"başarılı olunuyorsa ortada aşk yoktur" şeklinde eleştirilen davranıştır. "yara almadan yaşamaya devam ediyorum" düşüncesi hakimken bu eylemi gerçekleştiren insanlar korkaklıklarından pişmanlık duyarlar elbette.
tori amos şöyle bir cümle kurmuştur bu konuda..
"you must go
must flee
for they will hunt you down
you and your unborn seed"
işte bu duygular hissedilerek yapılan eylem de olabilir..
aşık olacağını anlayınca ilk trene atlayıp arkadaşlarımın yanına gidiyorum bahanesiyle şehri terk etmek
insanoğlunun kendine en büyük ihaneti...
radyasyondan kaçmak kadar zor eylem.
bugüne kadar karşılaştığım kimsenin başaramadığı ve muhtemelen de başaramayacağı eylem.
bir gün geliyor,içi boşalıyor bir şekilde.aşkın kendisi gitti ismi kaldı yadigar dedirtiyor insana.alışkanlık kalıyor sade.nedenini soramıyor insan kendine.
pirinci yenmiş enginar dolması gibi oluyor,bir boka benzemeyen.geriye adı enginar dolması olan bir iki yaprak kalıyor tabakta.insana da sofradan kalkmak kalıyor sadece.o iki yaprağın ağırlığını taşıyamamanın hüznüyle.ama olsun daha çok yerim ben bu dolmadan dedirtiyor o anlar.sonra kurufasülyenin de fena bir tadı olmadığını farkediyorsun ama gaz yapıyor o da.
aşkı hiç tatmamış, çevresinde gördüğü aşk duygusuna yapılan tanımlamalardan dolayı aşkla kendi arasına duvar örmektir. kapıyı çalana açmamak, kimsenin kapısını çalmamaktır. iç burkar aslında..
kaçarsın evet çünkü acı vermiştir, büyük hatalar yaptırmıştır sana aşk, ama yerlerinde sadece hayal kırıklıkları bırakmıştır gidenler. her defasında hissetmezden gelip bastırırsın içinde ortaya çıkmaya başlayan aşkın bütün başlangıç hislerini, ''hayır bu sefer olmayacak'' dersin, tutarsın kendini, bırakmak istemezsin hiçbir şeyi oluruna, korkarsın, kendini serbest bırakmak konusunda kandırmayı başardığında ''aynı hataları yapmayacağım bu sefer, bağlanmayacağım'' diye sayıklar durursun. ama sonra pes edersin, en sonunda yalnızlığı tercih edip aşktan tamamen vazgeçene kadar.
urfa biberiyle doku göle havada gülücükler saçarak sıçramaktır.
mazide yaşanan sıkıntılar nedeni ile bir daha ''tekrar hayat'' die tabir edilen yaşanmışlıklardan korkunun verisidir. risk alınmadan huzurun gelmediğini hesaba katmadan başarı sağlanamaz.
geçerli sebeplerden dolayı yapmak zorunda kalınan eylemdir.sonra bütün sebepleri bir kenara bırakırsın ama roller değişmiş olur.artık kaçan o dur ne yazikki.... geriye kalan acı ve büyük bir pişmanlıktır.
çok yerinde bir eylemdir
aşık olursan mağdur olursun...
ne gereği var...
aşktan kaçılmaz bir kere, çünkü aşk kovalamaz. kovalamayan birşeyden kaçmak da haliyle gariptir. aşktan saklanmak belki daha doğru bir önerme olabilir, ama faydasızdır, çünkü her saklambaç oyununun sonunda olduğu gibi bulunursunuz. ya da birileri "kurtsun, çık" diye bağırır.
kaçtığını zannetmektir.kendini kandırmaktır.
insan olarak ,elimize gözümüze bulaştırdığımız eylemlerin başında geliyor, ne zaman aşktan kaçmaya yeltensek daha ilk hamlemizde şah çekiyor bize
kaçış değil beklemektir belki de giden birisini -aşkı-
(bkz:
kaçanı anası ağlamaz) eh kaçamayan içinde bol gözyaşı, bol buruk gece...
sonunda hayal kırıklığına uğramak korkusuyla,yalnız ve güçlü insanı oynama hevesiyle kaçmak isteyebilir insan aşk'tan.ama öyle inanıyorum ki,insan gerçekten aşık olduysa hiçbir duygu,hiçbir düşünce,hiçbir zorluk uzaklaştıramaz onu aşk'tan.çünkü bilirim ki aşk insan hayatına girdikten sonra hayatın tek,en değerli,en kutsal amacı olur çıkar.
sevgilinin sana vereceği ilginin karşılığını verememekten korkmaktır.
bir gün doluya tutulacak olma ihtimali yüksek kişi eylemi.
(bkz:
işte ben böyle bir hal içindeyim) --> ilişik yaşam formu
(bkz:
nereye kadar) --> sözlüğün cini