aganta burina burinata 

adana çık aradan

  1. halikarnas balıkçısı'nın efsanevi, denizcilere adanan romanı.
    (terakime, 15.01.2006 03:38)


  2. cevat şakir kabaağaçlı(halikarnas balıkçısı)'nın kitaplarından biri, gemi tam yol ileri anlamında kullanılan denizcilik deyimi...
    (pearl, 17.03.2006 16:04)
  3. yolculuğa çıkmak için söylenecek en iyi sözcükler...
    -aganta burina burinata...!
    gitme nedeninizi daha bir anlamlı kılar...
    halikarnas balıkçısının bir solukta okunacak güzel kitabıdır..
    ayrıca murat çelik bestesidir, yaşadıkça albümünde bulunur......insanın içini ısıtan yolculuklarını renklendiren yumuşacık bir şarkıdır...
    dinleyince içinize deniz kokusu dolar...genizinize tuzlu su kaçar, gözleriniz yanar....yani kısacası ;

    silinir dünya....açılır kapılar sonsuzluğa
    du ri ri da....
    (provezza, 29.04.2007 13:51)
  4. yaşadıkça'dan...

    aganta burina burinata

    süzülüp geçerim geceden
    zaman akar ayak uçlarımdan
    sessizlik gelir yerini alır
    bir öykü zorlar dilimi

    ben söylerim sen dinlersin
    birden filizlenir düşünceler
    silinir dünya
    açılır kapılar sonsuzluğa
    du ri ri da

    biter gece düşler devam eder
    usul usul söylenir türküler
    avucumda kavrulmuş bir yaz
    içim hüzün dolu okyanus

    ben yağarım sen büyürsün
    birden filizlenir düşünceler
    silinir dünya
    açılır kapılar sonsuzluğa
    du ri ri da

    aganta burina burinata...
    ...
    aganta burina burinata...
    (provezza, 08.08.2007 07:25)
  5. insanın ege'ye hayran olmasını sağlayan bir cevat şakir kabaağaçlı* kitabı.

    ayrıca beşinci nesil bir yazar. hoşgelmiş.
    (hayri potur, 28.03.2008 10:58)
  6. boğaziçi üniversitesi'nde bu dönem tk dersi alanlar için okunması zorunlu kitaplardan biridir. denize duyulan tutkunun ya da sadece tutkunun ne denli kuvvetli bir şey olduğunu gösterir, insanın burnuna deniz kokusu getirir. tk vizesinden çıktıktan sonra "aganta!" diye bağırdığımdan herkesin bana bir tuhaf bakmasına neden olmuştur.

    "hallaç pamuğu gibi savurmuş olduğum bahçenin ortasına bağdaş kurarak çevreme bakındım. yamaç, küçük küçük toprak parçalarını çeviren derme çatma kuru duvarlarla kıyım kıyım kıyılmıştı. işte hep "malımız, malımız, malımız!" diye uğrunda yaşadıkları uyuz topraklar bunlardı. bunların sahipleri artık oralardan hiç kıpırdamayacaklardı. köpeklerin boğazlarından tasma ile bir yere bağlı kaldıkları gibi bunlar da bağırsaklarıyla boğazlarından topraklarına bağlı kalacak, hep yanlarındaki komşuların mallarına göz dikerek hırlayacak, hep malıma göz diktin diyerek komşularına havlayacak, malım var diye ölünceye kadar mallarının kulu kölesi olarak, evim var diye dört kuru duvarın içine mezara gömülmüş gibi gömülerek yaşayacaklardı. buna yaşamak mı denir, uzun ölüm mü?
    hey gidi deniz hey!"
    (nvr ws a crnflk grl, 20.04.2008 18:12 ~ 18:14)