tanrının varlığının veya yokluğunun sorgulanmaması durumu. ateistler tanrının olmadığını idda ederlerken agnostikler için tanrı kelimesi birşey ifade etmez. daha doğrusunu sınırlı bilincimizle tanrının varlığını düşünemeyeceğimizi falan söylerler. tanrının varlığını veya yokluğunu sorgulamazlar.
bence deizm ile ateizm arasına koyulmalıdır. deist-agnostik-ateist
- bu konu hakkında ne düşünüyorsun kezban?
+ ben bilmem beyim bilir
- ama aş artık bunları. herkesin bir fikri olmalı
+ ondan değil, agnostistim ben
- ...tamam, ben bu konuyu... üstlerime ileteceğim*
kanımca en mantıklı fakat existent bir beyin yapısına sahip olduğum için asla uygulama(ma)da başaramayacağım inanç. kendi örneğimi vermem gerekirse nasıl bir bir su damlası içerisindeki mikrobun bizim dünyamızı anlaması mümkün değilse bizimde bu tür konuları anlayışımız en fazla kendi dünyamızdan vereceğimiz abuk subuk örneklerle olacaktır. bundan dolayı bunları sorgulamak vakit kaybı ve gereksizliktir.herhangi bir geçiş evresi falan değildir agnostiklerin çoğu zaten ateisttir. her hangi bir kanıt sunulana kadar tanrıya inanmamayı seçmişlerdir...
tanrıyla ilgili tartışmalara girmeyen fakat dinleri kabul etmeyen düşüncedir. ateist olmaktan veya körü körüne inanmaktan (ki bence ikisi arasında bir fark yoktur. iki düşüncede dogmatiktir çünkü) daha mantıklı olan düşünce akımı.
1800'lü yıllrda biyolog t.huxley tarafından geliştirilmiş bir düşünüştür. buna göre, tanrının varlığı kesin olarak bilinemez. şu haliyle 'tanrının varlığı kesindir' diyen teistlerden veya 'tanrı yoktur' diyen ateistlerden ayrışır, ona göre; dinler kesinlikle tanrıdan gelmemeiştir ve bu nedenle dinlerin tanrısı kabul edilemez. ancak yine de başka bir tanrının var olup olmadığı konusu şüphelidir. bilim ve bilimadamlarının tavırlarının çoğu kez agnostik olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
latin dillerinde a olumsuzluk ekine gnostos (bilmek) kelimesi eklenmek suretiyle türetilmiş bir kavram olduğunu hemen eklemeli. (yoksa başkaları ekler; ayıp olur)
birinci kutupta, katıksızagnostikler. yani bilinen manada tanrı'yı akıl yoluyla kavrayamayacağımızı söyleyenler ki aslında haklılardır, tanrı'yı görmemişizdir, bilim de kanıtlamamıştır. şekli şemali, bizi niye yarattığı bilinmez ancak iman edilebilir.
ikinci kutupta ise tanrıya inanan ya da inanmayan agnostikler vardır. bunlar agnostik deistler ve agnostik ateistlerdir. bunlar da kendi içlerinde tutarlı ve haklılardır. çünkü ne kadar tanrının varlığına ya da yoluğuna inanırsak inanalım elimizdeki bu bilgi hiçbir şekilde %100 doğru değildir. sadece spekülasyon yoluyla bu kanaate varmışızdır. "%100 biliyorum tanrı var" ya da "%100 biliyorum tanrı yok" demenin de aslında birbirinden pek bir farkı yoktur. bu da aslında bir çeşit bağnazlık olarak kabul edilebilir.
bu durumda ancak şöyle denebilir. "ben deistim/ateistim ama bu %100 doğrudur diyemem, bana tanrı'nın olma/olmama ihtimali daha yüksek görünüyor."
aslında bilimi rehber kabul ettiğimiz söylenirse de olması gereken bu tür bir yaklaşımdır.
bilinemezcilik.. tanrı varmıdır yokmudur gibi tartışmalara girmeyen bir felsefedir. asla bir din değildir. tanrının varlığının insan bakış açısıyla algılanamayacağına inanırlar. "ortada durayım, nemelazım ya varsa.." gibi bi sığlık değildir onlarınki. tanrının varlığı milyonlarca ihtimal arasından bi tanesidir sadece. ayrıca bu felsefenin tek derdi de tanrı değildir. "iki kere iki kaç eder?", "öğle yemeğinde ne yedin?", "kaç yaşındasın?" gibi soruların cevabı da bilinemez bunlar için..
tanrı için verilen en bilimsel yanıttır. bu akımı karşı tez ile çürütmek çok zordur. bilginin sabit olmadığı, değişebileceği, doğruluğunun ispatlanamayacağı gerçeği elinizi kolunuzu bağlar.
diyeceğim o ki, ateizmin yakınından bile geçmez, agnostisizm çok daha büyüktür, karşı konulamaz.
(bkz: @1557417)
edit: pek bi ukala filozof moduna girmişim ben bile anlamadım.
sadece şu var;
elimizdeki verilerle verebileceğimiz en doğru bilimsel yanıt agnostisizmdir.
durumunuza uygun birşeyin varlığını farkedip, benimseyip, cevap veremediğini görmek, sorgulamaya devam etmek, devam etmek, bulamamak ve geri dönmek. ahanda bir agnostiğin kısa devreli kısırdöngüsü böyle gerçekleşmektedir.
din ve dinin değerleri hakkında yorum yapmaktan çok, tanrının varlığını, bilimsel problem çözme yöntemine göre teorileştiren inanç ve/veya inançsızlık biçimi..
agnostisizm, kutsal kitaplarda anlatılan tanrı biçiminden çok, bilimsel algı çerçevesinde yaratma/varolma sorgusuna neticelendirilememiş bilinmezliğin çözümünü sunar.
"ben sadece gördüğüme inanırım" söylem ritüelinin, üç ve daha fazla boyutla algı gerçekleşebileceği, farklı kimyasal ve biyolojik ortamlarda farklı görsel biçemden sözedilebileceği teorisiyle kırılmasından sonra, agnostisizm; ateizm gibi kökten reddin üzerinde bir inanışın bilimsel tespitini anlatır olmuştur.
bütün metafizik alanı reddetmiş bir materyalistin biri "tanrı var mı sence?" dediğinde "bir de buna mı kafa yoracam ya!!!" tribidir.bananeciliktir."varsa da bana bi bok yapamaz" demektir.
iktidarın korkutuğu tek şeyin ona karşı gelinmesi değil onun umursanmaması olduğunu düşünürsek tanrı kavramının yok edilmesinin var olan yegâne yoludur. zira ateizm bile tanrı kavramını tartışmaya açarak onun gündemde kalmasına yardımcı olmaktadır bir bakıma.
agnostisizm, pek güzel açıklandığı üzere, tanrıya bir de su acıdan bakmaya ne dersiniz anlayışının en yenisi en çok fırtına koparanı olmuştur. dini otoriteler tarafından hoş karşılanmamışlar, ateistler tarafından orta yolcu olmakla suçlanmışlardır. belki de en sancılı ama bir o kadar verimli kuşak oluşlarıyla dahi saygıya değerdirler.
kanımca en gerçek agnostisizm saf haliyle ortaya atan kişi david hume olmuştur. kendisi tanrının varlığı hakkında yargıya varamayacağımızı ve hatta onu sorgulayamayacağımızı söylemiştir. ona göre buna gerek de yoktur. kendisi bütün metafizik kitaplarının yakılmasını dahi salık vermiştir. tabiki ingiliz empirizmi(hume iskoç ama ayırt etmek anlamsız o yüzyıl için) deyince akla ilk locke efendi geldiğinden yanılsama yasayabiliriz ama locke ilginç şekilde bu kısmı atlamıştır ve inançlı bir adamdır. hume tanrı fikrinin ise sonsuzluk, büyüklük gibi kavramları kendi kafamızda abartarak mı diyeyim, iste limitini sonsuza yaklaştırarak bu fikri edindiğimizi söyler. atıyorum tanrının en mükemmel varlık olması gerekliliğinden yola çıkarak diyebiliriz ki büyük daha büyük en büyük iste böylece sonsuz büyük kavramına ulaşırız.(yav gene anlatamadım; lan hume hayatımı kararttın)
hume’dan sonra kantda metafiziksel alanın sınırları hakkında bilgi sahibi olamayacağımızı savunmuştur. ama kant biraz daha farklıdır çünkü o inançlı bir agnostiktir. bunda şaşılacak bir taraf yok aslında kant tanrının ve diğer metafiziksel kavramların bilgisine ulaşamayacağımızı savunur. fakat inanç bilmekle, akılla olan bir şey değildir; daha hissi bir olaydır. hatta biraz uğraşırsam gazali'yi bile agnostik olarak ilan edebilirim.kendisi tanrının akılla değil de gönülle bulacağımızı savunmuştur ta bergson dan yüzyıllar önce.
neyse sonradan huxley'nin isim babası olduğu sistemin onun ellerinde olgunlaşması şaşırtıcı değil zira kendisi darwin’in cok yakın bir arkadaşıdır; darwin de kendisi gibi agnostiktir ateist değil. spenceradı anılmaya değer agnostiklerden..onun zaten hayatında en nefret ettiği şey dogmalar olmuştur. bilimsel dogmalar da dahildir bu sınıfa.
agnostisizm deyince akla gelen bir diğer isim de russellolmalı. kendisinin meşhur bir de yazısı vardır; "ben agnostik miyim yoksa ateist miyim?" diye. yazıda nereye gidersem gideyim bana dinimin ne olduğunu soruyorlar ben de herhangi bir sıra gözetmeden rasgele söylüyorum diyor.
eğer net bir felsefi acıdan bakmamı isterseniz ben bir agnostiğim der. sokaktaki adama hitap edeceksek bas baya ateistim der bu allahsız şahsiyet.bir de deşmeye de gerek yok aslında der. misal, biri görünmeyecek boyutta bir çaydanlığın güneş sisteminde bulunduğunu ve döndüğünü iddia etse deli der kovardık. ama dediği şeyi yalanlayamadığımız için kesin olarak reddedemeyişimiz bizi illaki şüpheciliğin karanlık dehlizlerine hapsedemez. iş yalnızca bu çaydanlık için her pazar tören yapılır, paskalya gibi etkinlikler olursa; iş değişir. insanlar o zaman bu çaydanlığa öyle kolay kolay çemkiremez der.
yüzyılımız için söylenmesi gereken bir şey daha var ki; su an omphalosizm(last thursdayism) diye akımlar ortaya cıkmış durumda.yani tanrı evreni gecen perşembe de yaratmış olabilir beş dakika önce de, kafamızdaki bütün bilgileri de o kurmuş durumda da olabilir; bilemeyiz seklinde savlar var.bu da agnostisizm in bir yan urunu olduğu için elbette hem ateistler hem de tanrı kulunu aldatmaz savından hareket eden din otoriteleri tarafından şiddetle reddediliyor.