anlamını yitirme noktasına gelecek kadar ayağa düşmüş duygu...
ek: efendim yıllar önce bunu bu şekilde yazdığım için kendimden utandım. anlatmak istediğim şeye hala inanıyorum ama ifade yanlışlığı olmuş. ayağa düşen "duygu" değildir efendim, sadece "kelime"dir. saf ve temiz şekilde gerçekten hissedilen gerçek aşk duygusu asla ayağa düşmez. "kelime" ayağa düşmüştür çünkü önüne gelen ilişkiye "aşk" diyen büyük bir kesim vardır...
madem ki bir aşkın var, ne güzel tadını çıkar...her şeye boşver ve aşkı yaşa...
ille de büyük aşk olması gerekmez;yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki çıkarmasını bil...
çok büyük umutlar bağlama,yarını hiç düşünmeden,günü gününe sev, sevginin tadını çıkar...
sevgide geleceği düşünürsen aşkı bombok edersin.
sakın haaa ...sonsuz monsuz diye herifin başını yeme...her şeye boşver;öylesine sev ki, sevdiğin erkeği bile umursama,salt kendin için sev,bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle...
yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın sevgiler kalır sonunda,
aslolan aşktır yaşamda...dolu dolu, dolu dizgin,zilzurna,saniye saniye aşkı yaşayarak sev...
iki yil, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme...
ister sürer, ister sürmez....sen o anı yaşa yeter ki...
yitirdiğin zaman; yaşadıklarını kazanmış olacaksın...
sonunda elbet yitireceksin, ama yitireceğini hiç düşünme;çünkü aynı zamanda kazanmışsındır da...anılar kazanıyorsun daha ne...iç o zaman, sarhoş ol...
yüce yüce şeyler düşünme severken, sevgiyi berbat edersin;çünkü sevginin kendisinden daha yüce bir şey olmaz...
aferin sana seviyorsan,seviliyorsan...sakın kuşkulara kapılma.
severken yirmi yıl sonrasını değil,yirmi dakika sonrasini bile düşünme...an an yaşa, derin derin hem de...afferin sana...çok sevindim.
işe güce boşver...keyfince yaşa, sev...sevildikce sev,sevilmeyince de tastamam boşver
ve o zaman o güzelim yalnızlığına sarıl...o yalnızlık ki, bütün sevgilerden daha güzeldir
ve sonunda .........kollarımızla sararız...
o zaman da hiç üzülmeyeceksin.çünkü nasıl olsa, sığınacak bir yalnızlığımız var;günün birinde anamız bile bizi bırakır gider,ama o yalnızlığımız,biz yaşadıkça bizi hiç bırakmaz...
severken bunları düşünme,lütfen yarınsız sev ki, sevginin tadını çıkarasın.
karında oluşan yaşanılan en ilginç kasılmalarla başlayar herşey. git gide nefes almak zorlaşır. beynin tek bişeye odaklanması o kadar acı vericidir ki, kendine olan hakimiyetin, yıllarca uğraşarak ördüğün o güçlü mithrilden yapılma zırh zayıflar. zırhındaki çatlamaların çıkardığı sesleri duyarsın ve hiç birşey yapamazsın.
elif şafak ın bir öyküsününde mevzu bahistir:
ayçiçeği güneşe aşık olunca gülmekten kırılmış bütün bitkiler.."güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz...kudretli ve ulaşılmazdır..sen kim o kim..vazgeç bu sevdadan"demişler hep bir ağızdan...ayçiçeği sesini çıkarmamış..sevdalı gözlerini dikmiş güneşe bakmış bakmış bakmış...uzun bir müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş nihayet bir gün ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde..önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış..ayçiçeği öyle inançlıymış ki güneş tahtını nereye taşıdıysa yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını..derken bir öğleden sonra artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini..daha ayçiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken insanlar akın etmişler olay mahaline "yaşasın" demiş içlerinden biri "şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı"..aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken çitlemişler ayçekirdeklerini...
-karşı tarafın kabul etmesine kadar;
acı,stres ve sabırla cebelleşirken yüzde anlaşılmza mutluluğu ve hayatta merak ettiği şeyin karşısındakinin düşüncesi olduğu fırtınalı durum
-karşı tarafın reddettikten sonrasında;
"ben ne buldum ki onda anlamadım", "yok abi sevmiyeceksin sonra böle olur" demektir ve geçmişi reddediştir
-karşı tarafın kabul etmesinden sonra;
kısa dönemde su içmeyi unutacak kadar trans dönemi ve akabinde ya yok olursa gün geçtikçe ya da diğer faktörlerle diye paranoyalara kapılma
-seneler sonra
ağızlardaki o muhteşem tat ve iyi ki yaşamışım demektir
insanın yaşaması gereken , kitleler tarafından yanlış kullanılan kelime , ruh durumu.aşk , bir insanın kendine ve de kendinden bağımsız diğer nesnelere karşı güven ve de sevgi duyduğu zaman ortaya çıkan cinsel birleşme ve etkileşme isteğidir.birey o kadar sevgi doludur ki bunu çevresi ile paylaşmak ister , sevdiği şeyleri incitmeden , saygı ile süzen birey , karşısına kendisi ile hem zıtlaştırabileceği hem de özdeştirebileceği dişi ya da erkek bireye karşı nazik hisler duyar.ona sahip olmak yerine onunla dans eder gibi bir ilişki kurmak niyetindedir.benzer tepkiler karşı cinsten gelince , pin pon topu gibi gidip gelen etkileşim yerini bağlaşıma verir ve de aşk doğar.aşk üstün bir duygudur.her insanın aşık olma potansiyeli olabilir ama herkes aşık olamaz.aşk ancak ilişki olduğu zaman bahis konusu olgular mümkün olduğunda olabilir.bir kızı görüp ona aşık olduğunu söylemek aslında içi boş bir ifadedir.aşk karşılıksızdır öyle ki her iki taraf da karşılığını alır.aşk bireylerin birbirlerini ihtiyaçtan çok sevdiği anda gerçekleşir.yaşamım boyunca hissetmediğim duygudur kısaca.
insanı afallatan, o her görüldüğünde midede yumruk yemiş benzeri ağrılara neden olan, insanı kimi zaman üzen kimi zaman havalara uçuran, uykusuz kalma sebebi, kimileri için de hayatın anlamı