klasik ekonominin üç kurucusundan biri olarak kabul edilir. diğer ikisi için,
(bkz:
thomas robert malthus)
(bkz:
david ricardo)
1759'da "the theory of moral sentiments" (ahlaki fikirler teorisi) ve 1776'da "wealth of nations" (milletlerin zenginliği) kitaplarını yazmıştır. özellikle 1760'lar ve 70'lerin de başını kapsayan dönemde fransa'da bulunması ve burada fizyokratlarla yaptığı fikir tartışmaları, görüşlerinin olgunlaşmasını sağlamıştır.
genel olarak söylediği, bireylerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeleri gerektiğidir. dışarıdan müdahale (örneğin devlet tarafından) edilmediği sürece bu sistemin doğal bir dengeye geleceğini savunur. burada smith "güçlü olan ayakta kalır" demek istemez, böylesi bir görüş 19. yüzyılda toplumsal darwincilerle birlikte ağırlık kazanacaktır. smith'e göre herkes kendi çıkarları için savaşırken bu çıkarların çatışmaması "görünmez el" kuramıyla mümkündür. sistemin doğal bir işleyiş dengesi vardır. örneğin, "doğal fiyat"ın varlığından bahseder. ekonomik aktörlerin hareketi, diğer bir deyişle arz talep dengesi sonucunda bu doğal fiyata ulaşılır. bu anlamda toplumu bir satranç tahtasına benzetir. bireylerin kendilerine ait sınırlı hareket alanları vardır, bu da çıkarların çatışmasını engeller der. bununla birlikte insanları kısıtlayacak tekel ve güç gruplarına karşıdır. aynı zamanda insanların kendi çıkarlarını savunabilmesi için özel mülkiyetin bir araç olarak gerekliliğinden de bahseder.
smith, iş bölümünün çok önemli olduğunu düşünür, hatta gelişmişliğin göstergesi olarak görür. ancak bu iş bölümü ülkeler arası değil, sektörler arasıdır. (zira ülkeler arası iş bölümünden daha sonradan "karşılaştırmalı üstünlükler kuramı" adı altında ricardo söz edecektir.) iş bölümünün üretimi hızlandıracağını ve daha da önemlisi ürün fazlası elde edilip bunun ticaretinin de yapılabileceğini söyler. bu nedenle serbest ticarete sıcak bakar ve liberal ekonomiyi savunur. o dönemde genel olarak liberal ekonomi ve onun karşıtı moral ekonomi anlayışı gözlenir. moral ekonomi de o döneme kadar ihtiyaçlarını kendileri üreten, üretemediğini de bol miktarda bulabilen bölge halklarının serzenişidir aslında. çünkü serbest ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte üretilen malın erkenden elden çıkmasıyla bazı bölgelerde kıtlık görülür, bulunabilen ürün de haddinden fazla pahalı hale gelir.
smith aynı zamanda bir malın değerinin onun üretilmesi için harcanan emekle doğru orantılı olduğunu belirtir-daha sonradan marx'ın üstüne basa basa vurgulayacağı da budur. fizyokratlar için zenginliğin kaynağı topraktır ancak onlar emek üzerinde durmazlar-bu anlamda smith'ten ayrılırlar. smith, emeği üretken olan ve olmayan emek şeklinde ikiye ayırır. üretken olmayan emeğe kendisini örnek verir: "üniversitede ders veriyorum ancak somut bir değer yaratmıyorum" der.
son olarak, smith'in doğal denge anlayışındaki denge şu şekilde kurulur:
işçilerin aldığı ücret,
üreten girişimcinin elde ettiği kar,
toprak sahibinin elde ettiği ise ranttır. arz talep dengeleri bu ilişkiler çerçevesinde şekillenir.