aşkın sonrası   

adana çık aradan

  1. "aşkın sonrası, aşkın sonlandığı yerde değil; aşkın başlamasına çok yakın ve fakat çok daha ulvi bir yerde durmaktadır."


    'peki sonra ne olacak?' diye soruyordun sürekli bana; attığın bir adımın sonunu kestirememek gibi bir şey değildi bu, daha ziyade attığın her adımı bu soruyu sormak için atmak gibiydi. sen renkli gözlüklerini 'zencice' yağan yağmurlarla takas ederken ne kadar uzak idiysen şiirsizliğe, ben de 'senli-benli' bir yaşama o kadar yakındım bütün sahtekar 'sizzzz!'lerin içinde.

    aslında birbirimizi gündüz vakti, birbirimizi güneşin ölümü en son olumlayacağı saatlerde bile kırmamızdan utanıyordum bir tek; hep gurur duyduğum –en çok gurur duyduğum- 'doğru düzgün yaşamayı becerememiz' kisvesinin üzerimizden kayıp gitmesinden korkuyordum bir tek.

    sense sürekli 'peki sonra ne olacak?' diye soruyordun bana, sanki yaşamların sonlanma süresi bizimle birlikte birkaç asır ileriye alınmış gibi, sanki biz hiç yaşamamış olsak dünya çok daha yaşanılası bir yer olacakmış gibi, sürekli 'peki sonra ne olacak?' diye soruyordun bana. gözlerinle 'masallar birkaç okuma saatinden oluşur, yaşamın kaç saatini dans eden ve dans ettikçe doğuran bulutların arasında geçirebiliriz ki?' diye ekliyordun bana, sanki sözlerinden daha çok gözlerinden korkmuyormuşum gibi.

    oysa ki sonra yeni birkaç yaşam yeni birkaç aksanıyla da şenlenebilirdi 'olan'ın; biz yağmur olamayıp da yağmur olmaya özenirken, dudaklarımızda yeni birkaç dil de biçimlenebilirdi. biz yağmur olamayıp da olmaya özenirken, yeni birileri de yağmur olmaktan usanıp insanlığa sıfatsız bir aşk gibi yağabilirdi. oysa ki sonra üçüncü baskısı yapılmış bir takım gizleriyle dalga da geçebilirdik insanevlatlarının; gizin anlamını hiçbir ulusun tanımadığı kendi sözlüğümüzde de saklayabilir, hiçbir ulusun tanımadığı toprak parçamızda 'ya bayraksa?' diye gündüzleri de söküp atabilirdik.

    oysa ki bir şarap da açılabilirdi bir gün, aklı-evvel bir 'çoğulluk' evimize de uğrayabilirdi, hep istediği özgürlükle tanışmaktan korkup sensizliğe ve bensizliğe de sığınabilirdi; biçimini bende gizleyemiyorsa da sende gizleyip, topyekün bir masumiyet de uzanabilirdi bize, gözleri faltaşı gibi açık dünyayı da dineleyebilirdi.

    sense sürekli 'peki sonra ne olacak?' diye soruyordun bana.

    oysa ki bulutlar sonsuza dek dans da edebilirdi, bulutlar insandan farklı olarak, sonsuza dek doğurabilmeyi de bilirdi.

    sense sürekli 'peki sonra ne olacak?' diye soruyordun bana; sanki sonrası öyle çokmuş, öyle çokmuş ki, 'sonra'ları aramızda paylaşamıyormuşuz gibi.

    oysa ki biz öylesi yaşardık, öylesi yaşardık ki; birgün bulutlar bizden korka-da-bilirdi.

    korkabilmeliydi.
    (draffut, 28.06.2008 01:29)


  2. (bkz: hüsran)
    (ceyus, 28.06.2008 01:44)
  3. başka bir kulvarda aşk.
    (çekirdekailem, 28.06.2008 22:42 ~ 22:44)
  4. hiç içinden çıkılamayacağını sandığın uçsuz bucaksız bir melankoli.
    (minpietro, 28.06.2008 22:45)