• görseller

    • abdullah demirbaş
    • abdullah demirbaş
    • abdullah demirbaş
    • abdullah demirbaş
    • abdullah demirbaş
    • abdullah demirbaş
  1. ilk önce ayağında terlikle, elinde boyu kadar kalaşnikofla polisle silahla çatışmaya girdiğine inandırıldığımız, vücuduna, yaşından bir eksik, yediği 13 kurşunla mardin de polislerce öldürülen uğur kaymaz'ın anıtını belediye bütçesinden yaptırınca kaşındığını göstermişti, devlette anında görüntü cevabını vermiş, belediyenin mali kaynaklarını kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açtırmıştı. zira bu topraklarda polisin karşısına aldığının esamesi okunamaz, anılamaz. 12 yaşında kurşuna boğulmuş biri olsa da, ondan çıkan kan bu toprakları sıksan fışkıracak olan değildir.

    bıçağı kemiğe dayandıran icraatı ise halkın çoğunluğunun konuştuğu dili yine halka hizmet götürürken kullanmak istemesi olmuştur. biz kardeşiz ama biryere kadar, dilimiz bir dinimiz bir olmalı ama di mi. sokakta konuşuyorlar ya bişey demiyoruz işte, karışan var mı? ama türkçeyi de bilmiyorsa almasın anasını satayım belediye'den hizmet, zamanında öğrenseymiş kuramadığımız okullarda gönderemediğimiz öğretmenlerle. bakalım bir de utanmadan ne demiş : "türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli olduğunu söylemenin bölücülük olmadığını düşünüyorum. her şeyi tekleştirmenin türkiye'yi böleceğini düşünüyorum".

    yıldırım türker'den;

    http://www.radikal.com.tr/...
  2. danıştay idare kurulu görevden düşürülme ve belediye meclisinin feshi kararına yapılan itirazı kabul etmiş, böylece kendisinin göreve geri dönme umudu belirmiş, bizim de biraz da olsa bu utançtan kurtulma umudumuz.
  3. türkiye'nin bölünmemesine dair atılan emin adımlardan biri daha atılmış, kendisinin görevinden alınması kesinleşmiştir. artık rahatız. türkçe değilse, halkının çoğunluğunun konuştuğu dili kimse belediye hizmetlerinde kullanamayacak, belediyeler halkla kolay iletişim kuramayacak.

    bölünmüyoruz ey halkım duyduk duymadık demeyin. bırakınız türkçe bilmeyenler iyi hizmet alamasın, bırakınız türkiye'nin çok kimlilikliğini zenginlik olarak görenler kovulsun, atılsın. bırakınız bir bölgedeki insanlar somurtmaya, ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmeye devam etsin. onların dilleri kaldıramayacağımız kadar ağır bir lüks.

    bir gün daha bölünmemeyi garanti ettik. rahat uyuyalım.

    http://www.ntvmsnbc.com/...
  4. diyarbakır sur beldesi belediye başkanı idi. danıştay idari dava daireleri kurulu, abdullah demirbaş'ın görevden düşürülmesine ve belediye meclisinin feshedilmesine kesin karar verdi.
    abdullah demirbaş'a davayı içişleri bakanlığı açmıştı; suçu ise 'hizmetlerinde çok dilli belediyecilik kararı alması' idi. sur beldesinde belediye hizmetlerini verirlen türkçe dışında kürtçe, arapça, süryanice gibi dilleri de kullanıyordu. ancak her daim türkiyemin mozaik yapısından bahsedenler mozaiğin bu çeşitliliği hayata geçince bundan hoşlanmamış olsalar gerek.
  5. tarihi kentler birliği'nin düzenlediği "kaleli kentler" sempozyumunda izlemiştim sur belediye başkanı'nı. türkiye'nin birçok şehrinden belediye başkanlarının, merkezi otorite temsilcilerinin, bilim ve meslek insanlarının katıldığı çalışma toplantısında, dünya üzerindeki en değerli kalelerden birini korumak, şehirle barıştırmak, hayata katmak için yapılan çalışmaları aktarırken, gözlerinde umut, yüzünde ışıltı vardı.

    aralarda ise o ışıltılı yüz kayboluyor, devamlı yakınlarıyla fısıltıyla veya telefonla konuşan, endişeli, sıkıntılı birisine dönüşüyordu. nihayet kendisini iyi tanıyan birinin ağzından durum öğrenildi: meğerse bir gün önce oğlu dağa çıkmış. hatırladığım kadarıyla reşit bile olmayan o gencecik çocuk, yapma, etme diyenleri dinlemeyip sonu belirsiz bir yola girmiş.

    iyi bir belediye başkanının biraz kahraman da olması gerekir. çünkü kentler, en büyük yolsuzlukların yapıldığı yerlerdir. merkezin, sermaye sahiplerinin, çoğunlukla bizzat kendini seçenlerin baskılarına boyun eğmeden doğruyu yapmak, kolay yollara sapmamak, herkesin harcı değildir.

    abdullah demirbaş, benim gözümde, en kahraman belediye başkanıydı. kendi oğlu ölümle burun burunayken bile şehrinin surlarını ayakta tutmak için çırpınmayı sürdüren, uğraşını yarıda bırakmaya yanaşmayan, mütevazı bir yerel kahraman.
  6. demokratik özerklik, anadilde eğitim, çok dilli belediyecilik ve hatta eğitimin yerel yönetimlere bırakılması gibi talepleri dillendirirken öte yandan diyarbakır'ın tarihi surlarının restorasyonunu ve sur bölgesinin kentsel dönüşümünü toki'ye bırakan belediye başkanıdır.
    elbette demokratik özerklik önemli bir projedir. çok dilli belediyecilik hizmeti verilebilir. anadilde eğitim meşru bir taleptir. fakat osman baydemir ve abdullah demirbaş'ın öte yandan kentsel dönüşüm adı altında yapılan fakirleri borçlandırarak şehrin dışına sürmek ve zenginlere yeni yaşam alanları yaratmak gibi neo-liberal projeleri desteklemesi hayal kırıklığı yaratmıştır.
    üstelik demokratik özerklik gibi kapsamlı olma iddiasında olan bir projeyi savunurken öte yandan diyarbakır'ın önemli yerlerinden birinin kaderini toki'ye bırakmak hatalı bir tavırdır. hele hele ortada kürt siyasal hareketinin 12 seneyi aşan bir belediyecilik geleneği varken.
  7. kendisi yalnızca birkaç gelişmiş avrupa ülkesinde ve amerika'da olabileceği bir tedaviyi "olamıyor". çünkü sağlık sebepleri sebebiyle serbest bırakılmasına rağmen, aynı sağlık sebepleri yurtdışına çıkma yasağının kaldırılmasına sebep olmuyor.

    ölürse; bu kararı alan mahkeme ve müdahil olmayan devlet öldürmüştür.