elinde terazi tutan gözleri kapalı kadın ile temsil edilen kavram.rivayet edilir ki siyasal iktidarın en fazla tecavüzüne uğrayan kadındır."bari yüzünü görmeyeyim" diye gözlerini kapatmıştır.
allah'tan adaletini değil rahmetini isteyiniz cümlesini hatırladıkçe üzerinde düşündüğüm olgu..insanın koyduğu kurallar bütünü olarak düşünüldüğünde anarşiye sebep olabilecek kavram...
insanlığın bulunduğu yerde var olmayan kavram. adalet eşitliğe dayanır ve bir insanın bir olay karşısında tamamen eşit ve tarafsız olması mümkün değildir.
(bkz: true neutral)
insanın en temel içgüdülerindendir (çok erotik oldu sanki, fazla ümitlenmeyin). mülkün temelini oluşturmakla beraber modern hayatın da temelini oluşturur. bu yüzden adaleti sağlarken kaos oluşmaması için bu iş düzene sokulmuş bir çok kurum kurulmuştur. ancak bu kurumlar görevini düzgün bir şekilde yerine getirmediğinde kişiler bunu vicdanlarında bir eksik olarak hissedip içgüdüsel olarak adaleti sağlamak üzere harekete geçecektir. bunda yanlış hiçbir şey yoktur, tek yanlış o kurumlar ve başındakilerdir. adalet bir ihtiyaçtır ve ister yazılı hukukla ister orman kanunlarıyla sağlanacaktır. (bkz: suç ve ceza)
haklı ve haksızın ayırt edilmesinde, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi adaleletle sağlanır. platon'a göre adalet devletin ve insanın temel davranış kuralıdır ve en yüce erdemdir.
eşitlikten ayrı bir kavram. eşitliğe dayanmaması gerekir. güçsüzü güçlü karşısında korumak ve herkesten kaldırabileceği kadar almaktır. geliri yılda 3000 dolar adamla 10milyon dolar olan adamdan eşit vergi almamak, geliri oranında vergi almaktır. herkesi askerde aynı ölçüde çalıştırmamak, zayıf yaradılışlı gişilere daha hafif idman yaptırmaktır. kadınlarla erkekleri aynı 100 metre yarışında yarıştırmamak, ayrı ayrı yarıştırıp birincilerine aynı ödülü vermektir. en fakiri, haklı olması durumunda, en zengine galip getirebilmektir.
zaman zaman bizi hayal kırıklığına uğratan kavram, hayatın adaletsizliği. bir gün farkettim ki bu dünyada kimse bize adalet vaad etmemiş, tanrı* bile. o bize bu dünyada adaletin olmadığını, bu hayattan sonra herkesin yaptıklarının karşılığını bulacağını bildirdi; en küçük harekete, en küçük düşünceye kadar. ne de bu dünyaya geldiğimizde kimse hayatın adil olduğunu iddia etmedi. bu noktaya, bu asılsız hayale* takılmadan devam etmek en faydalı davranış belki de.
varedilenlerin kavramlara anlamlar yüklemesi sonucu; eşitlik, hakedene hakettiğini vermek vs gibi anlamlara getirilebilen kavram. yerine ve kişine göre; bükülebilir,doğrultulabilir. ama burda önemli olan inanılan adalet değil, varolan adalettir. tecilli ettiğinde şüpheye yer bırakmaz.
bir çin şiiri'nde anlatıldığı gibi pek de kolay değildir adaletin sağlanması. afrikalı dedelerimiz boşuna dememiş, "ormanın tarihini aslanlar değil avcılar yazar" diye...
bursa'da bir semttir adalet...
yakınlarında istiklal ve hürriyet semtleri vardır ...
ilginç olan hayatımın büyük bölümünün geçtiği bu şehirde, bu üç semte de hiç uğramamış olmam...
yolumun hiç oralara düşmemesi...
belki de o yüzden bilmiyorumdur...
adaletin de hürriyetin de istiklalin de ne olduğunu...
bir çınarın önündeki mavi bir tabela bu üçüne giden yolu da gösterir...
bir gün yürümek istiyorum o yolu...
tek başıma ya da bu üçüne de yolu düşmemiş herkesle birlikte.
belki gerçekten de
istiklale
adalete
ve hürriyete varıyordur sonu...