insan olanın insanca yaşaması için sahip olunması gereken, uygulanması elzem olan yazısız kuralların bütünü olarak bu mefhumu tanımlamak yanlış olmayacaktır.

    aslına bakılırsa birey olarak değil de toplum olarak yaşamanın bir gereği olarak görülebilir ahlak. en başta kendimizce yapmaya çalıştığımız tanıma baktığımızda da bunu görürüz.



    tek bir bireyi ele alalım… yada birbirinden habersiz tek başlarına yaşayan birkaç bireyi ele alalım… her bir birey elbette kendi uygun gördüğü gibi, başkalarına zarar verme yada başka toplumsal kaygılar duymadan kendi yaşayışını belirleyecektir. herkesin kuralları yine kendine göre olacaktır. a kıtasında yaşayan birey b kıtasında yaşayan bireyden haberdar olmadığı için anlayışları kesişmeyecektir. yaşayışları da… dolayısıyla iki kişinin üstünde ortak bir paydanın yani ahlak kurallarının tepeden inmesine gerek kalmayacaktır.

    işe bireyin yanında toplum bazında bakacak olursak meselenin boyutları değişir elbet. aynı coğrafyayı paylaşan bireyler yine farklı hissiyatlarda, farklı paradigmalarla meselelere bakacak; değerlendirmeleri, kabulleri ve yaşayışları da o bakışa göre olacaktır. lakin toplum olarak yaşamanın ve toplumsal huzurun sağlanabilmesi için yukarıda bireysel olarak meseleyi ele alırken de değindiğimiz gibi bu topluluğun tamamını kapsayan ortak değerlerin kabul edilip uygulanmasının, bu üst değerlere göre toplum içerisinde düzenin sağlanmasının doğru olan olduğu görülecektir.

    bireylerin ahlak anlayışı ve değerleri aynı toplum içinde elbette değişebilir. bundan insani ve normal bir şey olamaz. lakin günümüzün gitgide küçülen ve kültürel sınırları kaldırmaya başlayan dünyasında insanların ortak değerleri benimsemesi dünya barışı için önemli ve elzem bir eylem olacaktır. toplum bazında bunu sağlayamazken insanlık bazında bunu sağlamak ütopik görülse de düşünebilen, sağduyuyla meselelere bakabilen insanlar elbette yüzyıllar içinde insanlığın ortak ve ahlaki değerlerini ortaya koymuşlardır.
    (bulanti, 20.04.2007 14:17)
  7. "ahlak, güzel ahlak...sınırla beni...vicdanımdan tut ve ez beni...her yerde bul beni, kızdır beni, üz beni...ama beni kandırmalarına izin verme gerçek ve güzel olan, tek olan ahlak.....çünkü sen beni sınırladıkça, ben özgürleşiyorum..." cümlesini söyleten esin kaynağı.
    (korkusuz ördek, 27.07.2007 22:50 ~ 02.08.2007 00:22)
  8. ahlak göreceli bir kavramdır.toplumun yaptığı denemelerin bir ürünüdür, zaman içerisinde hep değişir...ahlak kurallarının konulmasındaki amaç toplumdaki başıboşluğu elden geldiğince önlemektir.ahlakın karşılığını doğada aramak boşunadır.doğa canlının yaşamak için amansız bir kavga içinde olduğunun göstergesidir, yani ahlak doğaya karşıdır.
    (indis saralonde, 02.08.2007 18:17 ~ 18:20)
  9. değişmeyecek mi şimdi ahlak her şeye rağmen, andre gide, oscar wilde,
    marcel proust boşuna mıydı, yok yani boşuna mıydı?
    ben öpüşmek istersem bir at kestanesiyle
    ve yatmak isterse azrail kendi öz annesiyle
    kim karşı çıkacak! kim, ama kim, hı?

    - suçun neydi kardeş!

    - özgürlükler şirkettendir demiş bulunduk da abi!

    k iskender
    (ahmak ı hayal, 09.09.2007 18:41)
  10. toplumlara ve zamana göre değişen,düzeni sağlamak amacıyla o toplumda yaşayan bireylerce belirlenen yazısız kurallar bütünüdür ahlak..ancak derinlemesine baklıdığında bireylerin bakış açılarına,eğitim seviyelerine,yaşam koşullarına göre doğal olarak değişen,farklılıklar gösteren bir olgudur..ahlak anlayışındaki büyük farklılıklara rağmen,yeterli eğitim seviyesine ulaşılmış bir toplumda,kişisel hak ve özgürlüklere gereken saygı gösterilerek,orta yolu bulmak çok güç değildir..
    ancak gerekli ilerleme henüz kaydedilememiş,eğitim seviyesi bireyden bireye uç noktalarda farklılıklar gösteren toplumlarda ahlak anlayışı kişisel özgürlükler göz ardı edilerek bireylere dayatılabilir,zorla kabul ettirilmeye çalışılabilir..(bu durum ne yazık ki ülkemizde de somut bir şekilde görülmektedir)..
    töre cinayetleri,kan davaları,bekaret ve namus kavgaları yüzünden yitip giden canlar,bu bilinçlere kök salmış ve ilkellikten uzaklaşamamış ahlak anlayışının yaşanan örnekleridir..
    (evrenin sonundaki babil balıgı, 09.09.2007 19:33 ~ 14.09.2007 01:25)
  11. (bkz: moral)
    (aytok, 14.09.2007 11:59)
  12. olmadığı takdirde insanı her türlü rezilliğe müsait hale getiren, olduğu takdirde sağlam bir karakter sahibi yapan değerler bütünü.

    ayrıca ahlaki kurallar yaşanılan topluma göre kısmen değişse de insan olmanın getirdiği bazı kurallar her toplumda aynıdır.
    (abdkl, 26.12.2007 10:39)
  13. kişiden kişiye değişir,göreceli bir kavramdır.bir insanın ahlaksız bulduğu başka bir insan için normal olabilir.
    (darksideofthemoon, 29.03.2008 13:11)
  14. kutadgu bilig'de derslerine rastladığımız önemli bir yaşam düzeni ve değeridir.

    sahip olunmadığında,özellikle bu konudaki kalıpları yerleşmiş toplumlarda yaşayanlar için önemli bir eksiklik ve dışlanma sebebidir.
    (kız babası, 13.04.2008 13:56)
  15. kişilerin kişilerle ve kişilerin toplumla kendi hareket alanını maksimum düzeye çıkarmak ve kendilerinin var olan hareket alanına kişiler ve toplumca yapılabilecek müdahaleleri minumum düzeye indirmek maksadıyla bilinçli bilinçsiz yaptığı unutulmuş sözleşmenin adıdır ahlak.ahlak olgusu görecelidir çünkü özü insandır. değişkendir çünkü ihitiyaçlar sonsuzdur..değişime dirençlidir çünkü alışkanlıklar bağımlılık yapar...siyasaldır çünkü güçlünün sözü geçer.....ve en önemlisi uydurmadır....zira insan bütün herşey değişirken yoluna eski ahlak anlayışı ile devam edemeyeceğini bilir...
    (haymatlos79, 06.07.2008 21:44)
  16. ahlak en az iki kişiyi gerektirir. öyleyse ahlakın temellendirileceği yer ötekidir. eğer öteki karşısındayken kendimi kısıtlıyorsam, onu bir bilinç olarak kabul ediyorumdur veya onu bir bilinç olarak varsayıyorumdur. tıpkı tanrı gibi, öteki de var olmasa bir şey değişmez. ben onu 'var' saydığım sürece, onun gözetimi altındayım. -panoptikon, hep tedirginim, hep ötekinin bakışları altındayım, hep sorumluyum. ama bir makalede okuduğum gibi; beni yargılayan yine de öteki değildir, öteki kendimi yargıladığım yerdir.
    (comtesse de lautreamont, 12.08.2008 02:29 ~ 05.05.2009 22:14)
  17. toplumsal vicdan anlamına gelebilecek bir sözcüktür. psikanalitik kuram açısından bakıldığında içgüdülerden süperegonun karşılığı olarak ele alınabilir.

    ahlak kişinin mizacı ve çevresinden öğrendikleri sonucu şekillendiğinden kişiye özgüdür. her bireyin ahlak anlayışı diğer bireylerden farklılaşmakta ve aslında biriciktir.

    bu biricikliğe rağmen ahlak, kişinin isteklerinin toplumca onaylanır hale gelmesini içermekle birlikte kişisel istekler baskın olduğunda zaman zaman toplumsallıktan çıkıp yine bireysel olabilmektedir. bu gibi nedenlerle de ahlaklı, ahlaksız kavramları gündeme gelir ki bu da aslında ahlakın toplumsallığın yanı sıra ne kadar kişiye özgü olduğunun göstergesidir.
    (molly, 16.08.2008 12:32 ~ 12:36)
  18. felsefi olarak ahlaki sorumluluk ancak, özgür olma önşartı mümkünse başlar.
    (sofist tepen sokrates, 13.11.2008 00:33)
  19. sadece dindarlarda bile değil, sadece müslümanlarda olur. ivit. bütün dünya yanlışlarda. ayrıca ahlak denen şeyin bir tane tanımı var, onu da en iyi müslümanlar bilir. cehennemde çıtırtılar çıkararak yanmak istemiyorsanız (oyhş, bi an yandığınızı hayal edip orgazm oldum) bize danışınız, ahlakı anlatalım size.
    (yenisekme, 13.11.2008 00:37 ~ 00:37)
  20. ahlak birz daha bütünü kapsayan doğru-yanlış değer sistremi olmalı biz sadece gözümüzün önünde olanı veya bize birazcık dokunanın ahlakını sorguluyoruz genellikle

    yok bilmemkim işadamı vergi kaçırmış, eksik vermiş o kadar kazanmasına rağmen etikmiymiş, olurmuymuş. yaaa! zaten bu adam sermayesi her geçen gün katlanırken işçilerini karın tokluğuna çalıştırıyo (ve dolayısıyla o işçilerin aileleride karın tokluğuna yaşıyo). biz ahlak düşkünü, etik avcısı çağdaş insanlar hala vergiden bahsediyoruz. peki niye kise büyük resme bakmıyo. sistemin namusunu kim temizlicek peki

    veya konuşuyoruz işte. doktor bi ilaç yerine kendi anlaşmalı olduğu ilaç firmasının aynı ilacın mudaili olan karşılığını yazmış, vay efendim ahlaksızlıkmış, hiçde etik deilmiş onu konuşuyoruz. o adi doktorun ne kadar şerefsiz olduğunu vurgulayarak vicdanımızı tatmin ediyoruz. lan! bu memlekette kimisi en ufak sağlık problemi için amerikan hastanesine helikopterle inerken; kimisi hastane kuyruğunda ölüyo. bizde hala o kuyrukta ölen vatandaşın hastanesinin avlusunda doğru ilacı yazmayan doktorun ahlakını sorguluyoruz çok umurumuzdaymış gibi

    aynı çatı altında parası olanların iyi sınıflarda parası olmayanların daha kötü, eksik sınıflarda okutulduğu bir okulda öğretmenler utanmadan ahlak dersi veriyorlar öğrencilere. bilmiyorum belkide utanarak öğretenenin meşrebine göre değiğşebilir.

    ahh dostlar ahlak adı altında bazı kalıp kurallar yerleştirmek, ezberlemek yerine vicdan kavramının üzrinde dursak doğruyla-yanlışı, iyiyle kötüyü birdirinden daha iyi ayırmayı başaramaz mıyız ?
    (essitalopram, 10.01.2009 17:10)
  21. bozulması bir toplumun intiharıdır..hangi devirde, hangi kültürde olursa olsun..
    (zeus, 21.01.2009 10:20)
  22. ahlak, moral ve etik gibi kelimelerle ifade edilmesine karşın özellikle etik, ahlak kavramından farklı bir anlam içermektedir. etik, ağırlıklı olarak felsefenin inceleme alanı iken, ahlak ise çoğunlukla sosyoloji ve psikolojinin inceleme alanına girmektedir. etik, ahlak felsefesidir; ahlaksa toplum içinde bir arada yaşama sorunlarını düzenleyen kurallardan, değerlerden, haklardan, görevlerden oluşur. ahmet inam(1998: 98-99) bunu “düşünülen ahlak” ve “yaşanan ahlak” şeklinde bir ayrıma tabi tutmaktadır. düşünülen ahlak, kaygı duyulan, sorgulanan ahlaktır. yaşanan ahlak konusunda ise herkesin bir kanısı, görüşü, izlenimi olabilir.


    etik, her şeyden önce, insan ve toplum için ideal olanın araştırılması çabasıdır. daha geniş bir bakış açısı ile bütün etkinlik ve amaçların yerli yerine konulması, neyin yapılacağı ya da yapılamayacağının, neyin isteneceği ya da istenmeyeceğinin, neye sahip olunacağı ya da olunmayacağının bilinmesidir. ahlak ise bireysel ve sosyal deneyimimizin, insan davranışını yönlendirmesi gereken kurallara ve hayatta peşine düşmeye değecek değerlere karar verilmesi yoluyla anlamlandırılabilmesi için, akıl yoluyla oluşturulan sistematik bir girişimdir(tüsiad 2005: 51)


    genel bir değerlendirme yapılacak olursa ahlak kavramı, bir arada yaşamaktan kaynaklı yaratılmış yazılı veya yazılı olmayan kuralların dayattığı ve bireyin içselleştirdiği, daha mutlu bir toplum yaratılması amacı ile oluşturulmuş bir değerler bütünüdür. toplumca dayatılması ahlakın sosyolojik boyutunu, birey tarafından içselleştirilmesi veya içselleştirilmemesi ise ahlakın psikolojik boyutunu vurgular. bununla birlikte etik adı altında irdelenen ahlak anlayışı ise insan ve toplum için ideal bir ahlak felsefesinin oluşturma çabasıdır.

    tarafımdan yapılmış bir çalışmadan
    (asayisberkendal, 02.02.2009 21:43)
  23. şimdilerde yıkık bir duvar, giderek toz zerrecikleri havada uçuşacak.
    (maviden siyaha, 21.03.2009 20:33)
  24. din kaynaklı ise gevşek bir zemindedir, tabu kaynaklı, önyargı kaynaklı olma ihtimali büyüktür çünkü. içselleştirilmemiş ahlak değerleri dine, ve o dini benimsemiş topluma uyum adına kabul edilir, edilir görünülür. ancak akılla temellendirilen ahlak, salt din kaynaklı olmayan ahlak samimi, sahicidir. ve ancak bu insanlardan ahlaki zaaf beklemeyebilirsiniz.
    (manto, 03.04.2009 15:09)
  25. ''bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. işte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. burada itaat edilir! dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: nasıl olur? bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl "coşturacağını" bilir. sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.''

    böyle buyurmuş friedrich wilhelm nietzsche.
    (nightshade, 26.06.2009 07:36 ~ 07:37)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil