rambo 3 adlı filmde amerika'nın taliban'a nasıl destek verdiği anlatılmaktadır... ülkenin imajında pay sahibi bir filmdir. acep amerikan başkanı son of a bush george w. bush bu filmi seyretmiş miydi?.
oğlancılığın yaygın olduğu bir ülkedir. hatta dillerinde oğlancılık adı altında, başlı başına (yani hiçbir kelime türetilmeden) bir kelime vardır. taliban yönetimi oğlancılığı önlemek amacıyla, erkeklerde sakal bırakmayı mecbur bırakmıştır. bırakmayanları da sakalları uzayana kadar hapse atmaktadır. anlayacağınız ilginç bir memlekettir.
ezelden beri ortaçağı yaşamayan, bir zamanlar sosyalist olan ülke. sonrasında, abd'nin tam destek verdiği taliban. öyle ki, yıllardır dost ve müttefik diye kapısına kul olan türkiye'ye bile vermediği stinger füzelerini taliban mücahitlerine vermiştir abd, zırhlı sovyet helikopterlerini düşürmeleri için.
afganistan, resmi adıyla afganistan islam cumhuriyeti asya'da denize sınırı olmayan bir ülkedir. orta asya'da bulunur ama etnik ve kültürel bağlarından dolayı bazı kaynaklar tarafından orta doğu'da kabul edilir. doğu ve güneyde pakistan, batıda iran, kuzeyde türkmenistan, özbekistan ve tacikistan ile çevrilidir.
batı ve doğu arasındaki yolların kesişme noktasında bulunan afganistan, bir etnik grup ve kültürler mozaiğidir. ticaretin merkez noktalarından birinde olan afganistan, bu stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca iranlılar, yunanlılar, araplar, türkler, moğollar, ingilizler ve sovyetler gibi çeşitli ulusların istilasına uğramıştır.
ülkedeki işgalci ingiliz ordusunun yetkililerinin bile abd askerlerine "sivil kayıplar" konusunda "yeter a.q. insan öldürüyonuz burda böcek değil" deme ihtiyacı duydukları kadersiz ülke.
afganistan'da yirmi yıldır bilimsel etkinliklerin ya da demografik dağılım istatistikleri tutulamıyor ve görece ya da tahmini olarak hesaplanıyor. buna göre 92 den bu yana 20 milyonluk bir nufus artışı olduğu tahmin ediliyor. 20 yılı aşkın sovyet baskısında 2,5 milyon afgan'ın öldüğü de yine tahminden öte bir kanıta dayanmıyor. bu ölümlerin sebebinin askeri baskı ve saldırılar , açlık ve medikal araç eksikliğinden kaynaklandığı da bir mit olarak kalıyor tabiki. bir başka deyişle yılda 125,000 insan (dikkatinizi çekerim insan kelimesine) veya günde 340 saatte 14 ya da 5 dakikada 1 afgan vatandaşı hayatını kaybediyor. içinde yaşadığımız dünya öyle bir yer ki bir rus denizaltısı baltık denizinde battığında dünyanın tüm ajansları uydu görüntüsü destekli olarak an be an haberleri iletirken , buda heykellerinin taliban rejimince nasıl yerlebir edildiğini anlatırken 20 yıl boyunca her 5 dakikada 1 afgan vatandaşının ölümünü kimse önemli bulmuyor, çünkü afgan kızları gelen misafirlere hizmet etmeye yarayacak kadar güzel değil, afgan çocukları mavi gözlere sahip değiller ve dahası belki de afganlar herkese göre tanrının bir laneti, yeryüzünün kanserli hücreleri , o nedenle tümden yok olup gitmeleri herkesin yararına.
3,6 milyon afgan iran ve pakistan'da mülteci olarak yaşıyor. bunu 20 yıllık dilime böldüğünüzde çıkan sonuç hergün 1 afgan vatandaşın ülkesini terkedip göç etmesidir. oysa biz biliriz ki milliyetçilik önemlidir ve insan için vatan kutsal bir yerdir. peki ama acaba biz sadece akşam yemeği sırasında bu haberleri duyan ve yemeğimize devam eden bir toplum olduysak eğer bu milliyetçiliğin pek bir önemi kalmış mıdır . çünkü çok iyi biliriz ki o göç eden afgan vatandaşı ya iran'da bir şehirde kapıcı olarak ezilecek (veya buna benzer işlerle iranlıların ya da pakistan lıların ayak işlerini yapacak) veya uyuşturucu kaçakçısı olarak vurulup öldürülecektir . tek sorumluluk onun mudur acaba , özgür dünya ya da insan hakları sloganları atan avrupa'nın müreffeh devletleri ya da "afgan kardeşlerimiz" diye yeri geldiğinde açıklama yapan bizlerin sorumluluğunu yadsımamız kolay iş midir?
her 24 satte 7 insanın mayınlara basarak öldüğü ya da skatlandığı bir ülkedir burası. şöyle yazarmış dogharoon sınırında;
“every 24 hours seven people step on mines in afghanistan. be careful not to be one of them today or tomorrow". acaba fazla mı duygusal ya da trajik, bence pek sayılmaz aslında realitenin ta kendisidir bu uyarı. aynı zamanda iflah olmaz güç denemeleri için bu ülkeyi kobay olarak kullanan süper güçlerin yarattığı ama cezasını herzamanki gibi mavi gözlü olmayan çocukların ya da burka giymek zorunda oldukları için hor görülen kadınların katlanmak zorunda kaldığı bir realitedir bu.
21. yy ın ışıklı bir gelecek vaadettiği şu yıllarda afganistan'da tek bir tiyatro bile yoktur, ya da sinema. her yıl dünya sinemasına 2000 ila 3000 arası yeni film sürülüyor ama bunların hiçbirisi afganistan'dan gelmiyor fakat ironiye bakınız ki rambo filminin anlattığı yerdir afganistan. hollywood un ihtişamlı dünyasında tek bir afgan'a bile yer yoktur çünkü daha önceki nedenlerden dolayı.
fazla mı duygusal bir yazı oldu , hiç sanmıyorum çünkü o yoksaydığımız, uygarlığımızın gelişmesi uğruna harcadığımız bir ülkedir burası. haketmemişlerdi böyle bir geleceği ama ne yapabilirlerdi ki, hükümleri baştan verilmişti insan haklarının onurlu savunucuları tarafından. verilen hüküm bu dünyada yaşamamaları yönündeydi aslında ama "afgan halkına özgürlük " parolası vardı önünde bunun. evet bir anlamda ebedi bir özgürlük sağladılar yağdırdıkları bombalarla ama afgan halkının daha fazla özgürlük istediğini kim savunabilir artık .
istatistikleri muhsin makmalbaf ın kitabından aldım.
ülke tarihi esaslı olarak, 70'lerden sonra hızla değişmiş, o zamanlar egemen iki güçün altında kalıp sıkışmışlardı.
79'da sovyetlerin hindistan üstünde baskı kurabilmesi amacıyla işgal edilmiş, amerikanların bugünkü taliban hareketinin tohumlarını beslemesiyle, sovyetler 1988'de buradan çekilmek zorunda kalmıştı. kaldı ki vehhabi kökenli usame bin ladin arabistan'dan bu dönemde gelerek, bizzat amerika tarafından eğitilmiş, bölgede rus işgalcilere karşı bir savunma mekanizması oluşturmuştu. o zamanlar tabii kuzey ittifakı denen bir oluşum yoktu, ve genelde halk rus işgaline karşı, afganistan'ı oluşturan tüm etnik öğeler olarak[ afgan, özbek, tacik] bir birlik oluşturmuşlardı.
rus işgalinden sonra iktidara gelen taliban yönetimi ise aşırı baskıcı tavırları nedeniyle, ülkedeki düzenin bozulmasına yol açmıştı. özellikle diğer etnik öğeleri aşağılamaları nedeniyle taliban karşısında kuzey ittifakı denen özbek komutan general raşit dostum ılımlı islam yanlısı ahmet şah mesut vardı.[ahmet şah mesud'un 11 eylül 2001'den bir gün önce öldürülmesi ise bir tesadüf müdür hâla belli değildir]
11 eylül sonrasında ise ülke tekrardan kaos günlerine geri döndü. amerika güdümlü karzai ülkede otoriteyi sağlayamadığı gibi, belki de taliban'ın en büyük faydalı icraati olan haşhaş üretimini durdurmasını devam ettiremedi. günümüzde afganistan uyuşturucu ve silah ağaların denetiminde bir ülke olarak tanımlandırılıyor. halbuki t.b.m.m'yi ik tanıyan devlet olarak kendilerine saygım büyüktü.