insanoğlu bazen hayatındaki,kalbindeki o koca boşluğa yenik düşer.'bir daha sevmeyeceğim,acı çekmeyeceğim' derken bir bakıverir ki çoktan kalbini sorgusuz sualsız birisine açıvermiş.belki de karşısındaki insana sormadan,onu isteyip istemediğini bilmeden...peki bu doğru mudur?
yaşanmışlıkları unuturcasına herşeye yeniden göğüs gerebilecek gücü nerden bulabilir insan?herhalde insanı insan yapan şeyde bu.ara versede sevmekten asla vazgeçememek.
einstein'ın konuyla ilgili çok güzel bir lafı vardı "yer çekimi sizin aşka düşmenizden sorumlu değildir" diye, biraz yarım kalmış gibi geldi bana; ama hayallerinizin merkezkaç kuvveti sorumlu olabilir diye devam etse fena olmazmış.
aşka düşmek kalabalığın içinde yalnız kalmak,kendini yalnız hiseetmek gibidir..insanların çıkça düştükleri fakat bir türlü çıkamadıkları durumdur..aşka düşmek insanı yıpratır,hayat da yeni bir sayfanın açıklığı andır..
ellerin ayakların tutmadığı, gözlerin onu görmediğinde isyan ettiği durumdur.
bir kere sevdaya tutulmaya gör; ateşlere yandığının resmidir.aşık dediğin, mecnun misali kör; ne bilsin alemde ne mevsimidir.
sanırım aşka düşmeyi daha güzel açıklayan bir başka söz yoktur.
aşka düşen insanın sinir sisteminde ciddi rahatsızlıklar görülür.düşünme, konuşma, dinleme gibi bir çok yetisini yitirir.o insan aşıktır ve bunun çaresi yoktur.ağlara takılmış balık misali ne bir çırpınış ne de sonsuz haykırışlar onu bu kurtarabilir.etrafındaki dostların uyarılarına dikkat etmezler zira dedim ya vücut fonksiyonları körelmiştir.kalbinden başka hiç bir oraganını hissetmez insan.aptalca bakışlar fırlatır etrafına, anlamsız sözler sarfeder kendi kendine.yaşadığı ve yaşayacağı güzel günlerden başka hiç bir şey düşünmez olur.ama bir yerde hayat ona birşey öğretir.aşka düşmek aslında bir nevi güçsüz düşmektir, çaresiz kalmaktır.hayat tek tutunacağı dalı alıp götürdüğünde asıl düşüş başlar.bir zamanlar mecnun olan insan artık yaşamın kıyısındadır.gerçekten düşmek üzeredir...
cep telefonunu tuvalete düşürmek gibidir. ceza gibi metaforlarımın anaforlarında kaybolmazsanız bişey daha söyleyeceğim: aşka düşmek asla düşmek değildir. aksine çok yükseklere zıplamaktır. neil armstrong olmaktır. ayda yürüyüş yapmaktır. düşmek problem değil. önemli olan kalkmasını bilmek.