|
|
- tam bir felakettir.
öncelikle her sabah, ama her sabah "türküm!" diye güne başlarsınız. etnik farklılığınız varsa bile olmamasını diler herkes, zaten dile getirmeniz külliyen yasaktır.
sonra sırası ile y"üce türk","ulu türk", "tanrının dünyaya hükmetmesi için gönderdiği türk", "her daim hoşgörülü davranmış türk", "bütün dünyanın sırt çevirdiği türk", "yıkılmayan türk", "pis ingiliz", "pinti yahudi", "denize dökülesi yunan", "adi fransız", "ibne rum" ve benzeri olguları öğrenirsiniz
ama
anadolunun sittin miletin evi olduğunu, yunanların ve perslerin türkler daha bebeykenden beri burada yaşadığını, türkiye cumhuriyeti sınırlarında pek çok etnik kökenli insanın yaşadığını ve bunların arasında sosyal adaletsizlik olduğunu, sırf ait oldukları millet başka bir yerde devlet kurduğu için evinden def edilen, evlerini ve eşyalarını bırakmaları istenerek, anlaşmalarla bir kez daha denize dökülen yunanları, balkanlarda hala daha osmanlı adına saygı duyan arnavutları, türk kültüründeki balkan, yunan ve pers etkilerini öğrenmezsiniz. bunlar gözden kaçıverir.
and then
(bkz: hrant dink cinayeti) (bkz: 6 7 eylül olayları) ve saire...
- bu sistemi eleştirenlerin, farklı ülkelerdeki milliyetçi ya da ırkçı ders müfredatlarını/ders kitaplarını da eleştirdikleri sistemdir.
türkiye'de, "yunanı denize döktük... astık, kesitk.... vs." tür ifadeleri eleştirenler, elbette yunanistan'daki ırkçı ve milliyetçi eğlimleri de eleştireceklerdir, eleştirmektedirler de. fakat şu an başlık, "aşırı ırkçılaştırıcı türk eğitim sistemi" olduğuna göre, tartışma alanı/ülkesi/konusu bellidir. türkiye'deki bu sorunu görmezden gelmek için bahane üretmek de, anlamsızdır.
- (bkz: işgal ve fetih farkı)
çok çabalasa da arada fireler veren sistemdir
(bkz: hepimiz nokta vuruşluyuz hepimiz lazeriz)
- herkes aynı sistemle eğitildiğine göre ve bu aşırı ırkçılaştırıcı sistem herkeste aynı etkiyi göstermediğine, aynı kalıpta insanlar yetiştirmediğine, bu sistem bu şekilde tartışılabildiğine göre pek de etkili olmayan bir sitemdir, pek de aşırı ırkçılaştırmamış sistemdir.
- evet ırkçılaştırır fakat avrupa ve amerikadaki eğitim sistemi ırkçılığını özgürlük adı altında bize satar. halbuki onlar daha katı birer ırkçıdırlar, bu nedenle bizimkisi onların yanında bir hiçtir. onlardan hiç biri ülkesini vatanını satmaz ama bizimkiler satar, onlar bütünlüğümüzü bozmaya çalışırlar, bizimkiler kuvvetleneceğine kopmanın eşiğine gelirler. sözün özü türk eğitim sistemi haklı yerinde bir ırkçı politika izlemektedir.
- türkiye cumhuriyeti* vatandaşları tarafından kurulmuş ve yürütülen sistemdir, çünkü her sabah "türküm" diyen her etnik kökenden 7 yaşında körpecik yavrucak 12-13 sene sonra oy kullanmakta ve bu sistemi işleten kurumları yönetenleri bizzat seçebilmektedir.
ırkçı mırkçı demeden önce bir kere ırkçı'nın ne olduğunun öğrenilmesi de gerekir. bilmemkaç milyon kürt nüfusu olan türkiyede, kürdistan kurtuluş partisi adında bir terör örgütünün 30.000 insan katlettiği bir ortamda kürtçe yayın/eğitim kabul edilmiş, onlarca kürt milletvekili, bakan, bürokrat, müdür ve saire var bu memlekette.
kim ırkçı? sen mi ben mi?
- (bkz: türk eğitim sistemindeki milliyetçiliğe inanmamak)
- (bkz: ırkçılığın aşırısı)
(bkz: hanım koş az ırkçılık normalmiş)
- başlığın dediğine göre ırkçılaştırmakla kalmayıp aşırıya götüren türk eğitim sistemdir. malum devir yaftalama devri.
itiraf ediyorum; ilkokulda ben de hep "türküm doğruyum çalışkanım" dedim. sonunu "ne mutlu türküm diyene" diye bağladım. büyüdüm geliştim ama bundan gocunmadım da. pek başka etnik gruplara falanda uyuz olmadım, çünkü bize eğitim sistemimiz etnik kimliğe göre milliyetçiliğin yanlış olduğunu öğretti. ama sağım solum belli olmaz. bilinç altıma girilen kodlarla her an başka bi hrant dink öldürebilirim. yeri gelmişken ogün samastı tanırım. türk eğitim sisteminin kesinlikle en güzide örneğidir. sınıfın en parlak öğrencilerindendi. üçlü sarıp hap atmayı edebiyat hocamızdan öğrendi. ortaokuldan sonra gerekli eğitimi fazlasıyla aldığına kanaat getirilerek liseyi okumasına gerek olmadığına karar verildi. benden duymuş olmayın, cinayeti 'memleketimin gavunları baş kadar hey maşallah' diyerek sık sık kavunlar arasında ayrım yapan coğrafya hocamız azmettirdi. duyduğuma göre ilkokul ünüformasına beyaz bere de eklenmiş. yerinde bir karar.
sistemden ara sıra bi kaç tane çok gelişmiş insan formu etkilenmeden geçebiliyor. onlar da çeşitli sözlük ortamlarında kurtuluşun hikayesini diziyorlar, biz hasta ruhlularda öylecene imrenerek bakıyoruz. ırkçılık nöbetlerimizle kıvranıp duruyoruz. ama bir gün hepinizi ırkçılaştıracağımıza olan inancım sonsuz...
yoksa siz hala ırçılaştıramadıklarımızdan mısınız?
- ilköğretim ve ortaöğretim eğitim sisteminde normal bir öğrencinin aldığı haftalık yaklaşık 30 saat dersin sadece 2 saat dersinin tarih dersi olmasından dolayı baştan çürütülmüş bir önermedir.
burada doğal olarak şunu unutmamak gerekir. zaten türkiye'deki eğitim sistemi hedeflenen, amaçlanan bir durumda değildir tabii bunu 2 saatlik tarih derslerine bağlamak yanlış olur. mesleki eğitimin iyi verilemediği bu ülkede eğitim sisteminin diğer aksaklarına değinmek daha iyi olacaktır.
konuyu son yıllarda ülkemizde yükselen şovenizm ile bağlamak gerekirse, hrant dink'in katili gibi özenti tiplerin acaba ''eğitim aldığı okullar eğitim açısından çok mu kaliteliydi'' veya ''bu okullarda sırf tarih dersi mi veriliyordu'' gibi sorulara değinmek gerekir. eğer konulara objektif bir bakış açısından bakılırsa türk halkının en büyük sorununun ne olduğu ortaya çıkacaktır.
(bkz: eğitim şart)
- bu tür konuşmaların yaygınlığından da anlaşılacağı gibi ya milli eğitim istediğini yine yapamamaktadır ya da ırkçı yetiştirmek gibi bir amacı yoktur. hepimiz bu sistemin tezgahında düzülmekteyiz sonuçta ve tamamıyla ırkçı manasına alabileceğimiz kişiler azınlıktadırlar öğrenci kitlelerinde genelde.
- edebiyat, milli güvenlik, genel türk tarihi, tarih, sosyal bilgiler vs... bilimum dersin olumsuz etkisinin görmezden gelinemeyeceği sistemdir.
bir de ekleyelim, ilk ve orta öğrenimde, bir öğrencinin aldığı derslerin toplam saati, 32-33 saati geçmez, anadolu-fen liseleri hariç.
- 1930ların avrupa'sındaki eğitim sistemini kullanmamızın sonucudur, bir de bu eğitim sistemine yapılacak ufak bir değişikliği bile atatürk düşmanlığı bilip buna engel olanlardadır sorun.
(bkz: @1504743)
- sonuçlarını hergün her alanda görebileceğiniz eğitim sistemi. o kadar baskındır ki, isteseniz de istemeseniz de kendinizde de etkilerini görürüsünüz. sonuçları arasında sinan aygün gibi kişilerin popüler olmasından başlayıp, annelerin 20 yaşlarındaki çocuklarının ölümlerinin ardından gıkını bile çıkartmamasına kadar toplumdaki her türlü olayda görebilirisniz. bilim adamlarının, bir annnenin çocuğunun ölümünün ardından çocuğunu öldürenler kadar, çocuğunu oralara göndernlere hiç ses çıkartmamasını incelemesi gerekir.
- avrupada ve amerikada yapılan saçmalıklardan habersiz bünyelerin söylemi. türk eğitimde eksikler var ama aşırı ırkcılık yoktur eğer öyle olsaydı bu durumdan şikayetçi olanların kendi ırkından haberi bile olmaz asimile edilmiş halde olurlardı. gidin almanyaya üçüncü nesil türklerin bir çoğu doğru dürüst türkçe bile bilmez almanlaşmışlardır. şimdi bir çok kişi ben kürdüm , lazım , çerkezim diyor kendi dillerini konuşabiliyor ama nedense son zamanlarda türküm diyemiyoruz nedeni ırkçı olmakla suçlanacağımız için vay halimize.
- aşırı ırkçılaştırmadan ziyade asimile edici eğitim sistemidir. türkiye'de (ve önceki devlette) ırkçılık sadece bazı iktidarlar seviyesinde uygulanmış, geniş halk tabanınca asla kabul görmemiştir. ama zaten kabul görse de görmesede iktidarlar bildiklerini okuduklarından halk da koyun misali ona öğretilen herşeyi kabul edip yaşamına sorgusuz sualsiz devam etmiştir, bu günlere gelmiştir.
asimile edici eğitim sisteminden kasıt, türkiye ve tarihi, üzerinde yaşayan halklar, onların kültürleri, varlıkları, adetleri, kısacası onlarla ilgili herşeyin yok sayılmasından ibarettir. bir şeyi yoketmek için illa öldürmek, soyunu kurutmak gerekmiyor. yok sayarsınız, okutulan tarihten silersiniz, hakkında yorum ve yazıyı, konuşmayı yasaklarsınız, ardından bir bakmışsınız ki 1-2 nesil sonra o şey unutulmuş bile. unutulmak zaten yokolmak değil midir? bir de balık hafızasıyla nam salmış bir milleti yönetiyorsanız, işiniz çok basitleşiyor.
mesela o yüzden üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen ''ermeni soykırımı'' hakkında hiç ama hiçbirşey bilmeyen bir milletiz, ermenilerin bir zamanlar hiç de azınlık sayılmayacak kadar ciddi bir nüfusla bu ülkede bizle beraber yaşadığını da bilmiyoruz. bütün cumhuriyet tarihimiz boyunca ermeni arkadaşlarımızın çocuklarına her sabah ''türküm doğruyum' dedirtmek, kürt vatandaşımıza ''sen dağ türküsün'' demek, dillerini kabul etmemek, 1 milyonu aşkın rum vatandaşın mübadeleyle yunanistan'a postalandığını unutturmak, bütün bu yoksaymaya örnek değil mi? sevr anlaşması derslerde anlatılırken o ünlü ''parçalanmış türkiye cumhuriyeti'' haritası yıllarca gözümüze sokulmadı mı? sevr'in sanki multinasyonal osmanlı'yı değil, üniter türkiye'yi parçalamak istemiş havasına sokarak yıllarca bütün nesilleri bu paranoya ile bütün dış dünyaya düşman etmediler mi? 600 yıllık osmanlı emperyalizminden diğer bütün halklar gibi çekmiş türk halkını, ingiliz emperyalizmi yemiş bitirmiş gibi göstermedi mi bu eğitim sistemi?
bugün insanlar yeni yeni etnik kökenlerini hatırlıyor, konuşabiliyorsa, yeni yeni bayramlarını özel günlerini kutlayabiliyorlarsa, bu eğitim sisteminin asimilasyon işini çok iyi yaptığını gösteriyor malesef.
- yanlış bir önermedir çünkü hitlervari tekniklerle türk ırkçısı yetiştirmek gibi altyapısal ve kadrosal bir sistematiği, merkezi ve planlanmış bir kurgulaması yoktur diyecektim ki yazılan bazı girileri okuyuca vaz geçer gibi oldum. bazılarımız gerçekten eğitim sistemi bunu amaçlamasa da ırkçı olmuşlar bile. hatta bunu kabul ediyorlar.
türk eğitim sistemi ırkçılaştırmaktan ziyade tektipleştiricidir. belki tüm eğitim sistemlerinin de bu amacı vardır diyebiliriz. ama türkiyedekinin avrupadakinden farkı bireyi birey olarak değil, vatandaş, türk, müslüman, atatürkçü, cumhuriyetçi kavramlarının parçası olarak görmesidir. bizler büyük grupların içinde birbirine benzer birer koyun gibi yetiştirildik ve tek tek koyunların değil büyük grubun önemli olduğunu öğrendik. avrupadaki eğitim sistemi ise bireyden yola çıkarak bir kültür ve toplum modeli yaratıyor. bizdeki sistem mao çinine benziyor daha çok. tek tip üniformadan tutun da tek tip sınıflar, tek tip büstler, tek tip bahçeler, tablolar, renksizlik, görünüş kuralları, davranış modları, andlar, marşlar, kitap okumadan yapılan edebiyat dersleri, ezbere dayanan tarih anlayışı ve deneme-yanılmanın değil de teorilerin ezberletildiği fen bilimleri. bunlara sınav odaklı eğitimi de ekleyin. bu sistem türk ırkçısı bile olamayacak kadar kötü ve sığ. olsa olsa bu sistemden birbirinin aynı koyunlar çıkar. gerektiğinde asker, memur, kapıcı, anne-baba, işçi ve işsiz yapılabilmek için.
başa dönersek arada ırkçılar da çıkıyor tabii bu sistemlerden. ırkçıların yeşermesi için de bulunmaz bir ortam aslında. çünkü onlar bu sistemin anti-tezi değiller. onlardan zarar gelmez. bu sistemin anti-tezi kürtler, aleviler, gayler, uzun saçlı küpeli erkekler, feminist kadınlar, rock dinleyenler, saçını pembeye boyatanlar ve nadiren bazı müslümanlar. bizim eğitim sistemimizin neferleri, ben senden farklıyım diyenlerden nefret ediyor, tüyleri diken diken oluyor, hemen tüm olası gücüyle alarma geçip saldırmaya başlıyor öteki olana. üstelik bunu işgüzar bir şekilde yapıyor. yani öğretmen bu totaliter yapının bekçisi oluyor ve uzun saçlı öğrenciye vurabiliyor. ondan gerçekten nefret ediyor. bunun illa ki türk ırkçısı olmakla ilgisi yok. bunlara göre tehdit her yanda, her sınıfta, etnik grupta, yaşta, sınır ötesinde hatta. bu da gösteriyor ki bizim eğitim sistemimizin dehşet verici başarısı onu içselleştiren kendini vatana hizmet etmeye adamış ve akıl sağlığını kaybetmiş asker ruhlu şarlatanlardan oluşmasıdır. onların öğrencilerinin bir kısmı da bu sistemi devam ettirecektir birileri yeter demedikçe.
şöyle de bir yorum yapılmış benzer bir konuda:
http://www.radikal.com.tr/...(brisseis, 05.05.2008 19:26 ~ 07.05.2008 21:57)
- her sabah türküm demenin zor geldiği tiplerin,yunanlıları denize döktük demenin ırkçılık olduğunu söyleyenlerin,bu millete zamanında yapılanların anlatılmasında sakınca görenlerin söylediği bir eğitim sistemi şekli imiş.
merak ediyorum yunanlıları denize döktük yerine ne demelilerdi?yunan ordusu yollarını şaşırdığı için ülkemizi yanlışlıkla işgal etmiştir,bizde kibarca onları deniz vasıtasıyla evlerine yolladık mı denmeli?
eğitim sistemindeki tonla yanlışlar varken bu tip işlerle uğraşmak çok saçmadır. hele ki 1.sınıftan itibaren vatandaşlarının beyinlerine ırkçılığın dik alasını aşılayan ülkeler var iken..
(bkz: ermenistan)
- (bkz: her yanlışa başka ülkelerden örnek vermek)
- ilkokuldaki beyin yıkamasıyla baş gösterendir. bilmiyorum hala var mı da, bizim zamanımızda türkün özellikleri diye bir şey öğretilirdi: hoşgörülüdür, konukseverdir falan filan... zaman geçtikçe daha iyi anlıyorum ne kadar saçma olduklarını. sonuçta türk dediklerinden biri değil midir barış gelinini öldüren?
başka pek çok örnek bulunabilir idealleştirilmiş türk kalıbının aslında kolpa olduğuna. türklerin geçmişte karşılaştığı zorlukları nasıl yendiklerinin anlatılmasına falan lafım yok, sonuçta tüm dünyada hakim milliyetçilik, belirli bir soydan gelmeyen amerikalılarda bile. ancak kolpalamak, olmadığımız birileriymişiz gibi düşünmek bize pek bir şey kazandırmaz, yapmamız gereken ne kadar çok çalışma olduğunu unutturur daha çok. kaldı ki herkes türktür ve türkün türk dışındaki dostu dünyanın diğer taraflarında yaşayan türklerdir anlayışlarıyla eğitim verenler olduğundan da nerdeyse eminim...
ama o kadar da az değildir seçim şansınız: türk eğitim sisteminde orta öğretime gelince önünüzde iki kulvar açılır: ya aşırı ırkçılaşmak, ya da ırkından aşırı derecede fazla uzaklaşmak.
- o 'ırkçı' denilen türk eğitim sisteminden geçmiş onlarcasının bugün meydanlarda "özgürlük" adı altında ne istediklerini kendileri bile bilmeden bağırdığını gördükçe, sanırım yeterince ırkçı değilmiş after all.
- lisede edebiyat derslerinde ''milli edebiyat'' kisvesi altında aşılanan ırkçı düşüncelerin bir parçasını oluşturduğu eğitim sistemi hengamesi.
sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
şimdi arif nihat asya'nın, türk dili ve edebiyatı-milli edebiyat konusunda yukarıda geçen dizelerinin edebiyat ile, sanat ile olan alakasını biri açıklayabilir mi? böyle bir ırkçılık, böyle bir körü körüne bağlanma... ve siz çıkıp buna sanat diyeceksiniz! haydi oradan!
periyodik olarak öğretmenlerin dediği gibi, edebi yazıların insanları çok etkilediği söylenirken, bu şiirin gençlerimiz üzerindeki etkisi nasıl göz ardı edilebiliyor? sorarım ben yetkiliye!
bu yine ufak bir örnek. tez yapılası.
|