normal bir zamanda asla dinlenmeyecek rezillikte türkçe aşk şarkıları dinleyip, utanmadan bir de bu şarkılarda kendini bulmak; aşkın yaptırdıkları şeyler arasında en ilginç olanlardan biridir şüphesiz.
bu aşk dedikleri, insana burak kut dinletir, mansur ark dinletir, ebru yaşar dinletir; bizzat gözlemlenmiş durumlardır bunlar. düşman başına. .
+abi orhan velinin şu şiirini biliyor musun?
+ne hasta bekler sabahı ne taze ölüyü mezar...
-yok be olm ben anlamam şiirden hem o necip fazılın değil miydi.
+abi baksana her taraf ne güzel börtü böcek uçuşuyorlar
-olm necati bi daha böcek dersen seni de tikecem böcüğü de
2 dakka sonra
-sen aşk nedir bilmessin? ağla ağlayabildiğin kadar? bütün güzellikler bendedir...
+olm necati sen böyle değildin ne oldu sana
-beni böyle havalar mahvetti abi
+olm bana bak bir daha şiirle cevap veririsen seni öldürürüm
-artık demir almak günü gelmişse zamandan...
+ziktim olm seni kaçma dur...
her gelen havadisi o'na yormak, yürüdüğün tüm yolların o'na çıkmasını ummak, her çağrı alışta o'ndandır diyerek telefona koşar adımlarla bakmak, ve bir gün durumlar öyle gerektirip de o'ndan ayrıldığında o'na dair o'nu anımsatacak her ne kadar isim ve nesne varsa önce zihninden sonra ortalıktan men etmek, etmeye uğraşmak, olmamak.
unutulamayan aşkınızdan ayrılmışsınızdır. doğumgününde öğrenirsiniz ki evinde, yeni sevgilisi tarafından kutlama düzenleniyor.
içiniz yanar ama yapacak bişey yoktur. atlar arabaya gidersiniz evin önüne. eski aşkın arabası kapıda durmaktadır. bi süre kapıya, içeride yanan ışığa baka kalır, sorasında;
- böyle bir günde, yapmak isteyip te yapamadıklarım, söylemek isteyip te söyleyemediklerimin yerine.. herşeye rağmen, iyiki doğdun, iyiki varsın. ss.
yazılı notu yanına iliştirdiğiniz bir gülle arabasının camına bırakıp gözü yaşlı terk edersiniz olay mahallini.
insanın kendine olan saygısını, özgüvenini, sevgisini yitirmesine neden olabilecek eylemlerdir. yeri gelir nasıl oldu da bu kadar basitleşebildim, diye hayıflandırır. bazen de, nasıl olur da bunca emeğimin kıymetini bilemez, diye küfrettirir. yani sınır tanımaz, halden anlamaz ve ancak hep sonradan fark edilir!
içip içip sabaha karşı sahildeki büfenin önüne çakıl taşlarıyla "özür dilerim" yazıp öğlene kalmadan toptancıların alay konusu olmak..gidene mi yanarsın düştüğün duruma mı!neyse ki zamanla utanç yerini buruk bir gülümsemeye bırakabiliyor..ya da kendimizi böyle avutuyoruz..kader,kısmet..
vazgeçtim..ne utanıyoruz saçmaladıysak da sevgiden yaptık..gurur duymak lazım..insanız ya..
önce hiç fark etmeden tek başına yaşamayı unutturur, sonra kalan herşeyi ele geçirir..zamanla ilerler, bu kez acı çekmeyi öğretir.düşüncelerin uymamasının nasıl bir şey olduğunu anlamayı sağlar.gecelerce uykusuz bırakır, alkolün bütün çeşitlerini arkadaş yapar. gündüzü bırakıp geceyi seçtirir. kahve dumanında hayal etmeyi öğretir.
bir konserde sen bağlama çalarken gözlerine bakan o esmer'e aşık olunuyorsa eğer ve de adı bile bilinmiyorsa bu bayanın; tebrikleri savıp yalnız kalındığında papyonu ve ceketi çıkartıp yağan yağmurun altına koşmak, denizlinin en güzel yeri çınardaki dev ışığın altında o yağmura rağmen oturan tek insan olup gökyüzüne bakmak, düşünmeye başlamak, yapabileeğin hiç bir şey olmadığının farkındalığıyla biranın son yudumlarına doğru gözlerindeki yaşı silmek...