restorasyon
dan çıktıktan sonra derme çatma bir tiyatro salonunu andıran salonlarında hizmet (!) vermeye devam eden sinema. yenilediklerini söyleyip ortaya koltukları rahatsız, şekil olarak salonları orantısız (kimisi ince uzun, kimisi enine uzun boyuna kısa) bir sinema salonu koyup insanlardan bir de para almak ne iş ahlakına ne de afm'nin imajına yakışıyor. üst katlarda salonlar karşılıklı olduğundan,
recep ivedik'ten çıkan veya film arası veren çıldırmış güruhun çıkardığı tüm gürültüyü
atonement gibi ağır ilerleyen dramatik bir filmi izleken çekmek durumunda kalıyorsunuz. dün akşam itibariyle şöyle bir olay yaşadım ki evlere şenlik:
bahsettiğim gibi atonement filmini 6.salon adını verdikleri koridora dizilmiş koltuklardan oluşan, feci şekilde ütüye ihitiaç duyan bir perdeye sahip salonda izlerken dışarıdan gelen gürültüden rahatsız olduğumdan kalkıp kapıyı kapattım. sonra yerime geçtim ama salon birden duman altı oldu, kapının hemen bitişiğinde mısırları patlatmak yerine yakmayı denediklerinden ve havalandırma sistemleri merdiven boşluğundan salonlara doğru olduğundan (kahvelerde olan şu dönen pervaneler, şaka gibi) salondaki herkes öksürerek "noluyor" diyerek ayaklandı. ayağı kalktım "panik yapmayın, yangın falan çıkmadı mısırlar yanmış" dedim, insanları sakinleştirdim. (film devam ediyor bu arada ve ben salon görevlisi gibi açıklama yapıyorum). birazdan geçer diye beklerken iyice rahatsız olduk, filmde noluyor onun bile farkında değilim bu arada. 3 arkadaş dışarı çıkıp oradakilerle tartışmaya başladık. aramızda geçen diyalogları yazmak istiyorum:
1. ark : yarım saattir duman doluyor salonun içine neden gelip uyarmıyorsunuz bizleri?
1. görevli: birazdan geçer efendim.
2. ark: ne demek geçer? nerde yetkili kişi çağır onu bana?
1. görevli: yetkili benim.
ben: o zaman filmi durdur, insanlar hava alsın..
saf saf etrafı gezerken daha yetkili biri geldi. kravatı vardı oradan bu kanıya vardım...
2. görevli: bizim görevimiz siz filmi seyrederken sizlere daha rahat bir ortam sunmak, bık bık bık..
2. ark: filmi seyrederken?? ben şimdi neredeyim? filmi seyrediyor muyum? bir düşün..
2. görevli: kem küm... dufff... (adam dumur oldu burada)
1. ark: duman yüzünden insanlar öksürüp duruyor.
2. görevli: nasıl dumanı dışarı çıkarayım söyler misiniz?
1. ark: onu da ben mi söyliycem, yetkili sensin. durdur filmi havalandır salonu. sonra kaldığı yerden devam ettir.
ben: bak sadece üçümüz terketmedik salonu. insanlar yangın var diye ayaklandı, ben açıklama yaptım sakinleştirdim onları. senin işini ben yaptım. durdur şu filmi!
görevli: hmmm... durdurun filmi... özür dileriz.. bık bık bık...
filmi durdurdular, salonu havlandırdılar, film arasını verdiğimiz bu zorunlu araya saydırdık ve filimi izlemeye devam ettik. ama halen
recep ivedik'i seyredip recep ivedik olmuş bir kalabalığın bağırtıları filmin her anında bizimleydi.
kısacası ferahlık, rahatlık, ses ve görüntü kalitesi gibi bir filmi sinemada izlemek için gerekli olan hiçbir özelliği bünyesinde barındırmayan bir sinema salonuna verdiğim para, harcadığım nefes, kaybettiğim zaman ve moral için yazıklar olsun demekle yetineceğim. nasıl bir hizmet anlayışıysa artık!..