ilk önce ayağında terlikle, elinde boyu kadar kalaşnikofla polisle silahla çatışmaya girdiğine inandırıldığımız, vücuduna, yaşından bir eksik, yediği 13 kurşunla mardin de polislerce öldürülen
uğur kaymaz'ın anıtını belediye bütçesinden yaptırınca kaşındığını göstermişti, devlette anında görüntü cevabını vermiş, belediyenin mali kaynaklarını kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açtırmıştı. zira bu topraklarda polisin karşısına aldığının esamesi okunamaz, anılamaz. 12 yaşında kurşuna boğulmuş biri olsa da, ondan çıkan kan bu toprakları sıksan fışkıracak olan değildir.
bıçağı kemiğe dayandıran icraatı ise halkın çoğunluğunun konuştuğu dili yine halka hizmet götürürken kullanmak istemesi olmuştur. biz kardeşiz ama biryere kadar, dilimiz bir dinimiz bir olmalı ama di mi. sokakta konuşuyorlar ya bişey demiyoruz işte, karışan var mı? ama türkçeyi de bilmiyorsa almasın anasını satayım belediye'den hizmet, zamanında öğrenseymiş kuramadığımız okullarda gönderemediğimiz öğretmenlerle. bakalım bir de utanmadan ne demiş : "türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli olduğunu söylemenin bölücülük olmadığını düşünüyorum. her şeyi tekleştirmenin türkiye'yi böleceğini düşünüyorum".
yıldırım türker'den;
http://www.radikal.com.tr/...