matrix üçlemesinde sisteme giren parazitleri temizlemeye yarayan program. belli bir süre sonra kendini kopyalayabilir hale gelmesiyle i$in çığrından çıkmasına sebep olan virüsvari yazılım.
"welcome back mr. anderson, we've been expecting you.." cümlesine kurban olduğum adam. her dayak yediğinde mutlaka bir kez gözlüğü kırılır, "vay sen misin kıran" edasıyla neo'muza dalar, döner döner dayak yer garibim. hani rocky'de de olurdu ya, iyi adam mutlaka biraz dayak yer, sonra açılır, döver allah döver.olan kötü adama olur, yazıktır. aynısı vam damme da olur. ajanım smith'im de dayak atma kısmını olabildiğince bize ve göze hoş gelecek şekilde yapar, ancak son kaçınılmazdır (bkz: inevitable) içinde patlar. seviyorum lan ben bu adamı. unplugged hali daa böyle bi akıllı. şunu da yazmadan geçemiycem:
"türlerinizi sınıflandırmaya kalktığım bir günümde sizin, insanların, memeli olmadığınız farkettim. memeliler bir ortama uyum sağlarken siz yayılıyor, doğayı ele geçiriyor, onu yok ediyorsunuz. aynı şeyi bu gezegende yapan bir canlı daha var. ne biliyor musun? virüs. siz bu gezegenin kanserisiniz, ve biz.. tedaviyiz."
-you are cancer of this planet. and we.. are the cure..
simit dünyası adlı garip mekan kesin bu adamdan esinlenerek yapıldı, kardeşim her tarafta bir kopyası çıkıyor ne menem iştir anlamadım..
(bkz: smith dünyası)
ingiliz dili ve edebiyatı mezunu gibi düzgün bir ingilizceyle, diplomat vari bir tonlama ve tavırla konuşur, bruce lee gibi dövüşür. nası seviştiğini allah bilir artık. konuşmalarında hem mizah sahibi olduğunu gösterir **, hem de felsefeden çakar allahsız *.
ilk filmde neo'yu içine alıp patlamasıyla yitirdiği karizmasını yüz adama el sokup kendini çoğaltsa kurtaramaz artık.
matrix adlı filmde morpheus ve yandaşlarını yoketmek için yapılan bir program olarak yola çıkan ancak filmin sonundan anlaşılacağı üzere seçilmiş kişinin amacına ulaşmasını sağlayan anlaşmaya konu olmuş, insanın hırsını ve her ortamı hayatta kalmak için yeniden şekillendiren, şekillendirirken de yokeden doğasını yansıtan, unutulmaz film karakteridir. matrix'i matrix yapan kült karakterlerden birisidir.
amerikan film klişelerine takılmayan yegâne film karakteri. ilk matrix'in sonunda neo'nun odaya dalmasıyla birlikte bir şarjörü üzerine boşaltmıştır abimiz. silah doğrultup yarım saat konuşan sonra da ölüp giden kötü adamlara örnek olsun.
şöyle ki;
serinin 2. filmi sonunda seçilmiş kişi diye namı yürüyen neo efendi, matrix dışında sentinel'leri durdurabilmiştir, ayrıca 3. filmde architect ile yaptığı konuşmada zion'un daha önce defalarca yok edildiği söylenmiştir.
bu 2 veri zion'unda matrix'in bir parçası olduğunun kesin kanıtlarıdır. "seçilmiş kişinin gücü bu dünyayı aşar" gibi saçma bir söze inanmak isteyenler burda bıraksın okumayı.
eğer zion da bir "computer generated dream world" yani sanal ise gerçek dünyada kimler yaşamaktadır ve ne yapmaktadır. yaptıkları şey şudur sisteme agent smith isimli bir virüs ile müdahale edip onu yok etmeye çalışmaktır.
neo tüm insan ırkını kurtardığını sanırken aslında, makineler için bir zafer daha kazanmıştır.
1.filmin sonundaki yok oluşundan sonra ana kaynağa dönmemiş sistemin kontolünden çıkıp bir tür virüs haline gelmiş neonun ,matrixin hatta makinelerin bile başına bela olcak kadar güçlenmiştir .sonunda o da her kötü gibi kendi başını yemiştir.
tüm seri boyunca en çok hayranlığımı kazanan lafları, insanların doğasına ilginç bir bakış açısı getiren şunlar oldu:
"i'd like to share a revelation that i've had during my time here. it came to me when i tried to classify your species and i realized that you aren't actually mammals. every mammal on this planet instinctively develops a natural equilibrium with its surrounding environment, but you humans don't. you move to an area and you multiply, and multiply until every natural resource is consumed and the only way you can survive is to spread to another area. there is another organism on this planet that follows the same pattern. do you know what it is? a virus. human beings are a disease, a cancer of this planet. you are a plague, and we... are the cure."
neo'nun eşitliğin diğer tarafındaki karşılığı, karşıtı. oluşturdukları diyalektik nefes kesicidir. dünyanın gidişatı hakkındaki düşünce filizlerimi bu diyalektiğe borçluyum. eminim pek çok kişinin felsefi sulara açılmasına da bu diyalektik sebep olmuştur. powered by herakleitos.
"why mr. anderson why" repliği bir türlü aklımdan çıkmıyor, bazen ıssız bir sokağa saptığımda gecenin kör karanlığına bu repliği fısıldar buluyorum kendimi.
- but, as you well know, appearances can be deceiving, which brings me back to the reason why we're here. we're not here because we're free. we're here because we're not free. there is no escaping reason; no denying purpose. because as we both know, without purpose, we would not exist.
- it is purpose that created us.
- purpose that connects us.
- purpose that pulls us.
- that guides us.
- that drives us.
- it is purpose that defines us.
- purpose that binds us.
- we are here because of you, mr anderson. we're here to take from you what you tried to take from us. purpose.
"anti-hero" kavramının önemli örneklerinden biri. beyaz perdenin gördüğü en karizmatik karakterlerden aynı zamanda. hugo weaving öyle hissederek oynuyor ki bu karakteri, üçüncü filmde* insan ister istemez korkuyor smith'den.
the matrix filmlerinde; purpose, whyve mr.anderson sözlerini söylemekle sorumlu olan karakterdir.
ikinci filmde kendisinin dummy kopyalarını oluşturmaya başlamıştır. bir nevi parallel programming, threading filan...
sıradan ajan: you
ajan simit: yes me.
ajan simit: me me me
ajan simite dönüşmüş sıradan ajan: me too.
burda merak ettiğim, simite dönüşmüş beden ölünce asıl sıradan ajanın da ölüp ölmediğidir. yoksa daha kopyalama işlemi sırasında sıradan ajan ölüyor mu? hım.. öldüğünü düşünüyorum, çünkü eski karakterin işaretçisi kalmıyor.