20 mart 2003 te başlayan ve dördüncü yılına girmiş olan; amerikanın askerlerinin bir kaos ortamına sürüklenmesine neden olan kanlı işgal.
amerikada bulunan ve silah sanayisinden korkunç paralar kazanan kesimlerin lobi etkisi ve amerikanın tüm ortadoğuda hakimiyet kurma ve zengin petrol kaynaklarına hakim olma isteği gibi olgular yüzünden başlayan ırak ın işgali süreci, iddia edildiği gibi,
saddam hüseyin in baskıcı yönetimine son verip, sözde demokrasiyi ve özgürlükleri henüz temin edebilmiş değildir. işgalin başlamasına gerekçe olarak gösterilen kimyasal silahların varlığı ise hiç bir zaman ispatlanamamıştır. halbuki kimyasal silahları, insanlık ayıbı demeden kullanan, onları geliştiren, üreten ve pazarlayanların gerçekte kimler olduğunu tüm dünya kamuoyu gayet iyi bilmektedir. işgalin başlangıcında ortaya atılan bu komik bahane ve
george w bush un akıl almaz zırvaları malesef acı bir savaş tablosunun ortaya çıkmasına ve binlerce masum insanın can vermesine neden olmuştur. amerika, birleşmiş milletler ve nato gibi kuruluşlardan yükselen cılız sesleri de bastırmayı başarmış ve zaten fakirlikle boğuşan ırak devletinin topraklarını kanlı bir arenaya dönüştürmüştür. işgalin başında amerikaya destek veren ıraktaki etnik kesimlerin bir çoğu, amerikanın giriştiği el kaide ve direnişçi operasyonları adı altında yaptığı baskınlar, tecavüz, katliam, bombalama gibi eylemlerinden sonra amerikaya olan desteklerini kesmişlerdir. örneğin,
saddam hüseyinzulmü altında inleyen, onun katliamlarından ve cezalandırmalarından bıkmış olan; çoğunluğu ırakın güney kentlerinde yaşayan şii araplar, işgalin başlangıcında amerikaya verdikleri desteği kesmekle kalmamışlar, mukteda el sadr önderliğinde mehdi ordusunu kurup amerika ile çatışmaya başlamışlardır.
saddam hüseyinyanlısı sünni araplar ise işgalin başlangıcından beri gösterdikleri direnişlerle amerikaya oldukça fazla kayıp verdirmişlerdir.
işgale genel anlamda bir göz atılırsa, amerikanın çoğu hesabı tutmamış, artan direnişlere karşı istikrarı sağlama amaçlı takviye birliklere ve yeni maliyetlere ihtiyaç doğmuştur. işgalin daha uzun yıllar tam anlamıyla başarıya ulaşamayacağı ise apaçık ortadadır. amerikada son 10 yılda düşüşe geçen ekonomi, işsizlikler, venezüellanın hugo chavez ile uygulamaya soktuğu ve amerikada krize neden olan petrol politikaları, amerikada petrol fiyatlarının artması gibi olumsuz gelişmeler nedeniyle cumhuriyetçi yönetim, hem gündem değiştirme çabasına girişmiş, hem de ucuzca çıkartılıp işlenen ırak petrollerine sahip olma isteği duymuştur.
amerikanın haksız işgali ve ırakta uyguladığı politikalar, ırakta vaad edilen özgürlük ortamını kesinlikle sağlayamamış olmakla birlikte, işgalin başladığı 20 mart 2003 tarihinden itibaren resmi yetkililerin belirttiği rakamlarla 3200 ölü ve 33000 yaralı asker zayiatına uğramıştır. oysa, resmi olmayan kaynaklarca bu kayıpların çok daha ürkütücü boyutlarda olduğu dile getirilmektedir. petrol rezervlerini denetimi altında tutmak isteyen ve kendi emellerine hizmet edecek merkezi bir bağdat yönetimi kurmaya çalışan amerika, aynı zamanda işgalle birlikte bazı amerikan firmalarının, petrol, altyapı, elektrik, haberleşme, lojistik gibi alanlarda oluşan ve finansmanı petrol gelirleri ile karşılanan yağlı pazardan büyük kazançlar elde etmelerini sağlamıştır.
kendi halkından aldığı desteğin gün geçtikçe azaldığı iddia edilen
george w bushve onun yönetimi, ırakta artan askeri kayıpları ve ekonominin kötü gidişatı nedeniyle itibar kaybetmeye devam etse de, toplum üzerinde büyük etkileri olan medya organlarını çok iyi kullanıp, halkın üzerinde hala ırak işgalinin gerekli ve başarılı bir girişim olduğu konusunda ikna etme başarısı gösterebilmektedir. bugün hala amerikan halkının önemli bir bölümü, ülkelerinin ırak işgalini bir özgürlük hareketi, mazlum bir halkın saddam hüseyin gibi zalim bir diktatörün elinden kurtarma hareketi olarak görmektedir.
işin askeri boyutuna baktığımızda ise, ortadoğu siyasetinde söz sahibi olmak isteyen amerika, büyük ortadoğu projesi planını devreye sokmaya başlamış ve ortadoğuda israilin güvenliğini tehdit eden unsurları tek tek bertaraf etme emeline zemin oluşturmuştur. bir sonraki hedefi
iran olarak tahmin edilen sömürgeci amerika, ırakta saplandığı bataklıktan kurtulmanın gayreti içerisindedir. önümüzdeki yıllarda amerikan ekonomisi işgal başladığından beri yapılan masraflar ve ortalığın sakinleştirilmesi süreci için tahsis edilen yaklaşık 6 trilyon dolarlık devasa bir bütçe kaybı ile büyük bir ekonomik krize girme tehlikesi ile karşı karşıyadır. amerikanın akıttığı mazlum insanların kanı, başta amerikanın dev petrol şirketi halliburtonun sahibi ve devlet başkan yardımcısı
dick cheney, eski şahinler grubundan
donald rumsfeld,
condolleezza riceve
george w bush a çok daha pahalıya mal olacak gibi görünmektedir.
acizane temennim, tv ekranlarında ve internette bakmaya cesaret dahi edemeyeceğimiz iç parçalayıcı sahneleri ve acıları mazlum bir halka yaşatan amerikanın yanına, yaptığı despotluklarının ve insanlık dışı muamelelerinin kar olarak kalmamasıdır.