bir şeyden emin olunduğunda ilerigörüşlülüğünü ıspatlamak amacıyla söylenen söz ve icraate geçirilen harekettir.
genelde sağ elin baş parmağıyla yazılır oraya. parmak masaya sert şekilde vurulur ve yazı yönünde 5-10 cm kadar kaydırılır.
hayali tahtaya yazmadan önce bazen işaret parmağı (aslında o bir kalemdir o anda) agıza götürülüp yalanır (yazmayan tükenmez kalemlerinin küçük bilyelerinin dile sürtülmesi gibi). bu haraket yandaki dinleyici tarafından iğrenç gözükür. anlatıcı yalama haraketini yapıp "aha buraya yazıyorum" dediğinde dinleyici yazılan yeri hayali silgi ile silmek ister çoğu zaman.
yaşını sorduğumda yıl değil gün hesabı yaparak hayata ve an'a verdiği değeri ispatlamış kişidir.
yaşanan her günün getirdiklerinin ve götürdüklerinin bilincindedir.
olayların sonuçlarından ziyade süreçleri önemlidir onun için izlenimi verdi bana.
anlaşıldığım hissini vererek beni mutlu etmiştir.
karşılıksızve çıkarsız ilişkilerin kurulmasına zemin sağlamak zoruna gitmiyor.
muhabbete köstek değil destek oluyor.
tüy döken kedisi gömleklerin üzerinde uyuyor ama en azından ölü değil.
takip edilesi,merak edilesi,muhabbet edilesi kişi.
bir girisiyle beni ağlama krizine sokan, çok içten ve samimi yazan yazar. girilerimizle anlaşıyoruz bu ara. çok konuşmadan ama birbirimizi anlayarak. beni anlayan bir insan buldum sonunda ne mutlu bana. o eğlenceli halinin ardında bambaşka bir insan var. bir kaç girisini okuyunca galiba beni tanıyor dedim o kadar aldı beni kendimden. sana bol teşekkürler buradan. iyi ki ağlatmışsın beni de tanışabilmişiz.
bazı girileriyle beni ters köşe edip gülmekten kırıp geçirmiş yazardır. kendisiyle hemen hemen hiç muhabbetimiz olmamasına rağmen nesildaşıma hoşgelmişsin diyorum.
içindeki yazma aşkına ithafen:
aşk imiş her ne var alem
ilm bir kil ü kaal imiş ancak
yazdığı girilerle, kah güldüren, kah eğlendiren, kah düşündüren, kah " vay anasınııı beee..!! " dedirten, nesildaşım ve galatasaraylı olduğunu düşündüğüm ve yine ayrıca girierini severek okuduğum yazar arkadaşımdır.. sevilesi insandır.. şirinler köyünün gizli yol haritası, nick altına bırakılasıdır.. takip edilesidir..
şu dünyada aşk adına gurur duyabilecek bir şey yapmadıysan, hiç yaşamamış say kendini diye düşünen yazardır. yıllardır ayrıldığı sevgilisini bekler... yıllar sonra, yaşlandığında neden bu kadar bekledin diyenlere cevabı ise'' gurur duymak için '' olacaktır.
kafamı karıştıran yazardır. onun zaman zaman çok üzgün olduğunu hissetmek beni de üzer. çoğu mesajıma cevap vermez ama ey nick altı yazdığım sözlük yazarı, eğer beni duyuyorsan lütfen şu karamsarlığından sıyrıl biraz, hanım-bey diyaloglarımızı özletme.
ahanda demin bana yazmıştır. bana nesil abiliği eden, geceden beri çılgınlarca giri koşturan bana çok yazmanın mühim olmadığını hatırlatan tapılası insan.
sözlük aha buraya yazıyorum, bazen insana kendini kaybettiriyorsun.
6 sene önce bugün çenesi kırık olduğundan; aklından geçen binbir çeşit şahane yemeği, yine şahane biçimde anlatarak sol framee taşıyan altıncı nesil yazardır. gecenin bu saatinde böylesine iştah açıcı başlıkları açmasını hiç etik bulmuyor ve çıldırıyorum şuan.*
hayata dair bazı klişeler var:"bu hayattan nefret ediyorum", "insanlardan nefret ediyorum", "kendimden nefret ediyorum" gibi misal. örnekler çoğaltılabilir. birçoğu o an şiddetli bir şekilde hissedilen olumsuz duyguların ya da kötü geçirilmiş belli bir dönemin ifade şeklidir. insan hayatı da kendini de sever esasında, varlığını sürdürmek ister. ne bileyim, default ayarımız bu. doğuştan on geliyor. gerçekten hayatı sevmeyen azınlık ise kendi yöntemleriyle göçüp gidiyor zaten.
benzer bir ayar insanoğlunun acıyla imtihanında da mevcut. bünye kaybedilen ne olursa olsun acıdan kurtulma mücadelesini veriyor her daim. yaşanan huzursuzluğu, acıyı varlığını sürdürme dürtüsü karşısında bir engel olarak görüyor. bu yüzden yoğunluğu ne derece olursa olsun yaşanan acı bir şekilde unutuluyor. unutacağız, mecburuz buna.
yazarın `@3475528 ` numaralı girisini okurken gözyaşlarımla girdiğim mücadeleyi yitirdim bu anlamda. uzun zamandır böylesine mücadeleye girdiğimi ve yenildiğimi hatırlamıyorum.
edith piaf : haa böyle bodoslama atlamış gibi oldum tabi. bir de böyle yazarımız var. 234324234 tane girisi var zaten. okuyoruz da. okunmadığını falan düşünmüş de.
ne zaman içimizdeki kendimizi giyerek sokaklardaki saklı hallerimizle karşılaşsak;
bir yanımızda önce derin bir güvensizlik, sonra da küskünlük konaklıyor.
bunca kuşatmanın bizi önce belirleyip sonra baştan çıkartan tuhaf kamaşmasını anlamaya çalışarak,
tuhaflık rüzgarıyla durmadan sarsılıyoruz.
aynalarda bile bulmakta güçlük çektiğimiz bedenimiz, bazen bizim olamıyor bir türlü. çerçevelere sığmayan ruhumuzun aynası en yakın yoldaşımız oluyor her zamanki gibi.
dingin ve tariflenmiş yaşantıların, mazbut ve mağlup sokaklarından uzaklaşırken başlıyor tragedyamız.
bir kez daha keşfediyoruz yaşam denilen kaçınılmaz gerçeğin gövdesinde kendimizi.
bir kez daha çıkıyoruz, büyük sözlerimize rağmen ağrılı,tuhaf, şaşırtan, ezberimizi bozan yolculuklara...
böyleyken böyledir işte kendisi ezberlerimizi bozdurur ve yazdıklarıyla şaşırtır da şaşırtır..
kendini seven yazar. hayatta doğrularıyla ve doğruları için yaşamış olduğunu tahmin ettiğim ve bu yazıyla, kendi cümlelerimle tahminlerimi yazmaktan ileri gidemeyeceğim yazar aynı zamanda.
onu tanımamın sebebi masallardan kopmuş aşkıdır aslında ilk yazdığım mesajlarımdan biri de” sana değil belki ama aşkına saygı duydum olmuştur.”
ona olan saygım zaman içinde belirecektir çünkü. devamlı devrik cümleler kuran ben, hayatımı da bu devrik düzende kurmuş, insanları tersten takip etmişimdir belki de. sonucu devrilmelerle dolu hayatın bir parçasında doğru kararlar vermek için, sıcak konuşmalarımın altında şüphe duymuşumdur hep insanlardan. bakma sana da çok güldüğüme tanımadım daha seni. sıcaklık dışa vurduracak içindeki 30 yıllık ebt’ yi.
çoğu kişinin beğenisini ve ilgisini toplamış yazardır. belki çoğu karşı cinsin benim gibi. ama benim gibi olan tek yanları karşı cins olmalarıdır. çünkü aşık bir ağabeydir o benim için. aşkının sırrını biraz olsun öğrensem diye çekirgeliğini yaptığım yazardır( menfaatim için yanındayım belki de belli mi olur)
bazen mükemmel bir insan demişimdir onun için neden yalnızlığı seçmiş veya neden yalnızlığa terk edilmiş. çünkü hayatım boyunca kimsenin yalnız kalmak için tek sebebinin istemesi olacağına inanamadım ben. kim neden bu yolu seçtirmiş ona, zaman içinde öğreneceğim veya öğrenmeyi umduğum yazardır. benden bayağı bir büyüktür bu yazar yaşıyla olduğu kadar yaşanmışlıklarıyla da sanırım. ondan öğreneceğim çok şey olduğunu düşünmeme rağmen benden öğrensin dediğim de çok şey var (biraz da ukalalık yapıştı üstüme sayesinde)
ne mi öğrenecek hayatın tadını böylesine almış en komik yazılarında bile bir hüzün bulduğum yazar. bazen çok nezaketsiz be . şak diye kesiyor muhabbeti.
alınır mıyım?
yok alınmam genelde ama çekinilesi insandır bu yönüyle. o garip elektriğiyle tek kelimeyle küçük kardeşinin gönlünü de alabiliyor orası ayrı. tam bir ağabey işte anlayacağınız umursamaz, kardeşe şeker verip kandıran tipik bir adet haylaz ağabey
bazen de hayattan kopmuş, pollyanna tavsiyelerine bulamak istediğim yazardır şöyle geniş geniş bir gülse oh çekse. içinden “hep mutsuz olmalıyım uyumadan gözlerim açık yaşamalıyım” derken “bazen gözlerini kapatmalı hayata her şeyi görerek yaşayamaz ki insan” desin istediğim yazardır.
aldığı her yarayı bir daha olmasın diye kabuk bağlatmayandır. biraz o yüzden hep canı acımaktadır. bir daha acımasın sebebi olarak... aslında en büyük acıyı kendine yaşatan insandır kendine sakladığı kimseyi almadığı( behice dışında) özel alanında.
övgüyle yergiyi aynı anda insana sunup şapşal etmemelidir karşısındakini. ne oldum ne olacağım ikilemine düşürmemelidir insanı. (ddestiny burada gülmektedir o fotoğraftaki gibi)
yani anlayacağınız o tek tabanca yaşadığını iddia eden ama tek derdi insanlarla olan yazardır ve belki de bu derdinin öcünü her okuyanı ağlatmakla alan yazardır. kanmayın… gelmeyin bu oyunlara. dizi gibi takip etmeyin bu yazarı. zararlı siz çıkarsınız. bir bakmışsınız gecenin yarısı kahkahalarla sözlük okurken acılı bir başlığın altında onun yazdığını anlayacağınız bir yorum. ve sizi kıskacına alır sayfalarcaymış dinlemeden okuyuverirsiniz. takdire şayan bir eser deyip kapatırsınız sayfayı. eliniz başlat butonuna gider yolunu seçmiş bilgisayarı kapatmıştır bile. yatağa doğru ilerlerken aklınızdan geçer. ”ne olacak bu adamın hali geri döner mi acaba mutlu olur mu?” dersiniz veya “bu sefer unutturacak birini buldu herhalde" diyerek sevinçli... ama işin kötüsü, ertesi gün bu kıskaçtan o da kurtulamaz sizde. bu nedenle onu bir baş göz etme niyetindeyim sözlük( yine kendimi düşündüğümden)
tek düze hayatının incelikleriyle gerilim yaratan yazar. iyisin ya… garipsin ama iyisin. garip insanları severim.
bunları o gün senin nazlandığını gördüğüm için yazdım. bir de ben üzmeyim de içime dert olmasın diye. yoksa yine seni düşündüğümden değil yani havalara girme.