belki ilginizi çeker
  1. · bir zamanlar internet
  2. · dünden bugüne internet
gündem
  1. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  2. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  3. · prison brake
  4. · yeşim salkım
  5. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  6. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  7. · aşk ı memnu
  8. · lalelide bir azize
  9. · ş yerine dolar işareti koymak

adres çubuğunun başına http yazıldığı zamanlar  

  1. microsoft internet explorer ve netscape'in 3 versiyonlarının kullanıldığı, kimsenin internet diye bir şeyden haberi olmadığı olanlarında uzay gemisi gibi birşeyler zannettiği, web sayfalarının çoğunun statik olduğu, o zamanlar yeni yapılan geocities'in verdiği 500 kilobyte'lık web alanına içinde zıplayan kurbağa animasyonlarının bulunduğu web sayfalarını html ile koyduğumuz hatta msie web upload'ı desteklemediği için netscape'i ilahlaştırdığımız, şimdi bir çocukluk rüyası gibi gelen zamanlar.
    (wondrous, 02.05.2004 19:13)
  2. o zamanlar internet'le kendi yaş grubunda karşılaşan sınırlı kitleden oluşan 40 yaş üstü amcalar internet adreslerine "şifre" derlerdi. "oğlum kanal d'nin şifresi neydi?" (o zamanlar en geniş türkçe içerik kanal d'ye aitti.)

    bir de o zamanlar webmaster'lar notepad kullanırdı. asp, php, cfm yoktu. cgi kasılırdı, onu da zırtapozlar değil büyük kuruluşlar yapabilirdi.
    (wondrous, 03.10.2004 12:05)
  3. şimdi ctrl+enter kullanarak girdiğimiz sitelere tüm adresi yazarak girdiğimiz dönemler. bugün çok uzak gelen, ama geçen yıllara bakıldığında o kadar da eskide kalmamış olduğu görülen zamanlar. büyük firmaların bazıları hariç, neredeyse tüm siteler statikti. şimdi düşünüyorum da, o zamanlar internette ne kadar hareket varsa o kadar güzel kabul ederdik siteleri. büyük firmaların siteleri bile .gif çöplüğünden farksızdı.

    notepad kullanarak kod yazar, "bak bak neler yapıcam şimdi" dedikten sonra <img src="bikbik"> diyerek başlayıp, bir yerlerden bulduğumuz oynayan kurukafa resimlerini yerleştirirdik sayfaya. bedava alan veren kısıtlı sayıda site vardı, büyük firmalarda çalışan abilerimizden yalvar yakar 2-3 mb alan alıp onun içine koyardık "sanat eserleri"mizi.
    (aqua, 08.05.2005 05:05)
  4. bir siteye girilemediğinde ilk önce http'nin doğru düzgün yazılıp yazılmadığına bakardık.
    (toxicalien, 08.05.2005 23:16)
  5. online bulunulan süreyi verimli kullanmak için ziyaret edilecek, periyodik kontrol edilmesi gereken siteleri bir yere not eder, modem bağlandığı anda büyük coşkuyla hızlı biçimde işleri hallederdik. şimdi ki broadband internet'te ulaşamadığımız performansa, gösteremediğimiz iş gücüne o zamanlar ulaşmıştık. bol animated gif'li homepage'ler yapardık lan daha n'olsun?
    (wondrous, 27.09.2005 23:41)
  6. (marooned, 28.09.2005 01:03)
  7. 56k modem.. adslderken, artık süper hızlı internet haberleri duymaya başladığımız bugünlerde insan ister istemez nostaljik kareleri gözünün önünden geçiriyor..

    90'lı yılların sonunda o zamanın iyi parasıyla alınan bir pentium mmx bilgisayar, bir süre sonra telekom başvuruları vs. derken 56k modem ile internet eve girer.. ve o duyduğunda dünyaya açılan kapı sesi izlenimi veren kulak tırmalayan modem bağlantı sesi ile bir an önce sağ alt köşeye bağlantı işareti olarak inmesini beklediğimiz dikdörtgen kutucuk.. sonra bakardık, kaçla bağlanmış acaba ? 27 hmm.. 45 ooo..

    bir explorer sayfası açarsın, ikinciyi açarsan bilgisayar kasar, beklersin..

    en büyük heveslerinden biri yıllardır arayıp da bulamadığın, bulup da alamadığın şarkılara bir an önce ulaşmaktır.. ama o zamanlar limewire, bloklar, rapidshare, forumlar bugünkü gibi ne gezer ?

    bir napster vardır gözüne baktığımız.. bir de bir kaç imesh türü benzer programlar.. napster'dan araya araya sonunda bulursun, e bağlantı hızı malum, karşıdaki bekler mi, şarkı %99 olur çeker gider.. kafanı vurursun duvarlara.. küfür üstüne küfür.. kimisi gıcıklığına kapatır..

    tek tük bulduğun sitelerden indirmeye kalkarsın, tam indirirken "pıt" diye bir ses duyarsın ve karşında o iğrenç "yeniden bağlan" kutucuğu.. her yeni bağlantı ek masraf.. üstelik öğrencisin.. zaten evdekilerin bıdıbıdısı bitmez.. "o fatura bir gelsin, bir gelsin" tehditleri.. (telefonla aynı hat kullanıldığından ) "kızıım /ooğğluum çık o internetten bak halanları arıycaz, bak arıyorlarmış hep meşgul çalıyormuş" ya da tam bir işle meşgulgen o "pıt" sesinden sonra telefon açıldığından bağlantı koptuğunu anlar bağırırsın:

    -anneeee sen mi açtın telefonuuu.. üüüüğğğ
    + aaa internette miydin çocuğum bilemedim.

    her şeye rağmen mücadeleye devam edilir.. yarım kalan dosyaları indirmeye devam etmeye yarayan programlar bulunur.. get right, flash get gibi.. bir şarkıyı 0,27kb, 2kb gibi hızlarla 1 haftaya indirirsin..
    sonra aylar sonra sevinirsin: "oley be, arşive bak, tam 127 tane şarkım var.."

    faturaya göre günlük bağlanma süresi belirlenir.. "günde 3 saat, 2 saat yok artık 1 saat bağlanıcam" diye..

    sonra, imkansız gibi bir mevzudan bahsedilir: "olum, sınırsız internet diye bir şey var, baya bildiğin 24 saat internet ööyle açık.."

    bir süre sonra bilgisayarın fanı bu aksiyonları kaldıramamaya başlar, kasa çıkartılır, şöyle yaka bağır açılır bilgisayarın ferahlasın, ısınmasın diye.. ısınıp bağlantı kopmasın diye fana adeta mangal yelleme hareketiyle takviye rüzgar soğutması yapılır.. bunların hepsi fatura olarak geri döner tabii.. üstelik başın sıkıştığında, beleş bağlantı şifresi bulamadığında gözünü karartıp 146'dan bağlandığında olur.. ve bir ay fatura kol gibi bir gelir, biriken bütün harçlıklarla aileden habersizce telefon giderleri de kabul edilerek ödenir.. zira, "walla bakın, bağlantı kopup kopup durduğundan oldu, çok girmedim" desen kim inanır ?

    (bu dönemin sonrasındaki dönemde internet kafelere bırakılan harçlık servetleri ayrı bir mevzu bahistir..)

    o zamanlar malum disket hürmet görürdü, nerede cd yazıcı, nerede dvd yazıcı.. yedekleme..

    ve bir sabah kalkıp açma düğmesine bastığında karşında siyah ekran ve bir yazı görürsün : "hard disc failure -sizlere ömür-.. " .. bir nevi fin/son/the end.. sonrasında sende mavi ekran..
    (frock, 10.04.2008 16:12 ~ 16:23)
  8. porno sitelerden kaptığınız virüs sayesinde kendi kendine pencereler açan, kendi kendine modemden garip sesler çıkartıp kol gibi faturalar girmesine sebep olan garip bir icatdı.
    (jimmy, 10.04.2008 16:17 ~ 16:17)
  9. bir zamanlar internet yoktu insanlar mutlu mesut yaşardı. internet geldi mertlik bozuldu. her şey sanal oldu, yalan oldu..
    (ellisande, 10.04.2008 16:20)
  10. (bkz: dialer)
    (lord hypnos, 10.04.2008 16:27)
  11. telefon faturalarının kol gibi geldiği döneme tekabül eden zamanlar.

    internet denen şeyin `@net` gibi turknoktanet gibi superonline gibi dönemin sağlayacı tekelleri tarafından servis edildiği zamanlar. esasında henüz hiçbir şeyin yalanlaşmadığı zamanlar diyelim. (artık öyle)

    insanı dünyaya bağlayan o modem'in çevir sesi, siyah mini mini bir kullanıcı adı ve parola ekranı, sonrasında tüm dünya (mümkün olduğu kadarıyla) parmaklarının ucunda. rapidshare'ın, torrent'lerin daha henüz kimseler tarafından icat edilmediği ve napster denen şeyin gözünün içine, gözünün ferine bakıldığı zamanlar. dosyayı indirmek için 1 hafta bekle ki dosya insin. indirmeyle orantılı olarak "o fatura bi gelsin, yedirecem size" diye duyulan ebeveyn çemkirmeleri.

    geç süper hızlı xxxx kbps ile bağlanan interneti 56k ile bağlandığında oda bayram yerine dönerdi. ki internet; bilmeyenler için amerika'nın yeniden keşfedilmesi gibiydi. sahip olanlar için çok tehlikeli* ama zevkli, sahip olmayanlar için uzak ve düşlemesi harika.

    sonra, uğruna kol gibi faturalar, bir mp3 dosyasının indirilmesinin asgari 2 günü bulduğu 56k'lık bağlantılar yerini bir enter'la dünyaya açılan kapılara bıraktı.

    2056 kbps hızında erişilebilen ve rapidshare kadar kolay sömürülebilen..
    (blackfield, 06.07.2009 01:58)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil