bir kaç yıl kadar önce çok daha uç fikirleri vardı. ipe sapa gelmez iddialarla yazdı çizdi, sonra adam yokluğunda önüne gelene şeyhim diye sarılan müslüman camianın önde gelen yazarlarından biri oldu. şimdilerde demokrat, emperyalizm karşıtı ve bence büyük ölçüde tutarlılık çizgisine yaklaşmış kocaman elli, kocaman ayaklı adam.
bazı kişiler tarafından islamcı zannedilen, yazılarına bakılınca arap milliyetçisi olduğu rahatlıkla çözülebilecek kişilik. bir aralar tükürüklü salyalarıyla ona buna sataştığı için en çok tazminat ödeyen yazardı.
çocukluk yıllarında harçlığımızı çıkarmak için mahallenin abilerinin peşinde dolanıp durduğumuz zamanlarda kendisi ile tesadüfen rastgelmiştik. bir düğün için orkestra ekibi lazımdı. bizde gidelim banttan çalarız ne de olsa ork'un öyle bi sistemi var. cengiz kurtoğlu, emrah, massive attack, dido, burzum hehe allah ne verdiyse diye düşünmüştük. salona gittiğimiz'de pistin ortasına bir perde çekilmişti. kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa bölünmüştü. her halde saklambaç oynayacak halleri yoktu. derken salonda bir an'da bir telaş başladı. anlamsız bir panik havası oluştu birden. birisi geliyormuş! kim lan bu arto derken bi baktık ki o kara sakallarını deli gönlüme bağladığım, o canım sakalından bir tutam alıp okuyup üflemek istediğim abdurrahman dilipak karşımda. nasıl da melül melül, mahsun mahsun bakıyor. oturdu bi kazuz içti, pasta yedi, sonra dökülen parçaları tükmüklediği eliyle üstüne bastırarak ağzına attı. saçlarını'da yana doğru taradı, pek bi yakışıklı, pek bi muhterem oldu. giderken'de el salladı.
abdurrahman dilipak'ın bazı anatomik özellikleri normal bir insana göre farklılıklar gösterir. örneğin bazı durumlarda, ortalama zeka seviyesindeki bir insana göre geride kalırken;bazen iq'su yüksek bir insandan daha iyi bir performans gösterebilme özelliği vardır. elleri vücuduna göre çok büyüktür. bakışlarında farklı bir mütevazılığın yanısıra her an saldıracakmış görüntüsü hakimdir. kendisini beş dakikadan fazla izleyen birinde(şaka yapmıyorum) paranoyaya yol açabilir. değişik bir zekaya sahip olduğu söylenir. bunlar kanıta dayalı olup,hayal ürünü değildir. abdurrahman dilipak böyle bir orijinalliğe sahiptir.
görme duyusu atlarınkine yakın bir özellik gösterir,yani başını çevirmeden arkasını görebilir.
bu nedenle kemalizme başka bir açıdan bakar.
şeriatçi düşüncenin nirvanaya ulaşmış hali de diyebiliriz o'nun için.
1971'den bu yana kesintisiz sanık olarak 40 yıldır, yüzlerce davadan sanık sandalyesine oturtuldum.. bugün benden daha kıdemli hakim yok yargıda ve ben hâlâ sanığım.. bir hakimle tartıştık da, “ben 20 yıllık hakimim” dedi, ben de “40 yıllık sanığım, benim kıdemim sizden fazla..." dedim.
ağzı olan konuşuyor" lafının, temsilcisidir bu şahıs. yıllar yılı saçmalamış oraya buraya saldırmıştır. hala da aynı şekilde ama bir farkla, ağzından değil de başka yerinden konuşuyrmuş gibi devam etmektedir.
32.gün de yaşasın şeriat diye bağırmış, ''bugün yaşamamızı atatürk e borçluyuz'' lafını ''yaşamımızı fatih sultan mehmet e borçluyuz'' cümlesi kadar absürd bulmuştur. kendi gömleğinin rengi anayasaya uymuyorsa eğer onun gömleği değil anayasa değişmeliymiş efendim öyle buyurmuş kendileri. haa suç bunları zırvalayanda mı, yoksa bunlara bu şekilde zırvalayacak basireti verenlerde mi tartışılır tabi...
15 şubat 32. gün tekrar yayınında anladığım kadarıyla kişiye özel anayassa değişikliğini destekleyen kişidir. neymiş efendim anayasaya göre gömlek giymeyecekmiş anayasaya giydiğii gömlek maddesi eklenecekmiş. dalga geçiyor sanırım. tabi gömlek sadece simgesel...
bundan 12-13 yıl önce fazlasıyla popüler bir gazeteciydi. yine şu dakikalarda olduğu gibi "şeriat nedir, yenir mi yedirilir mi" tartışmalarının taraflarındandı. toktamış ateş 'le beraber "komedi dükkanı" havası yakalamışlardı ikisi. internetle televizyonla birlikte , cazibesi daha yüksek fiigürlerin (ahmet hakan, yusuf kaplan vs.),türbanlı gazetecilerin sayısının artması ve hiçbir televizyon kanalından doğru dürüst davet almamasıyla beyefendi her daim görmek istediği ilgiden,alâkadan uzak kaldı.
egosu abartılı bir zât olduğu için eski sözü dinlenen soğukkanlı adam rolünden vazgeçti. ırak'ın işgalinin en harlı günlerinde elinde mikrofonla bir kalabalığı arkasına almış necef benim için çanakkale'den daha önemlidirdeyip çıkmıştı.
şimdi de gene o misal bi laf etmiş. metaforik bir anlatımla "anayasa gömleğime uyacak gömleğim anayasaya değil" diyesiymiş. demiştir. çok da şaşırmadım. hatta "gömleğime uymayan anayasada gizli eşcinsellik vardır" bile diyebilirdi.
tekrar eski güzel günlerine dönmek istiyor.
söyledikleri saçma da olsa bildiklerini çarptırıp karşısındakine bir şekilde kabul ettirebilen dinci. 32. gün'e çıktığında yanındaki kimse onun söylediklerine etkili cevap verememişti farkettiyseniz. laiklik, atatürk diye bağırıp durmuşlardı sadece. dincilerin en çok güvendikleri yönleri sağlam hatipler çıkarmaları sanırım. diğerleri için (bkz: rte) (bkz: necmettin erbakan)
kötü, çok kötü bir insandır. daha kapsamlı bir sıfat bulamadım kendisine. sadece dünkü ve bugünkü köşe yazılarını okumak yeter bu hükme varabilmek için.