hepimizin gördüğünde "aha bu" dediği ama adını bir türlü koyamadığımız şeyler. (inanılmaz kastım ama tanıttım. bi gün bi japon bu başlığı açtığında "adları bilinmeyen şeyler ne manaya geliyor acaba" dediğinde tanımı okuyup anlar artık)
efenim bir tanesiyle bu akşam karşılaşmış bulunmaktayım. bizim çocuğun bi aleti var, ucunda bir yuvarlak olan uzunca sopa gibi bişey. haznesi var içine su sabun koyuyosun, sonra bu aletle çıkır çıkır yapıp hazneye sokup çıkardığında üfleyince yuvarlak balonlar çıkıyor köpükten. (yuvarlak balon dikkatini çekerim. sabunun cinsine göre kare de çıkabiliyo sanki amına koyiim. )
neyse yalnız bi problem var, bunun içine su sabun filan koyup karıştırınca çıkmıyo o balonlar. bunun bi özel suyu var ondan koyman lazım içine. şimdi bunun suyu bitti, ben de koydum suyu ve protex sıvı sabunu, güzelce karıştırdım, çıkarıp üfledim, bi bok çıkmadı. sonra "ulan karışımı tutturamadık heralde" dedim, protex'i arttırdım, yine olmadı. "suyu az heralde" dedim, suyu bastım, yine üfledim, yine olmadı. (çocuk da çıldırıyo bu arada he ben yapamadıkça. o yüzden de elim ayağıma dolaştı biraz, iksiri hazırlamakta zorluk çekiyorum.)
baktım dedim ki "demek protex sikik bi mamülmüş." sarıldım pril'e. onla da denedim, yine olmadı. prili artır, suyu ayarla derken, sıçtık, yapamadık. (az önce "dur oğlum baba ayarlıyo" derkenki kendinden emin baba halim, bi köpük balon yapmayı becermekten aciz bi zavallıya döndü çocuğun karşısında.)
sonra "onun özel suyu var ondan almak lazım" uyarısıyla, bu suyu nereden ve ne isimle alacağımın tartışması başladı. ulan adını bile bilmediğim bi aletin sikindirik suyunu nerden ve ne isimle nasıl, kime anlatarak alıcam? adama gerizekalı derler. bakkala mı gidiim, tansaş'a mı gidiim, bauhausta mı vardır, napiim şaşırdım. hayır gitmek sorun diil, görevliye ne dicem? "ne suyu ne suyu?" derken götüyle gülmez mi adam?
velhasılı kelam, bu yazıdan çıkan sonuç göt olmuş bir baba, ağlayan bir çocuktur. bak nerden nereye geldik lan. aile faciası yaşıyoruz.
perdeler yıkandıktan sonra perdelerden düşen ve tekrar takılması gereken o şeyler. (bir gün bir japon bu başlığı okursa neyi kastettiğimi anlar umarım.. umuyorum çünkü anlatamadım, anladın?)
anne merdivenlerin üzerindeyken 'o beyaz şeylerden getir de eksik olanlarını takayım' der, siz de çok akıllı ve hayırlı bir evlat olduğunuz için hemencecik anlarsınız ne istediğini.
haa, o perdeyi kornişe geçirmeye yarayan beyaz şey, ney? şey işte.. onlara kornişon diyip kornişona başka bi isim mi bulsak..
dolapları, çekmeceleri açmak için elimizi içinden geçirdiğimiz, tuttuğumuz sap ya da yayvan edevat...
yarın bir gün bir hırdavat dükkanına gitsem ne diyecem lan ben adama...
edit: beyler gittim gördüm.meğerse buna kulp diyorlarmış.inanabiliyonuz mu yaw...kulp*
edit2: tutamak. *
canınıza okuyan şeylerdir bunlar. görüntüsü aklınıza gelir ve adı da dilinizin ucuna, ya da geliyomuş gibi olur, anlatamazsınız birilerine ya da düşünmekten gece uykularınız kaçar. o denli gıcık şeylerdir bunlar.
en çıldırtıcılardan birisi de, şu ucu zilli, yere sürünce şıngır şıngır ses çıkaran uzun sopalı, ucundaki son mamülü değişiklik gösteren tuhaf oyuncak. çocuklar yürürken öne doğru iterler ara sıra yerle temasını keserler falan...