aşk şiirleri   

adana çık aradan

  1. herkesin yazabileceği, içindeki şair'i ortaya çıkarabileceği şiirlerdir

    şöyle ki;

    sevgimsin sen beni
    sevgilimsin
    sen
    benim

    seni ne kadar çok sevdiğimi bilsen
    ah bir bilsen
    ama bilmiyorsun
    kim olduğumu bilmiyorsun
    sen
    benim

    seviyorum seni bilmiyorsun bebeğim
    kantinde seni gözlüyordum
    çayını bir kedi gibi masum yudumlarken
    seni özlüyordum
    bu arada yanındaki o lavuğu gördüm bebek
    biliyor musun o adam yalancının biridir
    ayrıca
    biliyor musun bebeğim
    o adam otobüste yaşlılara yer vermez
    mezarlıktan geçerken walkmenini kısmaz
    bilmiyorsun bebek
    oh bebek
    sen bir bok bilmiyorsun
    ...
    (skuba, 23.05.2006 16:35 ~ 16:36)


  2. pek çok güzel örneği vardır..yüzyılın aşk şiirlerinde kabul edileni mesela:

    geri gelen mektup

    rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    pervâne olan kendini gizler mi alevden?
    sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...

    gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
    ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
    her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
    yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...

    ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
    hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
    çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
    gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
    gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
    gözler ki birer parçasıdır sende ilâh?ın,
    gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
    vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
    sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

    bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
    bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

    dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    tek bendeki volkanları söndürse denizler...
    halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "kaabil";
    imkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
    sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
    en hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
    kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!


    hüseyin nihal atsız
    (gölgeningücü, 14.03.2007 22:30)
  3. dün yine sensizdim
    sensizliğin muhasebesini yaptım içimde
    ama yoktun sevdiğim
    ne 7a'da ne de 7b'de

    saydım, ölçtüm, tarttım, biçtim
    envanterini çıkardım gidişinin
    borçlusu muydum, alacaklısı mıydım?
    bilemedim, sensizliğin

    safha safha maliyetini çıkardım gidişinin
    ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme
    sebebi yoktu, anlamı yoktu hiçbir şeyin
    dağıtım anahtarı yoktu
    birim maliyeti yok

    genel üretim giderleri yok
    yevmiye kayıtları yok
    sensizliğin hesap ismi yok.

    bu kayıt daha kapanmaz gülüm
    yok, kdv tahakkuku
    yok, genel üretim giderleri
    yok, işte bilânçoda sevdamın yeri

    maliyet dönemi sonundayım gülüm
    elimde geçmiş yılın bilânçosu
    dağıtamadığım sermayem
    sermayem sendin gülüm
    ardında dönüp duran varlık ise ben

    artık konusu kalmadı karşılıkların
    tasfiye ile uçup giden umutların

    bilirim sevdamın anlamı kalmadı sende
    ve geçmiş yıl karlarının

    tasfiye oldum
    viran oldum
    talan oldum
    gelir tablosunda zarar oldum
    sana allah'tan tek dileğim
    safha maliyetin gider dağıtım tablosuna dönesin

    (bkz: muhasebecinin aşkı)
    (v, 20.06.2008 14:44 ~ 14:59)