belki ilginizi çeker
  1. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · colin kazım richards
  2. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  3. · çok istenip de olunamayan meslekler
  4. · sözlük yazarlarının itirafları
  5. · her yerinden öpüyorum rüştü
  6. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  7. · boylumlama
  8. · 4
  9. · 31 çekerken kullanılan alet ve edevatlar

adları bilinmeyen taş gibi madenler  

  1. "ukteci notu: genelde siyah böyle..."

    bundan yıllar yıllar evvel, elazığ'ın maden ilçesinde karşılaştığım maden, cidden, taş gibi bir madendi. sert kaya yapısı, mini geçitleri ile tam bir taştı bu maden. taş mı dedim ? tough diyecektim.

    bir gün evde, cüneyt arkın ve tarık akan'ın başrolde oynadığı maden filmini izlerken fark etmiştim ki, benim de diğer herkes gibi bahtım kara olacaktı. ağır çalışma şartları, zor yaşam koşulları bir yandan; hayatımda renk yoktu. neden sonra, filmde, işçilerin aklını çelmek için lunapark yapıldı. adları bilinmeyen taş gibi kapitalistler, bir anda emeğimizle alay etmeye başladı. işte bu anda, kafam atmış sinirden, hatırlamıyorum; patronu alıp dönmedolapta döndürmeler mi, gondol'a bindirip gondolu delicesine sallamalar mı, korku tüneline götürüp cinsel tacizde bulunmalar mı, neler yapmamışım. sinirlenince böyle kaybediyorum kendimi.

    ancak, girdiğim bu ruh halinden kendim utanır oldum. özellikle korku tünelindeki davranışlarım hoş görülebilecek gibi değildi. yani, ne demek pandik ?? ne demek sürttürmek ?! ben değildim bu. hiç olmadım ve olamazdım. işte bu düşünceler eşliğinde, hayatını kurtardığım, ve güzelleştirdiğim işçi kardeşlerime veda edip kendimi yollara vurdum. sonra duydum ki yaptıklarım efsane olmuş köyde "adbi tagiso" ismi ile heykelimi dikmişler taştan. (adları bilinmeyen taş gibi heykeller ?) sağolsunlar.

    çıktığım bu yolculukta; içinde karanlığın içinde hayat olan, işçilerin ihmal yüzünden ölümlere maruz kalmadığı, ve sırf götlüğüne tercihen lunaparkı olan madenleri aramaya başladım. lakin, aramaya başlamamla, bulamamaya başlamam da bir oldu. çok maden gördüm, çok kişi tanıdım. fakat istediğim madeni bulamadım.

    tâ ki bir gün, (öff) yollarda suyum bitmiş, dizlerim çökmüş bir biçimde yürürken, yerde uçuşan kuşe kağıt bir aylık dergi sayfası buldum. national geographic veyahut geo tarzı bir bilim- kültür dergisinin madenlerle ilgili bir çalışmasını içeren bu sayfayı görmemle dünyam bir anda aydınlandı. nerede olduğu ya da ismi sayfada yazmayan büyük bir madeni anlatıyorlardı bu işledikleri dosyada. resimden gördüğüm kadarıyla, madende; değil lunapark, roller coaster bile vardı. tam aradığım madendi. bu aşkın ta kendisi, sonunda kendisini göstermişti. o an, çeşme görmemle birlikte susuzluğumu gidermek üzere hayrata yöneldim. yazının devamını suyumu içtikten sonra, oturup keyifle okuyacaktım. dergi sayfasını koynuma sokup içtim. kana kana içtim suyu. hasan güzar adına bir fatiha okuyup teşekkür ettim. oturacak gölgelik bir yer aramaya başladım.

    lakin hesapta olmayan bir şey oluverdi (allah belamı versin). o an seyrek ağaçlı bir orman içinde avcılık yapan bir grup kendini bilmez taş gibi kalpli avcı, önümden geçen kuşa ateş edeceklerken kurşun bir anda bana isabet etti. yere yığıldım önce gözlerim kararmıştı. bu yüksek sesli darbe, beni benden almıştı. o anlarda ölüm, soğuk ve karanlık nefesini burun deliklerime "tüffff" , "tefffff" diye üflüyordu. bayılmışım. bir süre sonra hasan güzar'ın çeşmesinin yanında "uyanıverdim". bir baktım iki tane sığır gibi koca adam duruyor başımda. "kardeş geçmiş olsun. uyandın ? öldün zannettik seni" dediler. tepem attı. "ulan hem suçlu hem güçlüsünüz, insan bi doktor çağır hayvan adamlar ! su su su nasıl iyileşeyim lan ben ?" diye parladım ? şaşırdılar. "kardeş, zaten iyisin. bir şeyin yok. nasıl oldu biz de anlamadık. seni vurduğuma yemin edebilirdim" dedi avcılardan bıyıklı olanı. daha çok bıyıklı olanı da "oh my god, jesus ??" deyip kan revan içinde olması gereken lakin adları bilinmeyen taş gibi göğüslerden biri çıkan göğsümü işaret etti. baktım. hiçbir şey yoktu. şile bezinden yapılma kıyafetimin içine bakmamla, hayatımın şokunu yaşamam bir oldu (eh mına koyim).

    az evvel su içmek için göğsüme koyduğum maden sayfasının üzerinde bir çift çifte kurşunu vardı. adı bilinmeyen ancak taş gibi madenim, hayatımı kurtarmıştı. ona olan aşkımın gururuyla ayağa kalktım. gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra hasan güzar'ın suyundan iki yudum daha çakıp kendimi yine yollara vurdum. avcılara hiçbir şey söylemeden, bu mutlulukla çekip gidecektim ki, çok bıyıklı olana "jesus ne lan, çok cnbc-e seyretme sen" diye lafı fırlattım, duramadım.

    "felsefe, yolda olmaksa eğer, yola çıkma isteğim hiç sönmesin, amin." duamı ede ede önüme baktım. işime baktım. ben, kendi hayatımın kahramanı olacaktım...


    adı bilinmeyen taş gibi ukteci: zoser.
    (alik, 22.07.2008 14:59 ~ 15:02)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil