kendisi cm diyorsa doğrudur tezinin şahsımdaki en önemli somut örneklerinden biridir. görmek bile heyecanlandırıyor ismini, bu nedenle anlatmak istiyorum en coşkun özarı tavrımla.
sene iki bin üç...cm 03/04 çıkmış, adet üzerine bir heves alınmış ve yüklenmiş, ve yine adet üzerine
fenerbahçe ile sezona başlanmış. tabii ki transfer istiyor gönül. yabancı kontenjanı için aurelio ve tomas anında gönderilir, sağ kanat arayışına başlanır. govou, salihamidzic, ve şaşırtıcı biçimde ljungberg için yapılan teklifler kabul edilir, fakat oyuncular türkiye'ye gelmek istemez. ardından çıta düşürülür, pek çok oyuncuya teklif yapılır, ve hiçbiri gelmez. bu şekilde ağustos sonu gelmiştir, dönem bitmek üzeredir ve uygun adam bulunamamıştır. tam dibe vurmuş halde, "3.dünya ülkesiyiz abi...az gelişmişliğin gözü kör olsun" diyerek, anında karalar bağlama özelliğimi ortaya koyarken media player'dan john lennon'ın güzel sesi yükselir,
girl eşliğinde. parmaklar birden search bölümüne gider ve lennon yazar, düşünün çaresizliği. ve dırınınım, karşıda 16 yaşında bir sağ açık durmaktadır. kadere olan inancı sıfır olan bendenizin bile basiretinin düğümlendiğini fark etmesine neden olur bu olay. ve genç lennon, filmlere taş çıkaracak bir şekilde iki yılda coşar,
wonderkidlik mertebesine dek yükselir. dört sezon sonunda da
bu gece son eşliğinde
arsenale uğurlanır.
yıl 2006'dır, dünya kupası maçları izlenmektedir. bir maçın sonuna doğru, beckham değişiklik için kenara gider. ve birden gözlerim dumura uğrar, ağzımdan çerezler fışkırır: ekranda lennon yazmaktadır. flashbackler başlar sonra, "ah o real maçı ne gol atmıştı" şeklinde, arkadaşa anlatılır "abi bu adam bir senede 22 asist yaptı, 8.1 ortalaması vardı" diye.
john lennon bir kez daha sevilir sonra, bir kez daha sövülür
1980'e.