başrollerinde russell crowe john forbes nash jr ed harris william parcher jennifer connelly alicia nash'in oynadığı,ron howard'ın yönetmenliğini yaptığı, senaryosu slyvia nasar'ın kitabından alınmış 2001 yapımı fakat 2002 de vizyona girmiş muhteşem romantik film.
john nash genç yaşta kuramlar geliştirir ve matematik dünyasının bir numarası haline gelir. fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveninden dolayı kişisel problemleri ile baş edemez ve dahilikle delilik arasındaki çizgide yavaş yavaş delilik tarafına sürüklenir. uzun süre şizofreni hastalığıyla mücadele ettikten sonra adeta yeniden doğar
russell crow'un muhteşem rol yeteneği ile canlandırdığı john nash karakterinin ve onun gerçek hayat öyküsünün konu edildiği, şizofreni temalı oscarlık da almış, sağlam bir film..
russell crow'un sıradan bi oyunculuk çıkardığını düşündüğüm film.sırf oscar alsın diye risklerden kaçınılarak sıradan bi şekilde yönetilmiş tipik hollywood filmi.
yönetmeni ron howard, prodüktörü brian grazer ve kitabı filme uyarlayan akiva goldsman da vinci şifresi filmi için tekrar bir araya gelmiştir. paul bettanynin kendine hayran bıraktığı film.
30 yıl şizofrenin pençesinde kıvranan nash mucizevi bir şekilde iyileşir,ve nobel ödülü'yle onurlandırılır.diğer matematikçilerin "olanaksız" diye nitelendirdikleri bir dizi bugüne kadar çözülmemiş problemleri çözerek matematik dünyasını genişletir.john forbes nash'ın öyküsünü anlatan harika bir kitap.film de kitap kadar güzel olmasa da iyidir.
aşkın gücünü bize değişik bir yaklaşımla gösteren, büyüleyici hüzünlendirici bir kaç damla göz yaşı ile biten film. jennifer connelly olmasaydı bu filmde, bu kadar etkilenir miydim? neden bu kadar güzel bir kız beni yemeğe çıkmaya çağırmıyor? dahiler hep delilik sınırında mı yaşarlar? sorularını sordurur insana.
insan zekasının ölçüm değerleri bir doğru üzerine yerleştirilse; bu doğrunun en alt ucu delilik en üst ucu da dahilik olarak nitelindirilse ve bu doğru; delilik ve dahilik uclarından birleştirilerek bir çembere dönüştürülse belki neden dahilerin delilik çizgilerine gidip geldikleri anlaşılabilir. ama bu teorim hiç dahilik noktasına geçen deli olmadığı için pek kanıtlanamıyor.
sonuçta güzel bir film ama jennifer collenny daha güzel.
süper ötesi bir film. özellikle de john nash'in hastanede geçen ve vücudunu kanatarak kendinde bulunduğunu zannettiği o elektronik cihazı göstermeye çalıştığı sahne beni çok etkilemiştir. şizofren olduğunu kendi zekasını kullanarak anlaması da takdire şayandır.
kesinlikle tek kelimeyle bir başyapıt...bu tabir tabi bazılarına çok abartılı gelmiş olabilir ancak benim gibi bir matematik hastası için az bile...özellikle de oyun kuramını (nash dengesi) öğrendikten sonraki izleyişimde çok daha net anladım tüm kavramları...russel crowe ve jennifer connelly nin adeta coştuğu, özellikle de russel crowe un kendisini hayran bıraktığı film olmuştur..kamera açıları, görüntü kalitesi ve detaylar açısından da çok başarılı bulduğum filmdir...
film kısaca john nash adlı büyük bir bilim adamının hikayesini anlatmaktadır...kendisinin gerçek hayat hikayesini okumadım ancak rivayete göre film biraz abartılmış...velhasılkelam, kendisi bir şizofreni hastası ve film, bu hastalığı nasıl yendiğini konu almıştır...jennifer connely ise eski öğrencisi, vefakar ve sadık eşi rolünü üstlenmiştir...
filmde birçok harika sahne bulunmaktadır...bunlardan en beğendiklerim sırasıyla şunlardır;
---spoiler---
3. alicia nın john nash e olan bağlılığını gösterdiği tüm sahneler....
2. pentagon da john nash in rusların onbinlerce sayıdan oluşan kodunu çözdüğü sahnedir...sahne devam ederken giren müzik ise "beautiful mind - a kaleidoscope of mathematics" dir..
1. john nash'in barda sarışın kızı herkesin istemesinden yola çıkarak adam smith in teorisini çürüttüğü sahne...bu sahnede nash sarışın kız etrafındaki rekabetin aslında hiçkimseye fayda sağlamayacağını keşfetmiş, bu yönüyle adam smith in bir grup içindeki tüm bireyler kendisi için en iyiyi yaparsa sonuç en iyi olur teoremini çürütmüştür...teori eksiktir, olması gerektiği haliyle grup içindeki bireyler hem grup için hem kendileri için en iyiyi yaparlarsa sonuç en iyi olur şeklindedir..
---spoiler---
hatırlarsak film 2001 yılında gösterilmiştir ve yine hatırlarsak mevzu bahis yıl içinde 11 eylül olayları patlak vermiştir...2001 oscar ödüllerine de bu olay damgasını vurmuş, ödüller siyahi oyunculara verilmiştir (bkz: halle berry) (bkz: denzel washington) (biz birliğiz bizi kimse bölemez hesabı)...hal böyle olunca a beautiful mind daki muhteşem oyunculuğuyla russel crowe, moulin rouge daki muhteşem oyunculuğuyla nicole kidman oscar ödüllerinden olmuşlardır...ancak önemli değil tabi, a beautiful mind benim gönlümdeki altın heykelciği çoktan aldı...
not: cnbc-e nin bu akşamki gösterimiyle birlikte 4. kez izledim filmi...cnbc-e ye de ayrıca teşekkürü bir borç bilirim..
kurgusuyla çekimiyle diyaloglarıyla karakterin yaşadıklarını seyirciyede hissettirmeyi başarmış etkileyici bir film.matematik dehası john nash,herşeyiyle ona bağlı karısı,sevginin ve zekanın birleşimiyle şizofreniye karşı kazanılan zafer...
jennifer connelly'nin varlığının çok şey kattığını düşündüğüm film. zaten john nash karakteri kendinden zorla nefret ettirdiği için performansı daha da göze çarpmış. müziklerin eşlik ettiği sahneleri izlemek de ayrı bir keyif oldu benim için.
özellikle oyun kuramı teoremi üzerine yaptığı çalışmalarla meşhur, nobel ekonomi ödül'lü*,şizofreni hastası ünlü matematikçi john nash* 'in hayatının beyazperdeye aktarıldığı film.
forbes john nash'in seksi sıvı değiş-tokuşu gibi basit ama işi özetleyen bi terimle tanımlamasıyla beni benden almış film..john nash amcamız gerçekte de aynı tanımı mı yapmaktadır bilinmez.. ama eğer öyleyse zekasına ve hayat görüşüne olan hayranlığım daha da artacaktır..
russell crowe'un, jennifer connelly'nin aşıp bitirdiği film. oyunculuklar senaryoya veya başka bir şeye gerek bırakmazken böylesine muhteşem bir hikaye filmi çok üst noktaya çıkarmış. film değerlendirmesini, filmin imdb top 250'de olup olmamasına göre yapan birçok kişi sevmemiştir bu filmi, anlayamam.
crowe'un üniversite bahçesindeki yürüyüşünü öğrencilerinin taklit ettiği sahne küfrettirir adama. connelly'nin banyoda cinnet geçirdiği sahne ise acaip koyar. nobel törenindeki kapanış konuşması ise son vuruştur.
2001'de en iyi erkek oyuncu oscar'ını alan denzel washington da mutlaka süper oynamıştır(oscar aldığı training day filmindeki performansını görmesem de) ama bu filmle bu adam* almalıydı o heykelciği. bundan iyi bir oyunculuk düşünemiyorum çünkü.
hep sayılara inandım, içinde bir mantık olan denklemle hesaplanan. ancak hayatım boyunca onlarla uğraştıktan sonra mantık nedir diye soruyorum. buna kim karar veriyor. araştırmalarım sırasında fizik, meta fizik ve hayal alemlerine gidip geri döndüm. ve kariyerimin en büyük buluşu gerçekleşti. mantıklı nedenler yalnızca, ama yalnızca gerçek sevginin gizemli denkleminde bulunabilir. bu gece burada olmamı sana borçluyum. var olmamın nedeni sensin. sen benim mantığımsın.. teşekkür ederim..