insanı olduğundan biraz daha olgunlaştıran olay.
göstergelerinden biri tüm gün tavana bakıp müzik dinlemektir.
aklını başından almana, her duyduğun şarkıdan anlamlar çıkatmana, sigarayı derinden çekmene, bir umut için birçok şeyden vazgeçmene, herbişeye s.k et demene, ağlamana (en azından hüzünlenmene), yani her yelkovan hareketinde yeni bir düş görmene neden olan durumdur aşk acısı. kötüdür yani belki de iyi. işte öyle birşey
dertsiz hastalık olmaz.
beynin edebi eser verme bölümünü uyarır
(mavio, 04.09.2004 18:14)
insanın içinde birşeylerin parçalandığını, ve o parçaların asla geriye gelmeyeceğini hissetmesi. vücudundan bir parçanın, uyuşturulmadan, alıştırılmadan koparılması, arkasından yaşanan uzun bir şok, şokun bitişiyle bilikte hayat boyu yalnız kalacak olmanın korkusunu hissetmek, herşeyin bittiğini, günlük yaşamın en abuk subuk, en olağan yerlerinde farketmek.
gezmek tozmak,kafa dağıtmak,arkadaşlarla dağıtmak,bi süre müzik dinlememek gibi bir diyetle insanın çok kolay atlatabileceği durum.kendini dinlememek,kendini birazcık başka şeylere yönlendirmek,boş boş oturma isteğini bastırıp yoğun bi tempoda sürekli meşgul hale gelmek,o kadar yorulmak ki gece uyuma öncesi zamanı kısacık yapıp düşünmeyi engellemek.ama tabi ki bunlarla iyileşmek için aşkı da hayat adama boyutunda yaşamamış olmak gerekir sanırım.
kısacası ilişki bitimindeki bunalım devresini azaltmak ilişkiyi yönlendirmekle çok alakalı..bi insana alışmadan da aşk olur ki..ama alışırsan aşk acısı büyür..vıcık vıcık ilişkiler yaşayıp her şeyi erteleyip aşık olunan kişiye adanmak bu devirde yapılabilecek en büyük hatadır.sağlıklı ilişkilerin şartı budur.
*
karpuz kabuğu yenerek sonlandırılabilecek durum.
(bkz:
@271735)
ne olduğunu anlamadan birşeylerin değiştiğini farketmenizdir. önce bakamamalar başlar, oldugu yerde heykel olasınız gelmeye başlar, baktığı şey olmak istersiniz, duyduğu şey, nefesi olmak istersiniz.. sonra bir duvar usulca örülmeye başlar,ışığınız kalmamaya başlar, artık depresyona davetiye çıkarırsınız, gözyaşlarınız olmazsa olmazlarınızdandır artık..siz dört duvarın içinde nefessiz kalırken nasıl diğer insanların onun yanında öyle normal ve olduğu gibi yaşadığına şaşırırsınız..
aşk acısının ilacına gelince, söylemekmidir sevdiğini yoka gizlemekmidir... herkes öyle ya da böyle iyileşmiştir, kimsenin ilacı kimseye deva olmaz bu durumda, tavsiyeler faydasızdır çünkü aşk acısı adı üstünde sizin aşkınızın acısıdır.. yine klişe olarak zamana vurulmalıdır...
(smooth, 17.04.2005 13:41 ~ 09.01.2006 20:55)
öldürmez süründürür
(felis, 15.11.2005 18:37)
g.te giren şemsiyenin açılmaması durumunun aşka uyarlanmış halidir.
aşık olmanın en güzel evresi..
sevdiğiniz her yeni biriyle çıktığında kalbinize zaten o size hayır dediğinde saplanan bıçağın biraz daha saplandığını hissettiğiniz durum, aşk acısı evet çok büyük bir acıdır ama şu da unutulmamalıdır ki hayatta öyle büyük ve bundan çok daha ciddi öyle acılar vardır ki, aşk acısı yaşanan acılar içinde en tatlı acılardan birdir. bir yakınını sevdiğini kaybetmek, işinizi kaybetmek eve ekmek götürücek parayı bulamamak gibi acıların yanında aşk acısı, tuttuğunuz takımın maçı kaybetmesi gibi acıları da çok abartmamak gerekir...
sözlükte aşk acısıyla ilgili başlık açmak ya da açılan başlığa giri yazmak..
(subuo, 29.12.2005 00:43)
yaşandıktan sonra gittikçe keyif alınıp haza dönüşen olay.
kadınlarda yeni/ başka bir ilişkiyi/ insanı imkansız gibi görmeyle başlar.
evet, bir erkek ayrıldıktan sonra kolayca bir başkasına gönlünü kaptırabilir. bu erkekler için düşünüldüğünden daha kolaydır. zor olsa bile kadınınki kadar zor değildir.
bir kadın için aşık olmak zordur. aşık olunca bırakmak zordur. kabullenemez. kadın aşık olunca tüm hücrelerine kadar aşık olur. aşkla yoğrulur. bunu yerinden sökebilmek, yerine bir başkasını koyabilmek kadın için çok zordur.
bu yüzden aşk acısını kadınlar daha bir fazla çeker. daha bir sarsılırlar.
aşk acısı çeken bir kadını dinlemek acı verir. çünkü duyduğunuz katıksız bir acıdır.
her insanın ömründe en az bir sefer başına gelen hadise.
hani derler ya "çektikçe uzar", işte bu eyleme cuk oturmaktadır.
ölmek istemek bir türlü ölememek,içinin acıdığını hissedip birşey yapamamak,ona değmediğini bile bile sonu hiç gelmeyecekmiş gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak,nerde duygusal bir şarkı duyulsa göz yaşlarına hakim olamamak,bir daha kimseye değer verememekten korkmak ve aşık olunduğunda yine aynı acıyı çekmekten korkmak ve kendini duygulardan arındırmak,öfkeden ve intikam duygusundan ne yapacağını bilememek,ağlamak,ağlamak,ağlamak...
(pati, 09.09.2006 09:04 ~ 09:06)
aşk acısını her yerde, saklandığı her delikte bulmak ve çekmekle bitirememek. ölmeyip sürünmek.
(bkz:
kalp nasır tutmaz)
sevip te sevilememek
görüp de dokunamamak
duyup ta söyleyememek
ölüp te dirilememektir...
boğaza yapışan sakızı çıkarmak için debelenmektir.
insanlığın yüzde 96.5'nin sırtının üzerinde zevkle, farketmeden, hem gülerek hem ağlayarak taşıdığı eylem.