agnostisizm, pek güzel açıklandığı üzere, tanrıya bir de su acıdan bakmaya ne dersiniz anlayışının en yenisi en çok fırtına koparanı olmuştur. dini otoriteler tarafından hoş karşılanmamışlar, ateistler tarafından orta yolcu olmakla suçlanmışlardır. belki de en sancılı ama bir o kadar verimli kuşak oluşlarıyla dahi saygıya değerdirler.
kanımca en gerçek agnostisizm saf haliyle ortaya atan kişi
david hume olmuştur. kendisi tanrının varlığı hakkında yargıya varamayacağımızı ve hatta onu sorgulayamayacağımızı söylemiştir. ona göre buna gerek de yoktur. kendisi bütün metafizik kitaplarının yakılmasını dahi salık vermiştir. tabiki ingiliz empirizmi(hume iskoç ama ayırt etmek anlamsız o yüzyıl için) deyince akla ilk locke efendi geldiğinden yanılsama yasayabiliriz ama locke ilginç şekilde bu kısmı atlamıştır ve inançlı bir adamdır. hume tanrı fikrinin ise sonsuzluk, büyüklük gibi kavramları kendi kafamızda abartarak mı diyeyim, iste limitini sonsuza yaklaştırarak bu fikri edindiğimizi söyler. atıyorum tanrının en mükemmel varlık olması gerekliliğinden yola çıkarak diyebiliriz ki büyük daha büyük en büyük iste böylece sonsuz büyük kavramına ulaşırız.(yav gene anlatamadım; lan hume hayatımı kararttın)
hume’dan sonra
kantda metafiziksel alanın sınırları hakkında bilgi sahibi olamayacağımızı savunmuştur. ama kant biraz daha farklıdır çünkü o inançlı bir agnostiktir. bunda şaşılacak bir taraf yok aslında kant tanrının ve diğer metafiziksel kavramların bilgisine ulaşamayacağımızı savunur. fakat inanç bilmekle, akılla olan bir şey değildir; daha hissi bir olaydır. hatta biraz uğraşırsam
gazali'yi bile agnostik olarak ilan edebilirim.kendisi tanrının akılla değil de gönülle bulacağımızı savunmuştur ta bergson dan yüzyıllar önce.
neyse sonradan
huxley'nin isim babası olduğu sistemin onun ellerinde olgunlaşması şaşırtıcı değil zira kendisi
darwin’in cok yakın bir arkadaşıdır; darwin de kendisi gibi agnostiktir ateist değil.
spenceradı anılmaya değer agnostiklerden..onun zaten hayatında en nefret ettiği şey dogmalar olmuştur. bilimsel dogmalar da dahildir bu sınıfa.
agnostisizm deyince akla gelen bir diğer isim de
russellolmalı. kendisinin meşhur bir de yazısı vardır; "ben agnostik miyim yoksa ateist miyim?" diye. yazıda nereye gidersem gideyim bana dinimin ne olduğunu soruyorlar ben de herhangi bir sıra gözetmeden rasgele söylüyorum diyor.
eğer net bir felsefi acıdan bakmamı isterseniz ben bir agnostiğim der. sokaktaki adama hitap edeceksek bas baya ateistim der bu allahsız şahsiyet.bir de deşmeye de gerek yok aslında der. misal, biri görünmeyecek boyutta bir çaydanlığın güneş sisteminde bulunduğunu ve döndüğünü iddia etse deli der kovardık. ama dediği şeyi yalanlayamadığımız için kesin olarak reddedemeyişimiz bizi illaki şüpheciliğin karanlık dehlizlerine hapsedemez. iş yalnızca bu çaydanlık için her pazar tören yapılır, paskalya gibi etkinlikler olursa; iş değişir. insanlar o zaman bu çaydanlığa öyle kolay kolay çemkiremez der.
yüzyılımız için söylenmesi gereken bir şey daha var ki; su an
omphalosizm(last thursdayism) diye akımlar ortaya cıkmış durumda.yani tanrı evreni gecen perşembe de yaratmış olabilir beş dakika önce de, kafamızdaki bütün bilgileri de o kurmuş durumda da olabilir; bilemeyiz seklinde savlar var.bu da agnostisizm in bir yan urunu olduğu için elbette hem ateistler hem de tanrı kulunu aldatmaz savından hareket eden din otoriteleri tarafından şiddetle reddediliyor.