1. ölmek, kaçınılmaz canlılık sonudur. tamam. yavaş yavaş ölmek, beklenmedik bir anda ölmekten daha mı kötüdür? tartışılabilir. acı çekerek ölmek hiç istenmeyendir. kesin.
    süre çok önemli olmalı burada. bu duyguya ancak kısa süre dayanılabilir. bilinçaltına atmamalı ve birileriyle, mümkünse ilişkili kişiyle paylaşmalıdır.
    acılar paylaştıkça azalır ve öldürmeyen acı güçlendirir ya...
    güçlenince de, "herşeye rağmen yaşamak" ağır basar değil mi efendim?
  2. acı çekerek ölmemek için "ötenazi" isteyen iyileşmesi imkansız hastalar ve yaşlılar olduğu düşünülürse son derece zor bir durumdur.
    bir de işkenceyle öldürme, taşlayarak öldürme, asarak öldürme gibi ilkel ve vahşi uygulamaları düşünelim. bunlara ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. sapıkça, insanlık dışı, akıl almaz sözcükleri yeter mi? çaresiz bir insan, eziyet edilerek ölürken ne hisseder? ya bunu izleyenlere ne denebilir?
    bedensel acı dışında da dayanılmaz acılar var. sevdiklerini yitirmek, sürekli aşağılanmak, işsiz ve parasız sürünmek, baskı altında bunalmak gibi. bunlarla başedemeyip ölmeyi deneyenler öyle çok ki.
    mutluluğun tarifini"acı çekmemek" olarak tanımlayan felsefi görüşü anımsatarak tüm canlılar için acısız ölüm diliyorum.