|
|
- "başarılı olunuyorsa ortada aşk yoktur" şeklinde eleştirilen davranıştır. "yara almadan yaşamaya devam ediyorum" düşüncesi hakimken bu eylemi gerçekleştiren insanlar korkaklıklarından pişmanlık duyarlar elbette.
tori amos şöyle bir cümle kurmuştur bu konuda..
"you must go
must flee
for they will hunt you down
you and your unborn seed"
işte bu duygular hissedilerek yapılan eylem de olabilir..
- ilk başta eğlenceli gelen, sonra yoran akıntıya karşı kürek çekmek eylemi. kalbinizin derininde yer verdiğiniz biriyle zor bir şeyler yaşanmış, sevmiş, sonucuna katlanılıp çok büyük bir acı çekilmiştir. bundan sonra insanın hiç bir şey yapası gelmez, her şeyi tekrar baştan yapmaya güç yoktur. bir daha sevmemek üzere yemin edilir ve aynen hayata devam edilir... ancak bir eksikle içinizde, artık o kalp yoktur göğsünüzde, aşktan kaçarak.
bir sürü kişiyle yüzeysel ilişkiler yaşarsınız, çıkar, sonra ayrılırsınız. birinden başka birine, sonra başka birinden başka birine. dostlarınızla konuşur, gezersiniz. günü, o anı yaşarsınız. bazen eğlenirsiniz de. ama yastığa koyduğunuzda başınızı, bazen hatırlarsınız, o zaman eskisi gibi asla olmayacağını anlar ve bir kez daha kaçarsınız.(scorpeo, 04.02.2007 20:00 ~ 21.02.2007 22:03)
- aşık olacağını anlayınca ilk trene atlayıp arkadaşlarımın yanına gidiyorum bahanesiyle şehri terk etmek
- insanoğlunun kendine en büyük ihaneti...
- radyasyondan kaçmak kadar zor eylem.
- bugüne kadar karşılaştığım kimsenin başaramadığı ve muhtemelen de başaramayacağı eylem.
- bir gün geliyor,içi boşalıyor bir şekilde.aşkın kendisi gitti ismi kaldı yadigar dedirtiyor insana.alışkanlık kalıyor sade.nedenini soramıyor insan kendine.
pirinci yenmiş enginar dolması gibi oluyor,bir boka benzemeyen.geriye adı enginar dolması olan bir iki yaprak kalıyor tabakta.insana da sofradan kalkmak kalıyor sadece.o iki yaprağın ağırlığını taşıyamamanın hüznüyle.ama olsun daha çok yerim ben bu dolmadan dedirtiyor o anlar.sonra kurufasülyenin de fena bir tadı olmadığını farkediyorsun ama gaz yapıyor o da.
- (bkz: sevmekten,sevilmekten korkmak)
- (bkz: catch me if you can)
- aşkı hiç tatmamış, çevresinde gördüğü aşk duygusuna yapılan tanımlamalardan dolayı aşkla kendi arasına duvar örmektir. kapıyı çalana açmamak, kimsenin kapısını çalmamaktır. iç burkar aslında..
- aşktan kaçılmaz sevgiliden kaçılır
- kaçarsın evet çünkü acı vermiştir, büyük hatalar yaptırmıştır sana aşk, ama yerlerinde sadece hayal kırıklıkları bırakmıştır gidenler. her defasında hissetmezden gelip bastırırsın içinde ortaya çıkmaya başlayan aşkın bütün başlangıç hislerini, ''hayır bu sefer olmayacak'' dersin, tutarsın kendini, bırakmak istemezsin hiçbir şeyi oluruna, korkarsın, kendini serbest bırakmak konusunda kandırmayı başardığında ''aynı hataları yapmayacağım bu sefer, bağlanmayacağım'' diye sayıklar durursun. ama sonra pes edersin, en sonunda yalnızlığı tercih edip aşktan tamamen vazgeçene kadar.
- urfa biberiyle doku göle havada gülücükler saçarak sıçramaktır.
- mazide yaşanan sıkıntılar nedeni ile bir daha ''tekrar hayat'' die tabir edilen yaşanmışlıklardan korkunun verisidir. risk alınmadan huzurun gelmediğini hesaba katmadan başarı sağlanamaz.
- geçerli sebeplerden dolayı yapmak zorunda kalınan eylemdir.sonra bütün sebepleri bir kenara bırakırsın ama roller değişmiş olur.artık kaçan o dur ne yazikki.... geriye kalan acı ve büyük bir pişmanlıktır.
- çok yerinde bir eylemdir
aşık olursan mağdur olursun...
ne gereği var...
- aşktan kaçılmaz bir kere, çünkü aşk kovalamaz. kovalamayan birşeyden kaçmak da haliyle gariptir. aşktan saklanmak belki daha doğru bir önerme olabilir, ama faydasızdır, çünkü her saklambaç oyununun sonunda olduğu gibi bulunursunuz. ya da birileri "kurtsun, çık" diye bağırır.
- (bkz: aşktan korkma)
- (bkz: pilavdan dönenin kaşığı kırılsın)* *
- kaçtığını zannetmektir.kendini kandırmaktır.
- insan olarak ,elimize gözümüze bulaştırdığımız eylemlerin başında geliyor, ne zaman aşktan kaçmaya yeltensek daha ilk hamlemizde şah çekiyor bize
- kaçış değil beklemektir belki de giden birisini -aşkı-
- (bkz: kaçanı anası ağlamaz) eh kaçamayan içinde bol gözyaşı, bol buruk gece...
- sonunda hayal kırıklığına uğramak korkusuyla,yalnız ve güçlü insanı oynama hevesiyle kaçmak isteyebilir insan aşk'tan.ama öyle inanıyorum ki,insan gerçekten aşık olduysa hiçbir duygu,hiçbir düşünce,hiçbir zorluk uzaklaştıramaz onu aşk'tan.çünkü bilirim ki aşk insan hayatına girdikten sonra hayatın tek,en değerli,en kutsal amacı olur çıkar.
- en doğru fakat bir türlü yapılamayan eylem.
ne kadar kaçarsan kaç elbette yakalayan birisi oluyor. koşarak kaçarsınız, aslana yem olacak geyik gibi fakat her zaman sizden daha hızlı koşan bir aslan vardır, sizi yakalayan, yem eden, yiyip bitiren.
reşat nuri güntekin'in dudaktan kalbe romanında kenan karakterinin felsefesini edinmek lazım. aşk dudaklardan kalbe inmemeli...
|