belki ilginizi çeker
  1. · bu ürünü alanlar bunları da aldılar
  2. · köşke ilk kez seccade girecek
  3. · kıçına kına yakacak olan sözlük yazarları
  4. · takım oyunu
  5. · 28 ağustos 2007
  6. · laik değilsen çankaya ya layık değilsin
  7. · 2007
  8. · şimdi boku yedik
  9. · ütopist
  10. · abdüllatif şener in başbakan olması
gündem
  1. · allahın belası piç şerefsiz altıncı nesil yazarlar
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · insanın hayatına sıçan şeyler
  4. · sözlük yazarlarının genel özellikleri
  5. · annenin gençlik fotoğrafları
  6. · aşk
  7. · dinde zorlama yoktur
  8. · ateist tanrı diyalogları
  9. · felç

abdullah gül ün cumhurbaşkanı olması  

 sayfa  / 9
  1. (bkz: bu ürünü alanlar bunları da aldılar)
    (bkz: recep tayyip erdoğan)
    (bkz: bülent arınç)
    (bkz: vecdi gönül)
    (frankribery, 23.03.2007 18:01)
  2. mecliste tek başına iktidar olan akpnin herhangi bir partiyle uzlaşmayacağından dolayı rte ve bulent arınç yerine abdullah gül'ün cumhurbaşkanı olması daha uygun olur.zira kendisi diğer saydığım kişilere göre devletin zirvesinde gerginlik jeneratörlüğü görevini layıkıyla yerine getirememektedir.
    (absolution, 23.03.2007 18:03)
  3. recep tayyip erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden çok da farklı olmayacak durumdur. erdoğan'ı isteyenler yine sevinecek, istemeyenler yine üzülecektir. gül'ün nispeten daha uzlaşmacı görüntüsünü cumhurbaşkanlığı platformunda nasıl yansıtacağını da zaman gösterir.
    (draco, 17.04.2007 11:59 ~ 11:59)
  4. aynı zamanda recep tayyip erdoğan ın cumhurbaşkanı olması anlamına gelir. (bkz: gölge)
    (depresif, 24.04.2007 12:22 ~ 12:25)
  5. (bkz: ölümü gösterip sıtmaya razı etmek)
    (big bang, 24.04.2007 12:29)
  6. (bkz: mission completed)
    (abozek, 24.04.2007 12:31)
  7. recep tayyip erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmamasıyla birlikte, akp'nin bölünmemesine ve bu sebeple büyük birkaç partinin birleşmesine sebep olacak olay. bu yönden yaklaşırsanız birlik için hayırlı bir adım olmuştur. eğer rte cumhurbaşkanı olsaydı akp birkaç parçaya ayrılacak ve bu birleşmeye gerek kalmayacaktı.
    (sycrone one, 24.04.2007 12:33)
  8. (bkz: tehlikenin farkında mısınız)
    (bkz: piyon)
    (bkz: kelimelerin yetersiz kalması)
    (bkz: atatürk ün ağladığı anlar)
    (book buff, 24.04.2007 12:44 ~ 12:59)
  9. (bkz: @1386154)
    (akaydo, 24.04.2007 12:47)
  10. başbakan: ben yaptım oldu.

    (bkz: @1386179)
    (bkz: @1386151)
    (theone, 24.04.2007 12:57 ~ 19:54)
  11. akp için akıllıca bir karar olmuştur, zira abdullah gül'ün başbakan olduğu zamanlarda gösterdiği pasif yönetim biçimi eğer cumhurbaşkanı olması durumda da devam ederse ortaçağ tarzı soylular meclisi benzeri bir yönetim olacaktır diye düşünüyorum. (yasa taslağı çıkar-mecliste oyların çoğunluğunu al-cumhurbaşkanı onayı (otomatik portakal))

    ama kimse itiraz edemez ki, bu insanları o mevkilere getirenler halktır ve de sefasını da cefasını da halk çekecektir.
    (bosvermis bunye, 24.04.2007 13:08 ~ 13:09)
  12. recep tayyip erdoğan kadar olmasa da çoğu kişi gibi benim de bir vatandaş olarak hiç içime sinmemiş bir adaylıktır. siyasi kariyeri refah partisi, saadet partisi ve ak parti olarak özetlenen bir cumhurbaşkanı nın çanya da türkiye nin en yüksek mertebesine çıkmasını elem ve üzüntü ile karşılamaktayım. bu kadar asla milletin kararı olmamıştır zira 2003 seçimlerinde akp nin aldığı oy kadar kişi oyunu kullanmamıştır. akp cumhurbaşkanı'nı seçerken keşke diğer partilerle anlaşma yoluna gitseydi. "top benim saha benim oyunu da ben kurarım golü de ben atarım. siz sadece geçin trübünde oturun" tarzı bir yaklaşımda bulunmasaydı. işte o zaman bir nebze demokratik bir seçim olurdu. abdullah gül hakkında kişisel olarak kötü bir şey söylemiyorum. sadece cumhurbaşkanı makamına uygun bir aday olmadığını düşünüyorum. şimdi ne olacak? hayatı boyunca milli görüş gömleğini sırtında taşına birisi. refah partisinin saadet partisinin var ettiği birisi. cumhurbaşkanı olunca bambaşka bir kimliğe mi bürünecek? böyle düşünenler varsa yanılıyorlar. belki bir kaç seneye kadar imam hatip mezunları mühendis, avukat, savcı çıkacak. yök kaldırılıp idaresi hükümetin bir koluna bağlanacak. recep tayyip erdoğan abdullah gül ile akp yi kurarken sokaklara "türban namus borcumuzdur" pankartları asıldı. bu ve bu tür olayların başrölünde oynayan birinin laik bir hukuk devleti olan türkiye cumhuriyeti nin en üst makamına gelmesi ülke için kötü sonuçlar doğuracaktır. artık bu konuda iyimser düşündüğüm tek şey umarım cumhurbaşkanı olduğunda eski arkadaşlarının ricalarını dikkate almaz* * tabi olayların gidişatı yeni hükümetin tavrına ve kimliğine de bağlı. cumhurbaşkanı nın yetkilerini sınırlayabilir, ya da görev süresini düşürebilirler. zaten böyle bir şey söz konusu olursa kesin halk oylamasıyla olur. o zaman da halk ne diyor? sorusunun cevabı zaten alınmış olur.
    (dna, 24.04.2007 13:15)
  13. tayyip'in hem cumhurbaşkanı hem de başbakan olması anlamına gelmektedir.
    (alkolik2000, 24.04.2007 13:20 ~ 13:20)
  14. türkiye büyük millet meclisi seçerse son derece meşru olacak olan olaydır.
    (mulder, 24.04.2007 13:30)
  15. canımı acıtan olay. farkeden ne olmuştur? hiçbirşey. insanın dili başka düşüncesi başka olduğu sürece, bu adaylık birşey değiştirmiyecektir. tarikat aday oldu diyebiliriz kısaca. ha recep tayyip erdoğan ha abdullah gül.sadece aradaki yaş farkından ve ingilizce bilmesinden farklı olan birşey yok . kardeş istedi abi aday oldu.
    (baharda geldim, 24.04.2007 13:30)
  16. türkiye için hayırlı olmasını dilediğim olay.
    (cursedpower, 24.04.2007 13:32)
  17. (bkz: emanetçi cumhurbaşkanı)
    (ezz, 24.04.2007 13:36)
  18. kanımca abdullah gül akp'nin en iyi adamıdır, ancak köşke çıkınca pasif kalabilir diye düşünüyorum. cumhurbaşkanlığı mevkiisinde ne kadar başarılı olabilir bilemiyorum ama şu da bir gerçektir ki bundan önce ki cumhurbaşkanlarını da halk seçmemiştir ve de önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şimdiki muhalefetin cumhurbaşkanını halk seçsin diye bir iddiası olmamıştı. tabii onlara asla kızmıyorum sonuçta bu siyasetin gereğidir.
    (cesim, 24.04.2007 13:40)
  19. (bkz: @1386413)
    (seekter, 24.04.2007 13:48 ~ 25.04.2007 17:42)
  20. (bkz: kukla)
    (comatose, 24.04.2007 13:55)
  21. dışişleri bakanının cumhurbaşkanlığı sürecinin resmi olarak işlev kazanması. birkaç gün içerisinde recep teyyip erdoğan’ın acil bir basın toplantısı düzenleyip "vazgeçtim lan vecdi gönül olsun. çok yaygara yaptınız siz." demesini daha makul kılacak raddede bir tür o piti piti yöntemiyle gündeme oturması yeterince irrite ediciyken, düşünmekten çok habire korkuya kapılmayı yeğleyen bir çoğunluk tarafınca şeriat deccali olarak lanse ediliyor oluşu ayrı bir rahatsız edici.

    olması gerekenle oturmuş devlet anlayışı arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulursa; bunu daha rahat açıklayabilmek için basit ve sembolist bir site örneği yetecektir. sakinlerinin vatandaşları, bekçisinin askeri temsil ettiği bir site düşünecek olursak; bu sitenin işlerliğini en iyi biçimde sağlamakla görevli olan bir kapıcı da var olacaktır. bu kapıcının görevi site sakinlerinin gündelik ihtiyaçlarını en iyi biçimde karşılamak, aidatları toplamak, dairelerin dışa açılan bölümlerinde kaliteli bir yaşam alanı sunabilmek ve daireler arası koordinasyonu kısmen sağlamakken sitede belli aralıklarla düzenlenen ve her daireden bir temsilcinin katıldığı yönetim kurulu toplantılarında sitenin olası sorunlarına çözüm getirmede fikir sunma hakkına da sahiptir; fakat bu bahsettiğim kurullarda asıl söz sahibi kesim sitenin gerçek sahipleri olan site sakinleridir. demem o; bu toplantılardan birinde kapıcı öne atılıp "şişt lan necati bey; sen evini satıyormuşsun. satma. ben ona kiracı bulacam az bekle sen" veyahut da "b blok 23 numara. sen ayten hanım. donlarını balkona asma tahrik oluyoz" deme hakkı yoktur. bu nasıl ki o muazzam site için "düşünülemez" bir şeyse; gerçekleştiği takdirde de "sen kim oluyon lan hahah" dahi tepkisine mahal vermeyen olgun bir bireycilik algısıyla bertaraf edilmesi, direkt olarak lehe çevirilmesi gereken bir iç dinamiktir. ve bu devlet anlayışı bazında; bahsedilen kapıcının literatüre geçmiş adı iktidarken, asıl işlevi karşılıklı çıkar temelli hizmet anlayışıdır.


    bu örneği günümüze uyarlayacak olursak; recep tayyip erdoğan görev hayatı boyunca pek de gaddar olmayan; fakat epey yüzsüz bir kapıcı rolünü başarıyla sürdürürken, site sakinleri olan bizler kendisinin kapıcı olduğunu unutmakla kalmayıp, bunu hatırlamak –iktidar kişinin lehine kullandığı bir araçtır ilkesini görmezden gelerek- yerine kat aralarında komşularla "lan bu kapıcı bizi sikecek galiba" dedikodusu yapmayı uygun bulduk. eşitlik temelli bir evrende olabildiğince iyi davranılmaya çalışılan kapıcıya tepki verme yolunu ona kapıyı açmamak, iyi kötü verdiği hizmetten yararlanmamak olarak göredururken, kapıcının giydiği terliğin dedikodusunu karşı komşumuzla yapmaktan da geri duramadık. sitenin çocukları apartman kapılarına tehlikeye dair afişler astılar, kendi evlerimize kendi benliğimiz tarafınca üretilmiş bir korkuyla adım atar olduk. demem o ki; o beğenmediğimiz kapıcı, bize hizmet etmekle görevli olan bir insan; kendi gölgesinden korkan ve birey olmaya dair hiçbir formasyonu bulunmadan doğar doğmaz vatandaş olarak nitelenen koskoca site sakinlerinin korkulu rüyası haline gelirken dahi iktidarın asli görevinin ne olduğunu bilincine varamadı ve bu bilinçsizlikten ötürü verebileceği en iptidai tepkiyi vererekten içerisinde bulunduğu korku halinin sebebini kapıcının karısının kafasının şekline, giydiği basma eteğe dahi bağladı.

    işi bu abstract gidişattan kurtaracak olursak; abdullah gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla rejimin değişeceği fikrini savunmak, lord of the rings serisinden iki kitap okuyup kendini elf sanmaya meyilli bir inanç haline geliyor, zira en basitinden yedi senelik bir hakimiyet süresi içerisinde rejim değiştirmek dünya siyaset tarihinde de görülmüş bir edim değil. o iş öyle kolay olaydı, 14 yaşında kuleli'ye girer, on sene içerisinde bu devleti tek başıma ben de yıkardım. neyse geçeyim. başka bir deyişle; siyasi formasyonu pek fena olmayan, daha önce yaptığı dış işleri bakanlığı görevinin de deneyimiyle enternasyonal vizyonu da bir hayli sağlamlaşmış bir insan olan abdullah gül, köşkün balkonuna çıkıp çankaya sakinlerine nah çekerek "çıktık lan işte nabeeeerr" diye bağırmadığı sürece tehlikede falan değiliz. tehlike mitlerinin narraturlarının asıl tehlike unsurlarını oluşturdukları idrak edilemediği sürece ise; kapıcıyı karşısına alıp "bak oğlum bu iş böyle olmaz. bu sitenin sahibi biziz, sen işini yap yeter" diyecek cesarete sahip bireylerin yoksunluğu içerisinde kendi dairelerimiz içerisinde kapıcının gelip bizi sikeceğine dair fantaziler kurmaya, kapı aralıklarından dedikodu yapmaya devam ederiz. korkulan olmak yerine korkan olmayı tercih ediyor ve fantastik şeriat hikayelerinde kendimize mazlum rolü vererek korkumuzu tescillemeye çalışıyor oluşumuzun her daim dem vurulan ilkeciliğimizle ne derece örtüştüğünü üstad george orwell ne de güzel açıklamış zamanında;

    "when it comes to the pinch, human beings are heroic."
    (vandal mimar, 24.04.2007 13:56 ~ 13.11.2009 19:14)
  22. 1)

    " laiklik elden gidiyor "
    " çankaya'nın yolları taştan türban takıyor baştan "

    diyen güruhun artık titreyip kendilerine gelmeleri ve demokrasiyi içlerine sindirmeleri için verilen güzel bir fırsat. laikliğin de, cumhuriyetin kazanımlarının da ortadan gitmediğini, aksine demokrasinin daha da normalleşmeye başladığını gördüklerinde muhtemelen saatlerini yüz yıl geri alıp zamanın ötesine gideceklerdir. laikliğin ancak demokrasiyle taçlandırıldığında çağdaş bir hukuk devletini oluşturacağının farkına varacaklardır.


    2)

    her ne kadar abdullah gül'ün cumhurbaşkanı adayı olması normalleşme sürecinde büyük bir adım olsa da ak partinin cumhurbaşkanlığı aday sürecindeki tutumunun her ne kadar mevcut sistem içinde "demokratik" olsa da gerçek anlamda demokratik olduğunu söylemek çok zordur. 70 milyonluk bir cumhuriyetinin cumhurbaşkanının çeşitli "taktik" ve "stratejiler" sebep gösterilerek son günlerde açıklanması hiçbir demokratik söylemle açıklanabilecek bir konu da değildir kanımca. ayrıca tek bir partinin de bu seçim sistemiyle ve bu uzlaşmadan uzak tutumlarıyla cumhurbaşkanını adeta "atama" konumunda olması da üzücüdür (tıpkı önceden de yaşadığımız gibi)


    sonuç olarak türkiye'nin başındakiler demokratik bir tutum sergileyememişlerdir ancak yine de eğri oturup doğru karar verilebildiğini söyleyebilirim ve şu bakınızı vermeden ve her iki siyasi kanada da selam etmeden de edemeyeceğim:

    (bkz: sözde değil özde demokrasi istiyoruz)
    (cerceve, 24.04.2007 14:09 ~ 14:25)
  23. felaket tellalığının, kötü senaryoların ne bu ülkeye, ne sahip olduğumuz değerlere, ne de cumhuriyet rejimine hiç bir faydası yok...
    sahip olduğumuz rejim ve cumhuriyet birilerinin sandığı kadar pamuk ipliğine bağlı değil..
    cumhurbaşkanlığının sadece sembolik bir makam olduğunu, birleşik krallığın kraliçesi olmaktan pek bir farkı olmadığını anlayamadık gitti...ne cumhuriyetin niteliklerine, ne de rejime karşı bir teminat niteliğinde değildir cumhurbaşkanlığı...görevi sadece mevcut durumu temsil ve sembolize etmektir..
    sonuçta akp'nin en ılımlı adamı cumhurbaşkanı olmuş, gelecek iktidarlarla kavgalar şimdiden önlenmiştir. bu ülkede rejim değişeceği kadar değişmiştir, bu saatten sonra ne rejim değişir ne ekonomik politikalar.
    hadi hepimize hayırlı olsun.
    (kedidir kedi, 24.04.2007 14:23)
  24. hala akp'ye yakın duran arkadaşların demokrasi çığırtkanlığı yaptıklarını görüyorum.

    arkadaşlar demokrasi 5 yılda bir seçim sandığına gidip sonra tiyatro seyretmek değildir.

    olgun demokrasilerde partiler tek sesli olmazlar. partinin amacı tek yumruk olmak değildir. parti genel siyasi görüşü ve politikayı temsil eder. ak partinin kendi içinde ne kadar demokratik olduğuna bakanlarına göz atarak fikir sahibi olabiliriz;

    -hızlı tren denemesinde bir faciaya yol açan bir ulaştırma bakanı,
    -yurtları geneleve dönen bir aileden sorumlu devlet bakanı,(bunu ortaya çıkaran akp balıkesir milletvekili turhan çömezdir)
    -türk turizminin can damarı rus ve almanlara hakaret ederek bu ülkelerdeki turların iptal olmasını sağlayan ve katıldığı toplantılarda uyuyarak imajı zedelenen bir turizm bakanı,
    -yolsuzlukları ayyuka çıkan, devletin milletin malını babalar gibi satan bir maliye bakanı,
    -cnr ve gümrük yolsuzlukları ispatlanan ticaret bakanı.

    bu kişilerin halen bakanlar kurulunda olduğu bir demokrasiden nasıl söz edebiliyorsunuz?

    ben de sözde değil özde demokrasi istiyorum. bu kişileri gönderip yerine yeni bakan bile atayamayan bir hükümet var şu an ortada. özde demokraside "bunlar bizim partinin bakanı" deyip susulmaz.

    şu anda bunu akpartiden yapan bir tek, demin bahsettiğim akp balıkesir milletvekili turhan çömez var. ona da "hangi parti ile anlaştın?" şeklinde seviyesiz saldırılar düzenliyor kraldan çok kralcılar.

    bundan sonra özde demokrasiyi de göreceğiz bakalım. bülent arınç gibi muhalefet kürsüye çıktı mı ıslık çalan, akp milletvekilleri çıktı mı özel korumaya alan bir meclis başkanı örneği var ortada. acaba abdullah gül ikinci bülent arınç vakası mı olacak, yoksa anayasaya uymayan kanun tasarılarını iade mi edecek?

    göreceğiz...
    (antares scorpio, 24.04.2007 14:25 ~ 27.04.2007 21:58)
  25. recep tayyip erdoğan ın cumhurbaşkanı olması yada bülent arınç ın cumhurbaşkanı olması'ndan daha iyi olmayan hadisedir. benim bir saatim olacaktı 100 yıl geriye almaya başlayım yavaş yavaş.

    edit: bu giriyi en sevilmeyen eserlerimin arasına sokan arkadaşlara teşekkür ediyorum.
    (bkz: en sevilmeyen eserleri ile gurur duymak)
    (tuogalen, 24.04.2007 14:28 ~ 18:00)
 sayfa  / 9

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil