bu sene öğrendiğim ve tarihle arasındaki bağı çok güzel kurmuş, gerçeklikle ilgili sorunlarını hemen hemen silmiş, insanı saatlerce tutsak eden bilgisayar oyunu.
wololoooooo sesiyle benim klavyenin üzerine yıkılmamı sağlayan oyundur kendileri...yıllar geçmesine ramen hala deli bir rağbet göremkle beraber kendisinin artık bir efsane olduğunu ileri sürmekteyimdir...
conquerors patchi ile devleşen, hala saatlerce oynayabildiğim, bazı adamların "100 fil ile 100 pikeyi kapıştırsam kaçından kaç tane kalır" diye hesap yaptığı, feodal çağa geçmek için kaç köylünün optimum olduğunu istatistik olarak saptayan arkadaşlarımla internet kafede 4'e 4 oynadığımız gelmiş geçmiş en iyi strateji oyunu.
önceden bütün ırkların dengeli olduğunu düşünüyordum taki kore yi keşfedene kadar. kesinlikle imperial da en mükemmel ırk kore. war vagonlar 25 tane olunca, arkasına birkaç onager yada biraz hand canoner desteğiyle neredeyse durdurulması imkansız. üstelik tower civilization, kule rush ı için en uygun ırk...
bilgisayara karşı değil de arkadaşlarla oynandığı zaman tadından yenmeyen, eskimeyen microsoft oyunu. oyunda elin ingilizi, fransızı almanı okla, sopayla uğraşırken bizim türklerin elinde barutlu tüfek vardır.
lise 3 te son biray rapor alarak hemen hergün oynadığımız oyun. neredeyse eğitim hayatımızı bitiriyordu. insanı çürüten bir oyun. oynarken saatlerce kitler, oynamadığın zaman ufka dalıp stratejiler geliştirirsin.
köylülerin ezildiği, dünya düzeni gibi bi oyun.düşünsenize, ameleler var oyunda* ve her şey bu üç beş adama yaptırılıyor. ameleleri it gibi çalıştırıp duruyoruz, ne bir tatil ne de bir ikramiye. koş amele odun kes, yok efendim tarla sür, hadi git şimdi şantiyeye, bu ne yaa? bir de aldıkları para da para olsa: 50 food; karın tokluğuna çalışıyorlar valla. ve şayet ordu büyük bir sefere gidecekse askerlere yer açmak için idam ediliyorlar bu ameleler, neymiş, paladin yapacakmış da population limit olmuş, çok amelesi varmış, biraz eksilse ne olurmuş? sana göre bi şey olmaz tabii, peki sen o amelenin evinde bekleyenlerini düşündün mü hiç? onu bırak hiç mi anısı yok şu adamcağızın senin üzerinde? paladin yaptığın çiftliği tek başına inşa etmişti o, haberin var mı? heay gidi heay, dünyanın kaderi herhalde bu; güçsüz olanı ezmek, sömürmek. hadi filleri koşsana işe, yoook! niye? e onlar fiil. yaaa, onlar güçlü diye kayırıyorsun di mi, adamlar hem yer kaplıyor, hem boş boş bekliyor hem de deli gibi para yiyiyorlar, ama sen yine de onun tarafını tut, hiç nasibini alamamışsınki "köylü milletin efendisidir" lafından. bırak hocam bırak, son söz emekçi amelenindir
total war serisinin çıkması ile eski tadı vermeyen strateji oyunu. total war serisi, her oyunda görsellik ve grafik olarak üstüne eklerken age of empires 3 bir öncekinden pek de farklı ve cazip gelmemiştir.
oyunun en güzel yanı ise, türk köylülere tıkladığımızda duyduğumuz "yaparım", "oduncu" benzeri cevaplardır. o köylü kadını o kadar naif bir şekilde "yaparım " demektedir ki, insanın "abla sen zahmet etme, ben yaparım" diyesi gelmektedir.