sadece futbol bilgisi ve içeriği olarak harika olmasının yanında bir blog olarak da harikadır. yazarı çok güzel yazar yazılarını, arada gisele* başta olmak üzere güzel fotoğrafları koyar, hiç bilmediğiniz ülkelerdeki futbol hakkında hikayeler anlatır.
kendi deyimi ile gider yapma olayının kralı spor yazarı. engin bilgiyi, olaylara farklı bakış açılarını ve akıcı güncel üslubu bir araya getiren bir nevi kendi ortasına röveşatayı yapıştırıp yetinmeyip kaleye geçip bir de güzel kurtaran.
not:tanıdık biri ve/veya galatasaray taraftarı olma olasılığı yüksek.
futboldan anladığını sanıp futbol muhabbeti adı altında kıraathane geyiği ve sidik yarışı yapanların okuyup feyz almaları gereken site. "futbol"severlerin sitesi. okuyunuz, okutunuz.
her gün ziyaret edilmezse olmazlarım arasına çoktan girmiş blogdur. aceto'yu okumaya başladığımdan beri futbolla ilgili okuduğum hiçbir yerli kaynak tatmin etmez oldu.
bu arada kendisi en iyi maç spikerini seçmek için bir anket düzenlemiş
futbolseverler tarafından baş tacı edilmesi gereken güzel bir blog.türkiye'de spor gazeteciliğinin hangi seviyede olduğunu bilmeyen kalmadığı için değinmeye gerek yok.ama bu site gerçekten futbol aşkıyla yanan ve derin futbol bilgisine sahip kişi tarafından hazırlandığı açıkça belli.futbolun zevkli yanının sadece çimin üsütünde olan bitenden fazlası olduğunu gün gibi ortaya koyuyor.avrupada parmakla gösterilen kulüp taraftarlarının derbi maçlara nasıl hazırlandığına dair en detay bilgiler bile mevcut.
bir de tabi ekşi'de dönen intihal ve aparma geyikleri var.bu konuda söyleyeceğim tek bişey var.sadece o fotoğraf mı çalıntı olan.diğer fotoğrafların hepsi sanki yerinde çekilmiş gibi bir itham var.adam bir gün arjantin'e gidiyor futbolcuyla röportaj yapıp fotoğraf çekiyor sonra afrika'da bir ülkeye gidip orda dolaşıyor sonra da barcelona'ya gidip tribünleri çekiyor sanki.çeşitli ajanslardan derleme yapıyor herkesin yaptığı gibi.burda bu adama karşı art niyetli davranıp bir başka blogun kullandığı resmi o da kullandığı için,o blogu tercüme edip kendi yayınlıyor izlenimi uyandırmış bir yazar.burda da türkiye'nin kronikleşen bir sorunu ortaya çıkıyor.meyve veren ağaç taşlanır misali.ortada ki emeğe büyük saygısızlık var.
son olarak da mehmet demirkol bugünkü yazısında bu sitenin reklamını yapmış.iyi şeylerin takdir edildiğini görmek de hoş.
hakikaten oldukça beğenip takip ettiğim bir site haline geldi artık. o kadar beğeniyorum ki hatta, "lan ben neden böyle bir şey yapmıyorum?" diye soruyorum kendime. aynısını yapamam tabii ki ama neden daha yerel bir versiyonunu yapamayayım ki diyorum. hatta girişimlere başladım bile diyebilirim. test yazıları sonrasında açarım belki de, kim bilir?...
neyse, sonuç olarak; kim yapıyorsa tebrik ediyorum bu siteyi.
saygı değer bir emek ve takdir edilesi bir alt yapının ürünü blogdur.
yazılı ve görsel spor adamları veya yorumcularından farklı olarak bir yer yada birilerine diyet ödemek hissiyatına girmeden , yazı ve yorumların kişisel ve/veya kurumsal beklentiler ve/veya müteşekkirlik hissiyatı içinde hazırlanmamış olması okuyucuya tatlı bir huzur ve rahatlama hissi vermektedir.
son derece başarılı bir blog. bilgisayarı açar açmaz girdiğim ilk sitelerden biri haline geldi ama o kadın resimlerini koymazsa eminim çok daha güzel olacak.
okuduklarımdan anladığım kadarıyla ingilizce, italyanca, ispanyolca ve en önemlisi futbol bilen biri tarafından yazılmakta olan bir blog bu. fikir vermek gibi olmasın ama; şu anda kapıdan bıyıklı bir adam girse, "bundan sonra bu siteyi okumak için ayda 15 ytl vermen gerekiyo lan!" dese, çıkarır veririm, o derece. açık ara en iyi türkçe futbol sitesi.
piyasadaki tüm futbol dergilerine, gazetelerin futbol bölümlerine, hatta tv'deki zırtzort programlara bin basabilecek, mükemmel bir blog. okay karacan, güntekin onay ve murat kosova birleşse bu blogu yapardı, öyle diyeyim.
türkiye'deki spor basını biraz şu blogu örnek alsa, çok değil azıcık, çok daha ilerleriz bence.
bloğun sarı kırmızı olduğu ayrıntısından hareketle türk spor basınının şu anda ki hali bile yeğdir.
sadece sporla kısıtlanmadan tüm basınımızı kapsayacak şekilde yönetici, menajer, oyuncu, çıkar odağı, siyasetçi etkisiyle yada etkisinde yada kamuoyu oluşturma amacı güdülmeden hazırlandığı ise su götürmez.
bir çok yazısında kendi ile çelişen bir futbol blogudur."futbol entellektüellerine" laf atarken kullandığı dil ,verdiği mesaj "futbolda romantizm mi?" "inanmam!" iken arjantin liginde takımların vip tribününün olmamasının kendisini oldukça mutlu ettiğini söyleyen bir arkadaştır.ayrıca galatasaray taraftarıdır.hatta galatasaray ın 1-0 kazandığı son fenerbahçe maçına 10 sartre yazan bir t-shirt ile gittiğini söylemiştir.
bir futbol dilencisi olarak her gün ziyaret ettiğim "dünya ve avrupa futbolunda neler oluyor? " diye merakımı giderdiğim blog.sahibinin harcadığı emeğe saygı duymamak elde değil.
son 16-17 saattir bir şey daha kanıtladı bana bu blog; öyle bir site ziyaretçi sayısı var ki, sağ bölümde sitenizin bir linki koyulduğunda bu sayının büyük bir bölümü kadar ziyaretçi sitenize akabilmekte. tam bir fenomen olmuş durumda, olmalı da.
futbolla çok ilgilenmeyen benim bile her gün "aceto yeni bişeyler yazmış mı" diye baktığım bir blogdu; belki de internette futbolla alakalı türkçe sitelerin (profesyonel ya da amatör farketmez) en iyisiydi.
bugün 18:27 itibariyle sona erdi ama. belki de kurulduğundan beri süre gelen küfürlü, hakaret dolu yorumlara daha fazla tahammül edemedi belli ki aceto ve en sonunda bloguna son verdi (vermiş). kaybeden ne yazık ki düzgün okuyucular, o yorumlarda fikirlerini doğru bir dille paylaşanlar oldu. kaybedenler o blog'a girip genel kültürünü artıran (aceto balsamico sadece futbol ele almazdı, ağırlık futboldaydı ama illa ki başka şeylerden de bahsedilirdi) okuyucalara oldu. kimler kazandı? tabi ki kendi takımından başka takım tanımayan bir avuç fanatik gerizekalı.
ne diyebilirim ki... 790,000 küsür sayıda ziyaret edilmiş bir yayın organı kapandı. umarım ve ümit ediyorum ki (fakat çok düşük bir ihtimal veriyorum buna) aceto balsamico bir şekilde (artık bir dergide mi olur, nasıl olur bilemiyorum) tekrar okuyucularına ulaşır.
ekleme: en çok da neye üzülüyorum biliyor musunuz? aceto bizi ercan saatçi ve türevleriyle başbaşa bıraktı ya...
bilgisayarın başına her geçişte ilk açtığım sayfalardan biriydi aceto' nun sayfası. yeni post yollamadığı günlerde hırsla geri kapatır. sonra yarım saatte bir tekrar açardım "bi' değişiklik var mı?" diye. aynı takımlar, aynı adamlar, aynı laflar üzerinden spor muhabbeti yapılan türkiye' de imdat simidi gibiydi biz futbolseverler için. bilgisiyle, farklı yorumlarıyla, lezzetiyle...
şimdi aldığı karara saygı duyuyorum.
ama eğer burayı takip ediyorsa giderken bizi hıncal uluçlara, turgay şerenlere, ömer çavuşoğlulara bıraktığını da bilmesini, tekrar düşünmesini istiyorum.
bana ve benim yanımda yer alan dostlarıma bir yol gösterici olmuştu aceto. bizim için bir idealdi o ama artık küfüre pes ederken pire için yorgan yakmıştır. haklıdır veya değildir sonuçta kendi kararıdır; bize saygı duymaktan başka söz söylemek düşmez.
elimizdeki değerleri bir bir kaybederken günümüzde, bu haber mideme oturdu. hazmetmek zor olcak. fanatizmin doruklarında gezmenin ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.