birbirlerinden hem bağımsız, hem de aşırı bağımlı öğelere sahip üçlü. hiyerarşik olarak önce sigara sonra bira sonra aşk gelmektedir. bu hiyerarşiyi sondan ele alırsak, aşık olduğunuzda sigara ve bira olmadan yapamazsınız, bira içtiğinizde aşık olmanıza gerek yok, lakin sigara içmeden yapamazsınız. sigara içtiğinizde ise bira içmeye veya aşık olmaya gerek yoktur, kendi başına da içebilirsiniz. ilk bakışta çok tutarlı bir bağ gibi görünse de, arada dikey ve yatay geçişler söz konusu olabilmektedir. şöyle ki, fazla bira içildiğinde, bir kadına aşık olunması dikey bir ters hareketlilikken, bu aşkın bira ve sigara tüketimini arttırması da yatay bir ters hareketlilik olarak görülecektir.
velhasıl günün her saatinde başarıyla birbirine eküri olabilecek bu öğeler, bir müddet sonra insan yaşamının vazgeçilmez parçaları olarak da karşımıza çıkacaklarıdır.
sonuç itibariyle alkol insan beyninin çalışma prensiplerini değiştirerek size geçici çözümler üretebilen bir mekanizmadır. çoğu yerde çare değildir derler. yalan! siz kendi kafanızın ters çalışmasını düzeltip, içip sıçmadan daha sağlıklı ve sakin kararlar verebiliyorsanız, alkol bu anlamda gayet iyi bir katalizördür.
sigara zararlıdır. içmemek gerekir. ama bir deniz kenarında, veya bir bahar akşamı yeşil çimenlere uzanıldığında mavi mavi gökyüzüne üflenmesinin de keyfi başkadır.
(bkz: elbet bir gün bırakacaz hesap vercek değiliz)
aşksa hepsinden zararlıdır. sigarayla biranın dört yılda verecekleri komple zararı 2 haftada verebilir. insandan 11 kiloyu derhal çekip alabilir. karşılığında da tek yaptığı şey naniktir. işte kahrolası, bunu öldürmenin tek yolu da bira ve sigara. işin kötüsü bazen daha da hortluyor öldürecek iki şeyi aldığında.