belki ilginizi çeker
  1. · dinamo fm
  2. · ingiliz aksanı
  3. · art arda dinlenirse alkole boğduran şarkılar
  4. · kent fm
  5. · altın vuruş
  6. · mete avunduk
  7. · hüzünlü bir sonbahar günü dinlenecek şarkılar
  8. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · ugg
  2. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  3. · dersim katliamı
  4. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  5. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  6. · aşk ı memnu
  7. · yaran diyaloglar
  8. · ölmemesi gerekip de ölen insanlar
  9. · nonoş

aşırı doz  

  1. mete avunduk'un kent fmde ingiliz aksanlı türkçe konuşarak yaptığı leziz program.
    (kusmuk, 19.06.2006 22:34)
  2. (bkz: od)
    (akaydo, 19.06.2006 22:36)
  3. son aşırı doz mektubu, lull (neredeyse müzik dergisi), nisan 2003, sayı 10,

    herşey, kutsal topraklara ayak bastığımız 1993 yazında, o uzun yaz tatilinin sonunda, istanbul’ a dönüşte başlamıştı. radyodan orson welles’ i dinleyeli yaklaşık 10 yıl olmuş, son aykut sporel programının üzerinden de neredeyse 1 yıl geçmişti. çok uzun konuşan ama hiçbir şey söylemeyen özel radyo dj’ leri yeterince sıkıcıydılar ve diğer tarafta, yılların alışkanlığı kapı gibi trt radyosun “fm” vardı.

    sonra birgünn kardeşim bir radyonun istek programından bahsetti. içinde, tüm mahalle ve bütün sevdikleri için çalınani polis radyosu günlerinden kalma bir programdı bu. insanı irrite eden bir cıngılı vardı aslında, ama önyargılarımın önüne geçebilecek tek şey de içgüdülerimdi ve onlar da hemen karar vermemem gerektiğini söylüyordu. böylece elvis on pelvis’ li, dansediyoruz istanbul’ lu, hakaret telefonlu, bir gemi kalkar bu limandan’ lı, kent fm-in radio veritas günlerine transparan-geçiş gerçekleşmiş oldu.
    birkaç ay sonra bir perşembe gecesi “chelsea monday” üzerine gaipten gelen bir sesle “aşıırı doooz” diyen bir adam çıkageldi. aradan sadece haftalar geçti. aşırı doz, zihni, stüdyo imge, melody maker, nme, q, british council, mtv 120 dakika, john peel vs. çerçeveye giren herkes ve herşey bir anda indie’ leşti. ve program, kadıköy’ ün sürekli gergin martıları kadar doğal, otobüse binmeden önce sorulan ziverbey’ den mi? sorusu kadar hayatın içinden ve bize dair birşey haline geldi.

    aç parantez: “parti insanların’ da”

    -indie
    -what? indian?
    -indie
    -ne hindi mi?

    şeklinde çevrilmiş. iyi de olmuş. zamanında aynı espriyi yapanlar ve “indie mi? hindi mi?” adlı panele katınlar için özellikle. kapa parantez. aşırı doz, rock müziğin, uzun saçlı bir takım adamların tekelinde olduğunu zanneden ve ortaokul ingilizcesine aşina olanlara iki numara büyük gelmiş ama diğer yandan, “kirli sarı ışıklı” evlerde oturan, henüz 20’ li yaşların başlarında, herşeyi bilen adamın ifadesiyle “gerçek” hayattan - henüz daha başlamadan - sıkılmış, genelde üniversite öğrrencisi bir kesim tarafından kabullenip benimsenmişti.

    aşırı doz, daha sözcük türkiye’ ye girmeden ve kullanımı bu denli yaygınlaşmadan çok önce gerçek anlamda cool bir programdı. yazılı olmayan bir takım kuralları vardı. sınırdan baştan anlaşmalı olarak çizilmişti. herkes kendi çöplüğünün kralı olacaktı - kimsenin 2. adamlığa tahammülü yoktu çünkü – asla sıkıcı olunmayacak, bunun yanında karşılıklı tam bir saygı olacaktı. sevgi de hakettiği yere yani müziğe gidecekti. program, “her zaman kazanmak için mücadele etmezsin” gibi süper haysiyetli bir söyleme, ancak uzun süre dimleyince farkedilebilecek sentimental bir ruha ve gerektiği zaman oraya gelip kafa da atabilecek sert bir mizaça sahipti. programa gerçek mektuplar yazılırdı –beyaz dosya kağıdına özenle yazılmış, zarflanıp üzerine pul yapıştırılmış ve muhtemelenen kadıköy postanesi’ nden atılmış- ve direkt olarak telefonla da aranabilirdi. ve gerçekten söyleyebilecek birşeyiniz varsaaçıp söylerdiniz.
    mesela şöyle:

    - (alt tondan bir ses) alo?
    - mete bey hayırlı işler.
    - saftig oolum niye aramıyosun?
    - (5 sn. suskunluk) söyleyebilecek yeni bir lafımız yok.

    gecenin bir vakti birine telefon edip bunları söylemek, karşılığında da takdir görmek, tarafların acaipliği kadar aradaki bağın da bambaşkalığını gerektiriyordu herhalde.

    aşırı doz’ un başarısı, önceki dönemlerin buralara çeşitli sebeplerle uğrayamamış bazı müziklerine yer vermesi ya da bir takım şeylerin ilk defa çalınıyor olmasından daha çok mete’ nin bütün bunları bir şekilde kendinin kılmasını becermesiydi. shallow than halo’ nun sentetik davulları, a siltskin paws’ ın rüya synt’ leri, bigmount strikes again’ in sürreal lirikleri ve the jam gitar riff’ lerini ülke sınırları içinde bu programın haricinde biri ya da birşeylerle ilişkilendirerek açıklamak bugün en azından benim için mümkün değil. pixies’ ler, his’n hers, so tonight that i might see, copper blue, sound affects albümleri , bbc kayıtlarıyla the fall, wedding present külliyatı, new model army, nine inch nails, future sound of london...kitaplarda yazmayani yaşayarak da öğrenilemiyecek ya da anlamdıralamıyacak ve asla birilerinin gelip de anlatamayacağı bir takım şeyleri biz bu müzikler ve bunların dolaylı kazanımları sayesinde keşfetmiş olduk.

    işin bir de programcılık yönü var. bu adamlar, radyoyla dinleyici arasında kurulani dinleyici lehine gibi duran tek taraflı ilişkinin - duyma ama duyulmama, radyo açıksa varolma – küçük bir müzik ya da birkaç sözle nasıl tersine de dönebileceğinin en güzel örneklerini verdiler ve o dönemlerde, 93-96 arası o unutulmaz yıllarda, radyo dinlemeyi çok daha keyifli hale getirmeyi başardılar. programın, 10 yıl boyunca herşeye ve herkese rağmen devam edebilme ve asla vazgeçmeme gibi durumu var ki esas büyük başarı bu belki de.

    diğer çok öenli konu da smiths tabii ki. daha önce üzerine söz söyleyenler ve eşzamanlı başka programlar da oldu ama bu işin türkiye’ de ismini koyan kişi mete avunduk olmuştur.. some girls, bigmouth bu programda çalındığı denli güzel olmamıştır herhalde, bundan sonra da muhtemelen olmayacaktır. gecenin neresine düştüğü, hangi parçanın peşinden çalındığı, arada ne söylendiği ya da söylenmediği ve devamında çalındığı gibi hayati önem arzeden detaylar olabileceğinin en iyisiydi. buradan yola çıkarak bütün aşırı doz tarihinin aslındai bazı! parçalarını sevdiğim smiths’ in, kısa bir sürede en sevdiğim, zamanla da gerçek anlamda tek sevdiğim grup olmasının tarihi olduğunu söyleyebilirim.

    bu yazıyı öncelikle kendim için yazdım, ki bir belge olsun. adam boyu pasta olacak diyerek çağırıldığımız - yalan! – ve kendi yazdığımız mektupları okumak zorunda kaldığımız 1.yaşgününü, bahariye caddesine dev kolonlarınkonduğu yılbaşını, aşırı doz resepsiyonu gibi geçen unutulmaz 94 itü yaz festivalini bir kez daha anmak istedim. herbiri benim gözümde birer hayat bilgesi olan onur, özlem, aslı, elif, aygen, ve cüneyt için yazdım. programı özel ve farlı kılan biraz da onların varlığıydı hiç kuşkusuz. mete için yazdım tabii özellikle. yıllar önce, bütün filerin çekik olduğu bir gece, küçük bir odanın içinde, yerde halının üzerinde duran ufak tefek bir radyodan aşağı yukarı şunları duyduğumu zannetmiştim: “şimdi sırada ‘i remember california’ var. ağır bir parçadır, dolayısıyla onun için çalıyoruz.” özellikle bunu hiç unutmadım.

    lynch kareleri ve dostoyevski metinleri hemen yanında hayatın - olduğu söylenen – manası üzerine yazılmış en anlamlı şiirlerin sahibi morrissey’ den birkaç dize sanırım yeterli olacak.

    ‘don’t forget the songs
    that made you cry
    and the songs that saved your life
    yes we are older now
    but they were the only ones who ever stood by you’

    bütün bir 20’ li yaşları bir şekilde beraber geçirdiğimiz, bizim kuşağın alternatif yeraldından notlar’ ına saygılarımla.

    vaya con dios aşırı doz.

    s.s.

    23 yaşında bir erkeği yaklaşık olarak nelerşn heyecanlandırdığının listesidir

    1- bigmouth strikes again – the smiths
    2- some girls are bigger than others – the smiths
    3- everday is like sunday – morrisey
    4- shallow than halo – cocteau twins
    5- pearly dewdrops drop - cocteau twins
    6- that’ s entertainment – the jam
    7- wild wood – paul weller
    8- with everything to loose – style council
    9- fade into you – mazzy star
    10- a silkstin paws – wire
    11- jewel – cranes
    12- have you seen her lately? – pulp
    13- so young – suede
    14- sometimes – james
    15- she’s lost control – joy division
    16- where is my mind – pixies
    17- lost weekend – lloyd cole and the commotions
    18- if i can’t change your mind – sugar
    19- brassneck – wedding present
    20- her – tindersticks
    21- one hundred years – cure
    22- london calling – clash
    23- new big prinz – fall
    24- india – puressence
    25- i wanna be adored – stone roses
    26- whatever – oasis
    27- end of a century – blur
    28- closer – nine inch nails
    29- karmacoma – massice attack
    30- cascade – future sound of london
    31- little fluppy clouds – orb
    32- bizzare love triangle – frente
    33- words – christians
    34- i’ll be your mirror – velvet underground
    35- stupid questions – new model army
    36- low red moon – belly
    37- greeting to the new brunette – billy bragg
    38- 1963 – new order
    39- come on eileen – dexys midnight runners
    40- electricty – omd


    yeni başlayanlar için notlar

    mete avunduk ( nam-ı diğer ingiliz kemal): 1992’ de genç radyo’ da başladığı radyoculuğa 1993-2002 arası kent fm’ de devam eden dj-program yapımcısı. aşırı doz, kör randevu, pireler uçuşurken, tekila, cuma istekleri gibi dönemin bazı fenomen programlarının yaratıcısı. yeni dünya müziğinin en güzel üç dakikasının sonunda yer alan oh mother’ ların üçüncüsüyle sonuncusu arasında söyledikleriyle farkında olmadan tarihe geçti. bugünlerde kadıköy’ de trip v2.0 isimli mekanı işletiyor.

    aşırı doz: son indie yıllarına ve britpop’ un doğuşuna ve yükselişine tanıklım eden, acayip bir adamın acayip bir dinleyici kitlesine sunduğu, içinde acayip parçaların çalındığı, sağda solda dedikodu yapıp net’ te entry giren arkadaşların çözemediği radyo programı. özellikle 1994 ilkbaharı programlarıyla bazı hayatları sonsuza kadar değiştirdi.

    kadıköy: istanbul’ un bir ilçesi. gün yüzü görmemiş bitişik nizam apartmanların önünde akıp giden kaldırımlarda, açık çöp poşetleri ve sokak köpekleriyle beraber gül gibi geçinip gittiğimiz gönüllü sürgün yerimiz, kent fm’ e uzun süre ev sahipliği yaptı.

    kent fm: türkiye’ nin ilk özel ve en güzel radyosu. 93-96 rüya kadrosu asla unutulmayacak. geçtiğimiz yıl yayınına son verdi.

    indie: her ne kadar bir türden çok bir dönemi - joy division’ la başlayıp smiths’ le doruğa ulaşan ve wedding prsent’ ın dağılmasıyla sona eren - ve bir tavrı - sanatsal bağımsızlık, endüstriden uzak duruş, küçük plak şirketleriyle çalışma – betimlese de “indie gitarı” tabiri literatüre girmiştir.

    s.s.: özel radyolar vakanüvisti, kendi halinde müziksver. bir dönemi satır satır izledi ve kim ne çaldı ne söyledinin kaydını tuttu. aşırı doz, zagor ciltleri ve uzay 1999 serisiyle beraber hayattaki en uzun takıntılarından biri oldu. kent fm’e 4 yıl boyunca yaklaşık 200 mektup yazdı. 97 yılında yukarıda liriklerine rastlayabileceğiniz parçayla radyo dinleyiciliğinden emekli oldu. şimdi de metinsel vedasını yapıyor.
    (bergerac, 15.05.2007 11:58)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil