büyük kız kardeş. evde bi tane bulunduğu için şanslı hissettiğim varlık. her türlü konuda anne-babaya karşı suç ortağı ve savunucudur. kardeş sevgiliyle tatile çıkabilsin diye kendi tatilinden fedakarlık edip çevirilen numaraya ortak olur, ama gerektiğinde (kardeş kendini şaşırdığında) herkesten daha otoriterdir, bi azar çeker kardeş süt dökmüş kediye döner. en büyük dayanaktır. çok severiz. hatta gaza geldim bi öpiyim gidip.
dişi ağabey
bir gün gelip evleneceğini ve hatta bu tarihin de yaklaşmakta olduğunu bilip de zaman zaman paniğe ve hatta kıskançlık krizine kapılmanızı sağlayan, dur gideyim yanına göreyim de sonra bu kadar görüşemeyiz şeklinde saçmalatan kişi.
dünyadaki en güzel iki varlığa hitap şeklim.
dünyada en çok güvendiğim,anne-baba tartışmalarında konuyu bilmese bile beni korumaya çalışan,ayrı olsak bile varlıgının huzur verdiği,gerektiğinde çocuğu gibi koruyan guzel varlık..
...
sail away sweet sister
sail across the sea
maybe you find somebody
who loves you half as much as me
my heart is always with you
no matter what you do
sail away sweet sister
always be in love with you
...
gerisi için (bkz:
sail away sweet sister)
keşke bende de olsa dediğim aile üyesi..
anne yarısıdır hatta fazlasıdır...anne ile konuşulmaz ama onunla konuşulur pek çok şey..her daim yardımcıdır.. ortaktır suça da; aşa da...
bu hayatın bana verdiği belkide en muhteşem varlık.benden 16 yaş büyük... evet tam 16 yıl.yaş 17 melankolisinde annesinin karnında bir veletin olduğunu duyacak her insan evladı gibi o da çok sert tepki vermiş doğana kadar. ama doğana kadar...
anneside babasıda çalışan çocuklar anneanne ve büyük kardeş olgusunun ne kadar önemli olduğunu bilir.en ufaklığımla ilgili anılarımın büyük çogunluğu ablamla geçirdiğim saatlerle ilgiliydi.
gün geldi ablam üniversiteye gitmesi gerekti.hemde izmire. başta herşey oyun gibiydi,evdeki telaş, hazırlanan eşyalar, evraklar,annemin ağlamaklı yolcu etmeleri... oyun gibiydi demiştim ya "dönünce sana ne oyuncaklar getiricem,kekte yaparız" gitti ablam... günler geçti gelmiyordu sadece telefon,annemle babamın az burnundan getirtmemiştim ablamı istiyorum diye.. sonra alıştım belirli aralıklarla görmeye ablamı. zaten her ay geliyodu ama yetmiyodu işte.
sonra bitti üniversite,tamamen döndü yanıma. ama artık kocaman bir çocuktum anaokuluna gidecek. sabah beni okula bırakır öyle işe giderdi,akşam almazdı ya okuldan bilirdim işi uzar.
bu mutlulukla aniden bölündü... eve tanışma yemekleri,gezmeler, anne ben çıkıyorumlar... bi erkek girmişti aramıza. kudururdum kıskançlıktan enişte adayımı her gördüğümde. evin şımarık küçük oğlu tavırlarıyla her gelişinde zavallımın burnundan getirtirdim dünyayı. bütün su tabancaları tepesinde boşalır,pislik olsun diye oyuncakları atar,bilimum işkenceyi yapardım beni ne kadar sevse bile...
sonra ablam evlendi.
başlarda huysuzlansamda alıştım, evleri bize çok yakındı,eniştem sıcakkanlıydı.ilkokula başlamıştım günüm okulda geçiyodu.
ta ki ablam hamile olana kadar...
miniminnacık bir bebek doğmuştu. o kadar ufaktiki ağzı,eli,dünyası. herkez onunla ilgileniyo,en kötüsüde ablamın kucağından inmiyordu.dünyam çökmüştü sanki ablama sevgimi bu denli paylaşabileceğim bir rakibim çıkınca. ama bitanem matematik bildiği kadar psikolojide biliyordu.aramızdaki denge sorunu aşarak herşeyi yoluna soktu.
gün itibariyle 37 yaşına gidi ablam. belkide onun yüzünden bu denli tembelim kişisel sorunlarımı çözerken,kendimle ilgilenirken. hayatımın her anında o kadar yanımda oldunki benim.
iyiki varsın abla... iyiki yanımdasın
yediğim her bir haltı anlattığım,aileme söyleyemediğim şeyleri söyleyebildiğim,herşeyden haberi olan,benim her zaman iyiliğimi isteyen,hata yapsam da hatama ortak olan aile üyesi.
(jonah, 02.06.2006 01:46)
kimi zaman beni sinirden çıldırttığında ya şunu bi alan çıksada gitse başımdan diye dua etsemde ,en çok sevdiğim insanlardandır.
(thyme, 01.07.2006 20:17)
eksikliğini en çok hissettiğim şey. ablam olmadığı için hep yalnızmış gibi hissettim kendimi, çünkü abla her şeyinizi paylaşabileceğiniz, her zaman size destek olabilecek, en çok güvenebileceğiniz kişidir genel olarak. ablası olanların, ablalarının kıymetini bilmesi dileğiyle...
sahip olunan en güzel varlıklardan biri. birgün evleneceği haberi gelir siz istanbulda o bodrumdayken. sonra bodruma düğününe gidilir, ele bir adet kamera alınır ve herkesin onları beklediği, onların da herkesi beklediği o düğün salonu arka odasında o kamerayla ona doğru yaklaşılır. lcd ekrandan ona bakarken gerçeklik çarpar bir anda; napıyorum ben, asıl sen, sen napıyosun, bu adam kim, ne işi var senin yanında gibi düşünceler akla gelmişken önce bir zoom yapılır gözlerini en yakından görecek şekilde, sonra yavaş yavaş uzaklaşılır, gerçek kendini uzun yıllar sonra da hatırlatsın diye. böyle şeyler hissettirir abla insana. böyle büyük bişeydir çünkü..
annenin ve babanın sizden önce imal ettiği hatun kişidir.ailede en değer verdiğinizdir belkide.hele yaşlar yakınsa herşey paylaşılır.dosttan ötedir yol göstericidir.ona gelecek olan herhangi bir kötülük yada canını sıkan bir durum sizin canınızı daha çok sıkar.evliliği yakınsa ve sizden uzak biryerlere taşınacaksa buhranlara girer insan hem paylaşmak istemezsin kimseyle hemde gidecektir yakında onuda üzmeden her saniye hasret gidermeye sevgisini depolamaya çalışır insan can yakan bir durumdur.seni daha çok düşünen yoktur bence ondan başka.sevilen kişi,kollayan kişidir abla.can yarısıdır.
fedakarlığın sınırlarını zorlayan, tüm hakaretlerinize rağmen büyüklüğünü esirgemeyen, kıymetlerini yokluklarında ancak anlayabildiğimiz haklarını asla ödeyemeyeceğimiz kardeşlerimiz.
biraz önce yeniden istanbula yolcu ettiğim, ve bu vesileyle hayatımda ne kadar büyük bir yere sahip olduğunu bir kez daha anladığım kanatsız melek, kutsal organizma.
kendimi bildim bileli aynı havayı soluduk onunla. birlikte büyüdük. 4 yaş vardı aramızda. ama bazen sanki yaşıtmışız gibi birlikte eğlenirdik. ben anasınıfına gittiğimde o 4. sınıftaydı. okuldan eve birlikte dönerdik. elimi hiç bırakmazdı. sonra ben 2. sınıfa geçtim, artık eve birlikte gelmez olduk. başka okuldaydı artık. ama olsundu,, nasıl olsa eve gidince görücektim onu. sonra zaman su gibi akıp geçti. büyüdükçe daha iyi anlar oldum onu. çok daha iyi anlaşır olduk. arkadaşlarıyla birlikte dışarı çıktığında beni de alıyodu yanına. yük değildim ona, o da severdi benimle vakit geçirmeyi. evet, 4 yaş vardı aramızda fakat yaşıt gibiydik, sayesinde çabuk büyümüştüm. 8. sınıftayken ben o lise sondaydı. ben askeri lise düşünüyordum
* o da bu yüzden istanbulda okumak istiyodu. ben askeri lise sınavlarına girdim, ve kazandım. mülakatlar falan derken deniz liseli oldum. fakat 3 gün geçmeden "ne işim var lan benim burda" diyerek geri döndüm askeri liseden. tam o sırada öğrendim ki, ablam tercih yapmış, ve istanbul yazmış paso. e sonucunda o istanbula gitti ben burda kaldım.
o yaz onunla geçireceğim son yaz olabilirdi. çok korkuyordum. onsuz ne yaparım diyordum. sonra gitti.. ilk uzun süreli ablasızlığımı yaşayacaktım. bi kaç ay kendime gelemedim. boş boş bakıyordum etrafıma. sonra alıştım. ve yarı yıl tatilinde ziyarete geldi. çok sevinmiştim. bi kaç hafta kaldıktan sonra yine gitti,, ve mutluluğumu da götürdü. beynimde sürekli
eksik bir şey çalıyordu. eksik bir şey vardı hayatımda,, ablam..
3 yıl böyle gidip geldi. en son kurban bayramı vesilesiyle geldi, 2 hafta önce. geldiğinde aslında o kadar da özlemediğimi farketmiştim, ama gidişinin bu kadar koycağı hiç aklıma gelmemişti.. niye böyle oldu bilmiyorum. hiç bu kadar kötü olmamıştım. otobüse bindirdikten sonra boğazımda bi düğüm belirdi, şu anda olduğu gibi, ağlasam, "ağlama" diyecek kimsem yoktu,, kalmamıştı, gitmişti.. yine bomboş hayatım. ev yine ölü evi gibi. ses yok, kahkaha yok, son iki haftadır evi dolduran sıcaklıktan eser yok.. ve ağlasam, "ağlama" diyecek kimsem yok...
küçükken ablayla anlaşmak zordur. ama yaş ilerleyip de sırları paylaşmaya başladığınızda aynı evde yaşanan bir arkadaşa dönebilir. küçükken sizden sakladığı sırlar artık büyük olduğunuz için size de anlatılır. bu da kendinizi daha iyi hissetmenize neden olur.hoş ne kadar kavgalar devam etsede evin bir köşesinde durur bu şahsiyet.
uzun süren soğuk ilişkimizden sonra tatlıya bağlanan bir sıcaklığın msndeki dışavurumunun ufak bir kesitini şöyle yaşadığımız bitanem.
+çözerim ablacığıım
+canımın içi
-iyi geceler
+ciğerimin parçası
+bi tanem
+kalbimin prensesi
-biricik kardesim
+bak çözdük bile:)
-seni ne kadar cok sevdiğimi bilsen
+yalancı sevgiyi sevmiyom ben
-ne sevgisi
+benim biraz önceki sözlerimi içten mi söylememi isterdin yoksa numaradan mı?
-içten
+inan onları içten söyledim o anda
-inandım
+nefes alırken kalbime bişeyler giriyo şu an.
küçükken sizi gerçekten sevdiğine bi türlü ikna olamadığınz ama aksinide düşünemediğiniz, zamanla değeri daha iyi anlaşlan 'iyi varsın!' listesine aile üyesi olmanın yanısıra ekstra bi ayrıcalıkla girebilen nadir insanlardan olan şahsiyet
küçük kardeş tarafından büyüğü kızdırmak için söylenen söz.
-abla??
+abla deme bana.
-ablamsın işte ne diyim??!!
+ben senin ablan değilim. ben kimsenin ablası değilim!!!
(bkz:
ayşen gruda)
alıp başını dünyanın öbür ucuna, amerika'ya gittiğinden beri akşamları eve dönmek işkence oldu. annemle babamın "amanın elimizde bi bu kaldı, maksimum ilgi göstermeliyiz ki bi yere gitmesin" halleriyle uğraşmaktan, onun yokluğunu hissettirmemeye çalışmaktan kendi derdime yanamasam da, acısı olmadık zamanlarda yokluyor beni. anlatsan kimse anlamaz, ama dünyadaki en önemli şeyden bu kadar uzak kalmak anlatılacak gibi de diil zaten.
gözlerimde yaş, kalbimde sızı...
abi(ağabey) sahibi olmaktan kat be kat daha iyi olan bir olaydır,
abla'ya sahip olmak.hem sizi daha çok kollayıp gözetir, hem de ikinci anne'niz olmayı sev sev kabullenir.
kardeşimden duyduğumda içimin yağlarını eriten hitap şekli.
makina programında gürgen öz ve ekibinin hazırladığı, müthiş komik ve espri dolu parodilerden birinin ismi "abla grubu".