""- konuş ulan konuş! evini söyle, silahlar nerede? s. ve h. ile bağlantın var biliyoruz. onlar nerede?
- evim yok. kimseyide tanımıyorum. hadi işkence seansına başlayın zaman kaybetmeyelim!
- başlayacağız merak etme orospu çocuğu! sefaköy çatışmasın da s.nin kullandığı silahlar sende biliyoruz. onları vereceksin!
- benden ismim de dahil hiçbir şey alamayacaksınız. alırım diyen varsa başlasın işkence faslına.
"elektrik manyetosu başladı çevrilmeye. sıkıyorum kendimi, kaskatı oldum, dişlerim kırılacak gibi sanki. sonra dişlerimle kollarıma eğilmeye çalışıyorum, mutlaka bir yerleri ısırmam, çığlık dahi atmamam lazım. çenemin altına bir sopa dayıyorlar ve başımı arkaya doğru bastırdılar. nefes alamıyordum ve dilim dışarı doğru fırladı o anda. o esnada vücuduma verilen elektriğin ve sıkılan testislerimin acısını düşünemiyordum bile. nefes alamamanın yanında hissedemiyordum. ciğerlerim kalaycı körüğü gibi bir iniyor bir kalkıyordu.
dilim hala dışardaydı ve ellerindeki elektrik kablosunun bir ucunu dilime tuttular. sanki iç organlarım yerinden kopartılmış gibi acı duydum. diğer yandan kabloyu değdirdikleri bölgelerime su döküyorlar. daha çok acı çekmem için!
kaç gün dayanabilirim ben bu acılara? diye düşündüm. sonra aklıma
ibrahim kaypakkaya geldi,
ataman ince geldi,
selma'nın duru yüzü geldi gözlerimin önüne.
direnmeliydim! direnecektim! direndim!""
"
adressiz sorgular" kitabında
yaşar ayaşlı'nın gayrettepe siyasi şubede yaşanan tamamı gerçek işkenceli sorguları anlatımından...