bu gün akşam saatlerinde akp'ye laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu gerekçesiyle kapatma davası açan yargıtay cumhuriyet başsavcısı.
abdurrahman yalçınkaya, 21 haziran 2004 te cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer tarfından yargıtay cumhuriyet başsavcılığına getirilmişti.
kimdir bilmem, neyin nesi kimin fesi, vazifesini hangi ideoloji doğrultusunda yapıyor, hiç ilgilenmiyorum. şunu diyebilirim yalnıca: adım gibi eminim ki ey yüce hukuk insanı! ismin tarihe kapkara harflerle yazılacak. bir savcının saygınlığından eser olmayacak anılmanda. ve vicdanının hapsinde bir ömür yatacaksın.
cahil demokratlar, çakma liberaller, islamı siyasi görüş zannedenler yüzünden; demokrasiye bi şamar atmak zorunda kalan, alenen kendini feda eden, ileride ne sağcısı ne solcusu tarafından sevilecek olan vatan evladıdır.
kapatmanın dayanılmaz hafifliğine selefleri gibi dayanamayan, hangi dünyada yaşıyor diye merak ettiğim yargı kişisi. kapatamazsın filan demedikleri halde kim gaza getirdi bilmiyorum, zat-ı şahaneyi. ama tarihe geçecek bir iş yaptı. tarihler onu unutmayacak. kimisi gözyaşlarıyla kimisi de şimdi burda söyleyemeyeceğim ifadelerle anacak kendisini. evet gözlerim yaşardı...
pek liberal ve özgürlükçü akp hükümetinin son 6 yıldır türbanı kaşımak dışında hiç dokunmadığı anayasanın kendisine verdiği görev ve sorumluluklar dahilinde hareket eden bir insandır. bu insanın gerekli koşulların oluştuğuna inandığı zaman parti kapatma istemi ile dava açma yetkisi ve sorumluluğu varsa şu anki durumun tek müsebbibi son 6 yıldır yasama organının biricik sahibi akp hükümetidir. bunu görmeden atıp tutanlar da tutarsızdır. bu saatten sonra akp'nin parti kapatmayı zorlaştırmak için alacağı önlemler de sadece kendi mabadlarını kurtarmak için gösterilen çaba olacaktır, kimse demokratikleşme adımı olarak yutturmaya çalışmasın olacakları. samimi olsalar ya da biraz daha akıllı olup daha iyi takiyye yapsalar çoktan değiştirmişlerdi bu yasaları.
bu arada, akıl vermek gibi olmasın ama ortalığı karıştırıp askere yol açmak isteyebilecek cuntacı oluşumların ve ulusalcı çetelerin bir numaralı hedefidir. bağnaz ve dinci oluşumların da hedefi hâline çoktan gelmiştir herhâlde, bugünlerde vakit gazetesi okuyamadığım için emin olamadım.
açmış olduğu davadaki iddianamesinde özellikle türban ile ilgili yapılan konuşmalar üzerinde durmuştur.
yapılan anayasa değişiklikleri halen yürürlükteyken ve anayasa mahkemesinden henüz anayasaya aykırı olup olmadığı gibi anayasa mahkemesi her hangi bir karar vermemişken yürürlükteki yasaları suçmuş gibi göstermiş ve anayasa mahkemesinde görüşülmekte olan türban davasını etkilemeye yönelik bir girişimde bulunmuştur ve suş işlemiştir yargılanması gereken bir başsavcıdır.
sürekli ferhat sarıkaya ile karşılaştırılmasını doğru bulmadığım savcı.
ferhat sarıkaya'nın iddianamesi ile abdurrahman yalçınkaya'nın iddianamesini yanyana koyup baktığınızda, ister istemez abdurrahman yalçınkaya'nın akp ile ilgili iddialarının ferhat sarıkaya'nın yaşar büyükanıt'a olan iddialarına göre daha somut olduğunu görebilirsiniz. yalnız burada karşı çıkılabilecek bir durum, ferhat sarıkaya'nın meslekten ihracı olacaktır, ki ben bu durumu asla haklı bulmuyorum. yaşar büyükanıt'ın yargıyı etkilemeye çalıştığı iddia edilen eylemlerini basın diliyle bildiğimiz için ferhat sarıkaya'nın iddiası da doğru gibi geliyor. ama bu durum asla akp'nin kapatılması davasıyla eş tutulabilecek kadar delil sahibi değil.
bir de yaptıklarının sürekli hukuksal olmadığı söyleniyor zat-ı alillerinin. bu söylemleri ortaya koyanların anayasa'nın 69. maddesini acilen okuması gerekmektedir. hele bir de bu davanın "anti-demokratik" olması var ki, evlere şenlik. neyse ki, bu iddiayı ortaya koyanların demokrasisinin ülkenin tek bir grubun altında olmasını desteklemelerinden dolayı böyle bir iddiayı ciddiye almak zorlaşıyor.
fena halde dinci bir isme sahiptir kendisi, ismini değistirmesini talep ediyorum. aha buraya yazıyorum, kendisine isim kapatma davası acacağım.
http://www.itusozluk.com/...
eğer açtığı dava sonrası akp kapatılırsa "iktidardaki partiyi kapattıran ilk savcı" olarak dünya tarihine geçecektir. 2.si, 3.sü, 4.sü ....n'incisi yine bu topraklardan çıkacaktır.
kısa vadedeki ekonomik kayıpların uzun vadedeki devlet kimliği kaybından daha kabul edilebilir olduğunu gören, görevini yaptığı için klavyedeki tuş sayısı kadar beyin hücresine sahip olanların algılayamadığı başsavcı.
tamamen zıt uçlardan olsalar da bir bakıma ikinci ferhat sarıkaya. esasen ikisinin de görevini yapmaktan başka yaptıkları bir şey yok, maşa falan oldukları da. sistem yargılanıp aklanabilecek kadar sağlam olsa keşke ve bu insanlar için sadece ''devletin savcısı'' denilip geçilebilse.
türkiye ye yeni bir yönetim biçmi getirmeye çalışan juristokrat. herkesin bildiği bir gerçek var ki adalet ve kalkınma partisine dava açma kararını abdurrahman bey vermedi. inşallah bu sözlük yıllarca varolur. zira tarihe not düşüyorum, gün gelecek bu yazılar dehşetle okunacak. juristokrasiyi ülkemize kıvrak bilek hareketleri ile sokmaya çalışan abdurrahman beyi ve bu hastalıklı zihniyeti uzun ince yolda karşımıza çıkan bir engel olarak görüyorum. türkiye bu engelleri aşacak. aşağıda abdurrahman beyin adalet ve kalkınma partisini kapatma gerekçelerinden bazılarına yer veriyorum :
aihm’in türban kararının ardından erdoğan’ın , “başörtüsü konusunda karar verilirken ulemaya danışılmalı” sözü,
mayo firmalarının istanbul’daki bilbordlara yönelik “reklamı yasağı” iddiaları.
akp’li bazı belediyelerin içki yasağı ve kadınlara özel park yapılması.
istanbul’da imam hatipli kız öğrencilere özel ücretsiz servis otobüsü .
başbakan erdoğan'ın ispanya'da söylediği "başörtüsünün velev ki siyasi bir simge olarak takıldığını düşünün, siyasal simge olsa ne olur" sözü...
üniversitelerde türbana serbestlik getiren anayasa'da yapılan değişiklik...
recep tayyip erdoğan ın cümlelerinin içinde hamdolsun kelimesini kullanması.
şimdi 3 kilit isme dönelim. sırası ile önce ilhan selçuk:
24 ocak 2008 tarihli yazısında, başsavcı yalçınkaya'ya yönelik şu ifadeleri yer aldı: yargı gücünde devlet görevlisi bir savcı ille de görevini yapmak zorundadır. savcı, kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye dava açmasın. görür gününü. başsavcı, dava açması gerekiyorsa, dava açacaktır. cumhurbaşkanımız dosyalı zanlı. başbakanımız dosyalı zanlı. bir de iktidar partimiz zanlı oldu mu, gel keyfim gel.
'kapatma iddianamesi için 3 dosya verdim'
ak parti'nin kapatılması talebiyle üç defa yargıtay cumhuriyet başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu ve bu kapsamda başsavcı'ya, içinde gazete kupürlerinin de bulunduğu dosyalar verdiğini açıkladı. ''ilkini 29 temmuz 2004'te, ikincisini 2005 yılında, üçüncüsünü ise 26 mart 2007'de yargıtay cumhuriyet başsavcılığı'na akp hakkında suç duyurusunda bulunarak, klasörler dolusu kupürler, deliller sundum. bir benzerlik var mı; elbette olacak. çünkü cumhuriyeti katleden bir olay var, benden yararlanmış olmasında garipsenecek ne var! ancak tabi ki yargıtay başsavcısı derin hukuki bilgisi ve meslek tecrübesiyle bizlerden yararlanmaya ihtiyacı olmayan bir savcımız. ancak biz de kendi topladığımız kanıtları, delilleri ona sunduk. partinin yaptıkları bakımından değişik kaynakların derlediği delillerin benzer olması normaldir'' şeklinde demeçler verdi.
ayrıca; perinçek'in başsavcı yalçınkaya'ya verdiği 26 mart 2007 tarihli dosyadaki şu ifadeler, yalçınkaya'nın iddianemesine aynen girdi:
'bu ülemanın işidir, ulema ne diyorsa o olur.'
'bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabi ki gidecek...',
'ben müslümanım diyenin aynı zamanda laikim demesi mümkün değil.'
'başbakanlık müsteşarı ömer dinçer'in '21. yüzyıla girerken dünya ve türkiye gündeminde islam' konulu sempozyumda yaptığı konuşma...dinçer'le ilgili tüm bilgiler.'
'2004 yılı ekim ayında tayyip erdoğan desteğinde saidi nursi sempozyumu 25 aralık 1925 tarili tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanuna ters düşmektedir.'
refah ve fazilet partilerinin kapatılma davalarını açan eski yargıtay başsavcısı vural savaş'ın şubat'ta yayınlanan 'akp çoktan kapatılmalıydı' adlı kitabındaki suçmalar, aynı cümlelerle iddianamede yer aldı. savaş, ak parti'ye kapatma davası açmak için acele etmek gerektiğini vurgularken, eski cumhurbaşkanı sezer'in atadığı anayasa mahkemesi üyelerinin emekli olacağını hatırlattı. savaş, ''ben türban istismarı yapıyor diye iki parti kapattım. akp'nin de bu nedenle şimdiye kadar kapatılması gerekirdi. eğer kapatılmış olsaydı, gül cumhurbaşkanı olamayacaktı'' dedi.
hanımlar beyler siz değerli sözlük yazarları, bu ülkedeki pis oyunları deşifre etmeye çalışsak ömrümüz kifayetsiz kalır. lakin herkes şunu bilsin ki; hangi iktidar, hangi hükümet ve hangi ideoloji gelirse gelsin türkiye dönüşü olmayan bir büyümenin içindedir. bu ülkeyi ortaçağ karanlığına götürmeye kimsenin gücü yetmez. felaket tellalları ve komplo teorisyenleri her daim varolacak elbette. lakin şuna inanınız ki bu ülke eninde sonunda muasır medeniyetler seviyesine ulaşacak.
sadece anayasanın kendisine verdiği hakkı kullanması yüzünden ağzına gelenin laf attığı kişi. amına koyayım, ergenekon savcısını savunuyorsan buna ne diye laf atyosun. azıcık utanın lan!
önce a nefretinin savunucusu ve iddianame hazırlayıcı olmuştur. şimdi de b nefretinin odağı ve mağduru olacaktır.
keşke siyaseten dostlar ve düşmanlara yaratıp, bunu medya aracılığı ile köstekleyen bir dünyada yaşamıyor olsaydık. yine de ilk taşı günahsız olan atsın diyeceğim... belki bir duyan olur.
yahu anlamıyorum bu adamın üstüne gidenleri. hemen zıplıyorlar er meydanına sonra da siyaset yapıyorlar.
şimdi yok mağdurculuk oynayacak diyenler acaba akp kapatılsa, recep tayyip erdoğan siyasi yasak alsa ne diyeceklerdi? şu ana kadar akp hep mazlum edebiyatı yapıp, oylarını artırmadı mı? yine de ilk taşı günahsız olan atsın evet duydum bunu.