görseller
a aya ay
  
belki ilginizi çeker
  1. · a ay
  2. · görmek
  3. · kaç para kaç
  4. · ölmeden önce izlenmesi gereken filmler
  5. · ali düşenkalkar
  6. · reha erdem
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  3. · colin kazım richards
  4. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  5. · prison brake
  6. · beşiktaş
  7. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  8. · kore demokratik halk cumhuriyeti
  9. · cansu

a ay  

  1. reha erdemin ilk uzun metraj film denemesi. siyah beyaz bir istanbul manzara çılgınlığı göze çarpmakta. adalarda çekilen film biraz anton çehov biraz da klasik fransız filmi tadı uyandırmakta izleyenin üstünde. ilk uzun metraj olmasından kaynaklanan bazı eksiklikler göze çarpsa da izlenesi bir film olma özelliğini koruyor.
    (luccy in the sky with the diamonds, 17.07.2006 14:48)
  2. insanda vivaldi dinleme isteği uyandıran,edgar allan poe şiiri tadında siyah beyaz bir gerçeklik sorgulaması. reha erdemin ilk filmi. reha erdemin güçlü görsel yanını daha bu ilk filminde görebiliyoruz.

    yekta: ama sen gördün...
    nuran: hiç bir şey çıkmamış, koyu bir karanlık, hepsi öyle.
    yekta: makina görmediyse de sen gördün.
    nuran :fotoğraflarda hiç bir şey yok diyorum.
    yekta: sen gördün.göresin diye çağırdım seni. annemi gör diye, gör diye! ne diye bunca zahmet? göstermek daha mı önemli? her gördüğünü gösterebiliyo musun? söylesene! her gördüğünü gösterebiliyo musun? rüyalarının fotoğrafını çekebiliyo musun? ışığın yetiyo mu? netliğini ayarlayabiliyo musun? görmeyi, sadece görmeyi biliyo musun? hem ne göstericeksin? haberleşmek için mi? kimlerle? kendinle habersiz kaldın mı hiç? gösterilemeyen şeyler görüyorum hep. gör sadece gör. nolursun, o fotoğraflara sadece görmek için bak. görüyo musun? görüyo musun nuran? annemi görüyo musun?
    (kusmuk, 05.03.2007 19:30)
  3. bu film, çok uydurur gibi olmazsam şunu söyleyebilirim ki, ilk uzun metrajlı filmini böylesi deneysel yapımla deneyimleyen reha erdemin sinema tarihinde silinemez imzalar bırakacağına bir kanıttır gözümde.

    filmin siyah-beyaz oluşu oldukça anlamlı bu noktada elbette. sanırım, arada kalma durumu başka renk tonlarıyla anlatılamazdı. yıkılan aristokrasi-anlamsız burjuvazi, anne-dış dünya, çocukluk-genç kızlık, delilik-aklı selimlik, rüya-gerçek, insan-hayvan, dil farklılıkları, görüş / bakış açısı ayrılıkları gibi karşıt olan ya da koşut olmayan durumların göz önüne, sorgularımıza sunulduğu filmdir.

    pek çok kişiye göre, entelektüellik için kasılmış film gibi görünse de, anlamı olmadığından zorlama yoluyla anlam deşmeye çalışdığı düşünülse de, türk sinema tarihi, hatta türk sanat tarihi için kilometre taşıdır gözümde bu film. değerlidir.
    (betty blue, 28.01.2008 16:52)
  4. filmin sonundaki italyanca replik, edip canseverin tragedyalarından bir bölümmüş.
    (betty blue, 28.01.2008 17:04)
  5. (ses işçisi, 06.01.2009 03:07)
  6. edip cansever, william blake, sevim burak, john donne'ye onlarca gönderme yer alıyor filmde.

    bir yerinde manastırın bekçisi rüyalarının anlamları peşinde koşan yekta'ya "rüyanda gördüğün kuşlar, rüyanda gördüğün kuşlardır. onlar burada gördüğün kuşlara benzemezler. onlar aynı dili bile konuşmazlar." diyor. bu film de öyle bir film, kendi rüyanı izlemeye benziyor.
    (odo, 10.07.2009 15:29)
  7. tek kelimeyle ağır bir film.

    ama en önemli özelliği filmin başından sonuna kadar hissetiğiniz kasvet. özellikle de köşkün tamamlanmamış kısımları gösterilirken ki his. film hissettiriyor gerçekten.

    eh bende masumiyetin* hemen ardından gecenin bir yarısı izleyince daha da bir acaip olmuştum. uykularımda kuşlar görmeye başlamıştım.
    (lantis, 10.07.2009 15:33)
  8. vasatı tutturabilmiş her edebi metnin dili kendine has bir büyüye sahiptir. ve metin bu büyünün etkisi nispetinde büyür, değerlenir.

    sinema için de hemen aynı şeyler söylenebilir. elbette sinema kendi içerisinde, yalnızca kendinde anlamlı olan bir dile sahiptir, bunu inkar edemeyiz. normal bir edebi metinden farklı olarak görselin ve müziğin tüm sırlarıyla şahikalar yaratabilir.

    şiiri başka bir dile çevirmenin imkansızlığı genel kabul gören bir iddiadır. biz de aynı kanaatteyizdir ayrıca. fakat şiiri sinemaya çevirmek istediğiniz anda, ya da şiirden beslenerek bir sinema filmi yapmaya çalıştığınız anda kaf dağının ardına göz dikmişsiniz demektir.

    bu anlamda, reha erdem'in ilk filmi olan a ay'ın böylesi bir kaf dağı özlemiyle çevrildiği kabul edilebilir. ama oraya ulaştığını söylemek safdillik olur. herhalde kimse de ulaşamaz.

    bu filmi beğenenlerin ekserisi filmdeki entellektüel zenginlikten söz ederler. doğrudur. filmde edip cansever'den, william blake'e uzanan bir göndermeler silsilesi mevcuttur. ama bir sinema filmine başarılı diyebilmek için böylesi gölgeli göndermelerin yeterli olamayacağı açıktır.

    hülasası, filmin nihayetinde entellektüel bir tatmin yaşattığını varsaysak da kanaatimizce a ay sinema filmi olarak başarılı bir çalışma değildir.
    (mete tebeci, 29.08.2009 21:29)
  9. reha erdem'in çocuk psikolojisini anlatma başarısının ilk kanıtı niteliği taşıyan siyah beyaz bir sinema şaheseridir a ay. reha erdem sinemasının ilk taşı olmasından ziyade türk sinema tarihinin geleneksel yapısından uzaklaşıp, harikulade bir yapıt ortaya koyabilen reha erdem, bu film sayesinde türk seyircisi tarafından hakettiği ilgiyi görmemiş olsa dahi özellikle fransız eleştirmenler olmak üzere yurt dışından oldukça olumlu eleştiriler almış, fransada ki eğitiminin ilk çiçeğini amatörlükten uzak bir şekilde ortaya çıkarmıştır.

    öte yandan, korkuyorum anne, beş vakit , hayat var gibi yine çocuk psikolojisinden yola çıkarak yarattığı eserlerine baktığımızda a ay filminin, hepsinin temelinde olduğunu görememek büyük bir saflıktan başka birşey değildir.
    (director, 23.10.2009 17:33)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil