• görseller

    • aşkın gözyaşları
    • aşkın gözyaşları
  1. aramızda olmayan gökhan semiz abimizin yaran parçası.aşkından delirmiş bir insanın aşkı bu kadar taşşk ifade etmesi.
  2. oooff.
    üzülme bebeğim, sakın üzülme
    olmadı işte. ayrıldık.
    kızmadım sana, kızamıyorum
    yeter ki sen üzülme...
    ben sana hiç kıyar mıyım,
    yani o kadar da hıyar mıyım?
    hıyar dedim de aklıma geldi;
    yeni sevgilinle aran nasıl?
    o da seni, benim seni cok sevdiğim gibi seviyor mu?
    ara sıra görüşelim n'olur
    misafir ol gel bana,
    yumurta kırayım sana.
    param pulum yok ama
    borç yazdırırız bakkala.
    seni nasıl sevdiğim senin hiç şeyinde eee...
    umurunda değil.
    hatırlar mısın bilmem,
    o mahur beste çalar
    müjganla biz fenalaşırdık.
    ha, sahi geçen gün bekledim seni.
    saza niye gelmedin?
    seni bilmem ama ben acaip gaza geldim,
    sonra soda içtim geçti.
    hatırlamalı,
    sevgiyle anmalı,
    unutmamalı
    incitmemeli,
    uçan memeli
    kaçan memeli
    tutan memeli
    öbürü de gelmiş
    hani bana, hani bana demiş...
    biliyorsun, ne yapsam ayrılamam senden asla
    hafife alma aşk vurur insana
    bir de yer vurur sonra
    masa tenisi, bu kadar kolay sanma
    ilvanlım
    ilvanlım, ilvanlım, ilvanlım, ammm amman neyse...
    sen çok güzelsin
    a acayipsin
    be acayipsin
    c hiçbiri
    d hepsi senin mi?
    hatırlar mısın sazlar çalınırdı çamlıcanın bahçelerinde?
    benim de arabanın teybini çalmışlardı,
    şimdi de seni çaldılar benden.
    ve şimdi içiyorum her gece.
    her gece başka bir işkembe,
    paça, tuzlama, kokoreç, kelle.
    gel beni kısmen yelle.
    ha unutmadan,
    ebabil bir kuşsa, saka daha kuştur.
    saka kuş olarak kalacaktır.
    kuştur, kuş olacaktır.
    kuştum, kuştunuz, kuştular, kuşarlar..
    şiirime burada son verirkene...
    (bir dakika doktor bey geliyorum)
    şiirime burada son verirkene,
    seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum.
    ha bir de yeni bir kedi aldım o da cok şeker.
    gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem oldu.
    yaslı gittim şen geldim, aç koynunu ben geldim...

    gökhan semiz'in "aşkın gözyaşları" isimli insanı gülmekten öldürebilecek şarkısının sözleridir.kendi sesinden ve yüksek sesle dinlenmesi tavsiye olunur.
  3. güzel bir aşk için, '' tamam lan bu sefer bitti '' deyip, bilmem kaçıncı kez aynı sorunları yaşayıp, benzeri kavgaları ettikten sonra, ayrılık vakti geldiğinde arkanızı dönüp gitmeden son bir kez sevgilinin yüzüne bakabilecek kadar cesur olursanız, bir kaç damla süzülür gözlerinizden... işte bu yaşlar, o yaşlardır...
  4. aşkın gözyaşları yağıyordu bütün şehre.

    adamın gözünde; kadife tenli bir kadındı o . narinliği ve zekasıyla adamın içine işlerdir. adam, kadının gözlerine baktığında kaybolduğunu, hücrelerinin harekete geçtiğini, nefes aldığını hissederdi. o kaybolduğu yerlerden, alın başağı saçlarını okşar, bir çıkar yol ararken hepten başaklar arasında kaybolurdu. adam, ruhunun kadının içinde kaybolmasından huzur duymaya başladı. kalbinin ritmini ona eşitleme çalıştı ama bünyesi buna izin vermedi. adam, kadife tenli kadının canını acıtmamak için parmak uçlarıyla dokunurdu ruhuna, kadının. sonra adam, mumun alevini gördü.

    kadının gözünde; buğday tenli bir adamdı. kadın, buğday tanesinin yararlılığını, değişimini, dönüşümünü adama benzeterdi. kadife tenli kadınını inciltmemek için şekilden sekile girdiğini bilirdi. beşlerdi adam, kadını. özveriyle ruhunu doyurur ve kadın buna muhtaç hissederdi kendini. adam, kibarlığının arkasında çok güçlüydü. her davranışını hesap ederek oluşturmuştu karakterini. kadın, adam olmadan güçsüz hissederdi kendini bu kahpe hayata karşı. dayanağı, huzuru, umuduydu o adam. sonra kadın, mum alevini gördü.

    kadife tenli kadınla buğday tanesi adam, mum alevinde yandı. daha da sarıldı birbirine. bir kadın mum oluyor adam pervanesi olup etrafında dönüyor. bir adam mum oluyor adam onun pervanesi olup etrafında dönüyordu. iste bu byük ve tutkulu aşkları, 'biz' sıfatının içerisinde boğdu onları. kendilerinden ayrılıp 'bir' oldular. 'bir' oldukça 'biz' dediler, 'biz' dedikçe 'benliklerinden soyutlandılar.

    baktıkları, beşlendikleri mumun alevi zamanla daha da titremeye başladı. ufalmaya sonra inatla tekrar büyümeye. mum alevininde adamla kadının gölgeleri bir devleşiyor bir ufalıyordu. 'bir' olduklarını anladıklarında 'bizlerinin içinde kaybettikleri 'kendilerine ağlamaya başladıkları. aşklarının kölesi oluşlarına. kendilerini dünyanın merkezinde sanışlarına. arayışlara girdiler. kahroldular. onların yarattığı 'bir' ağlamaya başladılar.

    ve bir gün; o alevine baktıkları ve umutlandıkları mumun ışığı sondu. kendi kahroluşlarına yanmalarının açışıyla döktükleri gözyaşları söndürdü tutkularını, ateşlerini.

    sonra kadın serzenişe geçti:

    hey! sen!
    yatağındaki kadife tenli kadını bırakıp
    kimin yolunu gözlersin be adam
    özlemle baktığın sokağın
    parke taşlarını yıkayan yağmurla arınamadın mi hala?

    sonra adam serzenişe geçer:

    hey! sen!
    yatağındaki buğday tanesi adamı bırakıp
    kimin yolunu gözlersin be kadın
    özlemle baktığın sokağın
    parke taşlarını yıkayan yağmurla arınamadın mi hala?


    yağmur, kendi gözyaşları olmuştu; parke taşları, kendi benlikleri. adamla kadını aşklarına ağlıyordu. aşkları onlara ağlıyordu. tüm şehir onlar için ağlıyordu. anıları, yağmur damlası olup; parke taşların arasına sızıyor ve toprakta kayboluyordu. aşkları adamla kadının, dar sokaklarda kayboluşlarına ağlıyordu.

    aşkın gözyaşları yağıyordu bütün şehre.
  5. ayrılığa rağmen onun hala sevildiğinin göstergesidir. aşk acısı çekilicekse böyle çekilmeli gülerek biraz. duygulu ama ne çok takıp kendini mahvetmek ne de onun arkasından küfür etmek, unutmuş gibi yapmak en iyisi gökhan abimizden aşkın gözyaşlarını dinlemek bunların tarifini çok güzel yapmış.
  6. sinan yağmur'un, şems-i tebrizi' yi anlatan biyografik romanı. yazarın, kitabın girişinde elif şafak' a üstü kapalı giydirmesi hoş olmasa da okunabilecek roman.
    'ben ki kuralları yıkmaya gelmiş şems, nasıl olur da 40 kural yaftasını yakıştırırlar bana. neden kendi entrikalarının ortasına yerleştirirler beni?'
  7. "başımı kesip kör kuyuya atsalar, şah damarımdan oluk oluk kanı akıtsalar, dokuz yurda tenimi lime lime dağıtsalar, yedi çakal sürüsü vücuduma saldırsalar.. kırmazdı acılar beni, yorardı belki teni. özümsün, özümle ararım mevlana'm seni. yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. gör ki aşk için ölmek ne demekmiş.."

    tebrizli şemsi, güneşin en güzel halini, en iyi anlatanlar arasındaki sinan yağmura ait biyografik roman.