ne hissedersen odur aşk!senden dışarıda değil; bir başkasına ait değil; senin gözlerinde,senin yüreğinde, senin hayalindedir..
karşılıklı ya da karşılıksız olmasının bir önemi yoktur.karşındaki seni deli gibi sevse de, ya da umurunda olmasan da aşk vardır..ve sadece sana aittir..
tek başına yaşayamıyorsan, zaten o aşk değildir..
tek kişilik kalabalıktır aşk.
aşk tek kişiliktir;ikinci kişiye bilet yoktur.
kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi,kendinin mayası;
herkes kendi sevgisini sever...
aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a,zebur'a,kur'an'a göre?bu kitaplardaki aşklar neyin rengine göre?
insandır,insan aslolan:insana göre!
bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde
gitmek bir yalnızlıktır.
bütün gitmeler yalnızlıktır
kalmaya göre...
(bkz: yılmaz odabaşı)
galiba altay öktem kişisinin bir yazısında seyir halindeydi şu cümleler. belki hala öyledir. diyordu ki abimiz;
aşk ne tek kişiliktir ne de iki kişilik. aşk en az üç kişiliktir. ıssız bir adada bir kadın ve bir erkek beraber olabilirler, sevişebilirler, gülüp eğlenebilirler. çünkü başka alternatifleri yoktur. aşk, başka birileriyle de sevişebilecekken, gülüp eğlenebilecekken, hüzünlenebilecekken, o'nunla olmayı seçmektir. tam da bu yüzden işte, aşk en az üç kişiliktir.
(ya da bunu anlatmak istememişti de ben yanlış anladım, emin değilim)
bu önermenin özü, aşık olmaya aşık olmaktır. yani gerçekte sevilen, aşk hissiyatıdır; sevmenin getirdiği sarhoşluk ve kendine adanmış bir hayatın tüm güzelliğiyle senin olmasıdır. sadece hayalinle paylaştığın, gerçekten olan tek şey yani. tüm bencilliğinle sahiplendiğin, koruyup kendine sakladığın o güzellik, sevmek ve sevmeye değer bulmak, kendinde bulduğun ve başkasına verebileceğin en değerli hislerin oluyor.
- you can tell the sun in his jealous sky, when we walked in fields of gold.
tüm güzellikleri büyüttüğümüz bu altın tarlalar, zihnimizin içinde olabilir herhalde, yani hayallerimiz.
aşık olmaya aşık olmak; hayallerin peşinden koşmak da olabilir. "sevilen kişi, gerçekte olmayandır." derler ya, öyle bir şey. yani insanlar, "hayalimdeki insanı buldum" diye boşuna demiyor. inandığı, görmek istediği güzellikleri adadığı bir kaynak buluyor. hayatına ışık tutan, enerji veren bir kaynak. parlak, sadece iyiliklerin birleştiği, nur gibi. göz alıcı, körlük oluşturan, ama bir o kadar da bakmaya doyulamayan ışık demeti belki de. aşk bu yüzden körlük yaratıyordur, neden olmasın.
aşkını, hayatını adayabileceği o yüce varlığa bir beden bulabildiğinde sarfeder insanoğlu. "gerçekten bu o" diye inanır, sarılır aşkına.
aşkına sarılır.
aşık olduğu bedene ve o bedeni hareket ettiren gerçek ruha mı, yoksa aşkın kendisine mi sarılıyor kişi? hangisini seçiyor, hangisine inanıyor bunu bulması gerekli.
aşkın inanma safhası burada, "gerçekten o mu" diye sorar ve kendince cevaplar. inanmak istiyorsa, kendisini şartlandırır. inandığı şey için uğraşması belki de bu yüzden, aşkın(ın) peşinde koşması bu yüzden.
peşinden koşmak konusunda, goethe'den alıntı yapalım:
"
kişi kendini adayana kadar -geri çekilme olasılığını da içeren- kararsızlık hüküm sürer. bu her zaman verimsizliğe yol açar, girişimciliği ve yaratıcılığı olumsuz yönde etkiler.
temel bir gerçek vardır ki, bunun yadsınması sayısız düşünceyi ve harika planı öldürür; kişi kendini bir amaca adadığında, evren onunla işbirliği yapar.
başka türlü asla oluşmayacak güçler ortaya çıkarak kişiye yardım eder. kişinin verdiği karar sonucunda kendini destekleyen bir olaylar zinciri gerçekleşir; aklının ucundan bile geçmeyen türlü beklenmedik olay ve yardımlarla karşılaşır.
düşleyeceğiniz her şey için yola koyulabilirsiniz. yüreklilik, içinde zekayı, gücü ve büyüyü barındırır.hemen başlayın.
" [kaynak: hayata yön veren sözler]
sevilen kişi, gerçekte olmayan mıdır gerçekten? "hayalimdeki insanı buldum" diye boşuna mı diyor tüm bu insanlar.
belki de uyanınca geçiyor, rüyaların çoğu unutuluyor.
olsun, hayal kurmak her şeye rağmen güzel. insan umut ettiği sürece yaşayabilir.
hayatta söylenmiş en doğru sözlerden birisidir kendisi.
karşılık bulma hevesi,umudu değildir insanın içindeki aşkı yeşerten.gerçek aşk asla karşılık bulamayacağını biliyor olsan dahi sevmektir,kör bir kuyuya atladığını bile bile,çıkışı olmadığını ve hiç umut olmadığını göre göre.tek bir bakıştır bazen aşkı yeşerten,tek bir tebessüm,tek bir "merhaba" sözü.hepsi bundan ibarettir,daha fazlası veya daha ötesi değil.elbette karşılığı olabilir,o zaman sonsuz saadet içinde bulur kişi kendisini.ama karşılık bulmak ve karşılıklı sevgi değildir aşkı yücelten.aşk bir tek insanın kalbinde yaşandığı sürece özeldir ve başka kalplere ihtiyaç duymayacak kadar güçlü bir duygudur.güçlü olduğu için kişinin kalbini yer bitirir bazen ama sadece yaşandığı kalbi daha fazlasını değil.işte bu yüzden aşk tek kişiliktir.
"aşk iki kişiliktir" diye şarkı söyleyerek başlanılan başarısız bir ilişkide sonuç cümlesidir: aşk tek kişiliktir...
çok sevdiğin için emek harcarsın, değer verirsin, kimi zaman da kendini unutup binbir fedakarlıkta bulunursun... aslında harcanırsın. bunlar da sadece karşındaki kişinin egosunu şişirir ve daha önce tatmadığı o duygunun sarhoşluğuyla gözü döner. senin sevgine ve ilgine zaten sahiptir. bu insanın en büyük aç gözlüklerinden biridir. kendi şişirilmişliği içinde arayışlara, duygusal boşvermelere dalar. sen zaten hep onu sevmek için varsındır nasılsa. oysa en büyük aldanıştır bu. o öyle dışarıya daldığında sen çoktan uyanırsın.
sonra istediği kadar aşk iki kişiliktir desin! sendeki aşkın büyüsü kaybolur. ona değer versen dahi geriye sadece sevgi kalır...
çoğu duyarlı kızların ve erkeklerin tecrübesini yaşadığı, kendini çok kötü hissettiği durumdur aşkın tek kişilik olması.
alışılagelmiş aşk önermeleri arasında en mantıklı olandır kanımca.aşk tek başına yaşanan bir duygudur,olayı iki kişi yapıp çoğul hale dökerseniz olay ilişki boyutu kazanır.
(bkz: aşka koyuyım meşke bişey olmasın)
aşk ne tek kişilik ne de iki kişiliktir. şu an yaşadığınız ilişkide bile eski beraberliklerin izini yaralarını taşıyarak varolursunuz. bir de etraftaki diğer insanlar kadınlar erkekler kısacası sevgilinize alternatifler vardır. bunun dışında bir de sürekli beraber olunan eş dostta aşkın tanıkları ise aşk epey kalabalık birşeye benziyor bence.
ister platonik, ister karşılıklı olsun ; kişinin kendisi için gerçekleştirdiği durumdur. sevmeyi de sevilmeyi kendi istediği için gerçekleştirir demektir. doğruluğu ya da yanlışlığı şeklinde bir konu mevzu bahis değildir çünkü; kanıtlanması da aynı zamanda imkansızdır.