yaşama isteğini sıfırlayan bir olay. dünyaya elveda deyip gidesin gelir.
ama aşkta kaybetmek de vardır, kazanmak da. önemli olan açılmaktır.
aşık olunan kişiye açılmayıp hep umut beklemektense, bu daha iyidir. acı çektirir, içinize oturur ama olgunlaştırır.
hiç açılmayıp insanın acaba? düşüncesi ile beynini kemirmesinden iyidir. umut yoktur. unutulmaya çalışılır. öbür türlü aha bana baktı aha gülümsedi gibi ufak şeyleri bu kız bana aşık mı acaba diye düşünene kadar ya da ufak bi durumda yok ya bu kız bana bakmaz ühü söylemlerinden daha hayırlıdır. hayat devam eder.
aşık olunan kişiye açılma evresinin zorluğu ele alındığında mutlaktır ki reddedilmek oldukça koyacaktır aşkın verdiği o şapşallığı da üzerinde taşımakta olan insana. ne yazık ki genelde aşık olunan kişiye açılmak eylemi genellikle reddedilmekle biter. ne yazıktır ki aşkın karşılıklı olduğu nadir görülen bir olaydır. yine de aşık olduğunu bir insana söylemek kişi için sonucu ne olursa olsun çok harika bir histir.
dünyanın sonu değildir. fazla kafaya takılmasına gerek olmayan bir hadisedir. zira bir süre sonra dönüp de yaşananlara bakıldığında kimsenin vazgeçilmez olmadığı ayan beyan ortada olur.
hep yüzleşmekten kaçtığın için ertelediğin şeyle bir an karşı karşıya gelmek.. o an çok koyar belki sonra yavaş yavaş geçer ama güçlendirir, deneyim katar insana..rahatlarsın en azından belirsizliklerden kurtulursun..
hoşlanılan kıza öss den 1 buçuk ay önce açılıyorsanız kaçınılmaz hale gelen olay..zaten sonraki haftadan itibaren tüm son sınıflar raporlu olacaktır..ne olacaksa olsun denir gidilir konuşulur..beklendiği üzre kızdan "öss ye yoğunlaşmak lazım" cevabı alınır.." oh be rahatladım, tecrübe oldu vs.." gibi haklı teselliler eşliğinde o akşam kafaları çeker, ertesi günden itibaren de öss ye yoğunlaşırsınız..
düşünmesi bile insanın midesinin seri sancılarla kıvranmasına yeter. suratında yediği mandalinanın acı çıkması gibi bir ifadenin oluşması için kafidir. hele bide bu olay öncesi hat safhada olan çekingenlik ani bir kararla yıkılıp karşıdakine ani bir kararla açılmışsa kişi bundan sonraki hayatına uzun bir süre pasif biri olarak devam edecektir.
öncelikle şuna dikkat edelimki kişi aşık olma raddesine geldiyse zaten oldukça ileriki bir boyuttadır.ayrangönüllü insanları kategori dışı bırakarak bu tesbiti yapalım tabi.siz zaten karşınızdaki insana aşık olma seviyesindeyseniz ona açılıp reddedilebilme korkusunu çok da fazla yaşamıyorsunuzdur.aşık olcak kadar benimseyip inandığınız bir insanın az çok verebilceği tepkileri tartabilcek durumda olursunuz.dolayısıyla reddedilme çok da akla gelen bişe olmaz sizin için.ama reddedildiğinizde yaşadığınız hayal kırıklığının tarifi gerçekten de mümkün olmaz.hayata olan inancınızı yitirebilir insan ırkından soğumaya başlarsınız.en önemlisi de akıllanırsınız.
sözün özü şudurki:reddedilebilceğini düşünen insan kolay kolay aşık olamaz.o dediğiniz hoşlanmadır.dürtüdür.ama aşk değildir
(pollyanna modu açık)
iyi bir şeydir.
aylarca içinizde tuttuğunuz duyguyu dışa vurmanın ileride hayatınıza ne kadar etki edeceğini bilmiyorsunuzdur. o yüzden; onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyip, kalbinizin derinliklerindeki saltanatından bahsedip, titreyen sesinizle duygularınızı ifade etmenin güzel bir şey olduğunu bilmelisiniz. kabul etmemesi tamamiyle karşınızdaki insanın kaybıdır. elinizi sallasanız ellisidir. önünüzdeki maçlara bakacaksınızdır.
(pollyanna modu kapalı)
...
bühühühühühü
bunun bir de "aşık olunan kişiye açılmadan reddedilmek" versiyonu vardır ki daha bir koyar adama.karşı tarafın her türlü hal ve hareketleriyle sizi istemediğini ve bu işin olamayacağını göstermesine rağmen, aşık insanın istenmediğini anlamak ve görmek istemediği o öküz mizacı nedeniyle, siz yine de ısrar ve inatla bir ışık ararsınız,iletişimi koparmak istemezsiniz ama kötü sonu da hisettiğinizden bir türlü olduğu gibi duygularınızı söyleyemezsiniz. böylece hem gün be gün umutlanarak büyüttüğünüz duygularınız içinizde kalır, hem kendinizi doğru dürüst ifade edememin ezikliğini yaşarsınız ömür boyu, hem de battı balık yan gider misali maşukun üstüne daha bir çullanıp iyiyce itici konuma gelirsiniz. o yüzden, içinizde kalıp duygularınız bir yerinizde patlayacağına, bence dışa vurup yüzünüzde patlasın daha iyidir her halükarda.
hayatta insanı sıkıntıya sürükleyen şeylerden biri belirsizliktir.aklınızda "beni seviyor mu sevmiyor mu ?"tarzı sorularla boğuşmaktansa kıza açılıp reddedilmek daha iyidir.hiç değilse artık ortada bir kesinlik vardır ve bundan sonra ona göre hareket edersiniz.
güzel bir haziran sabahı, ya da temmuz tam hatırlamıyorum.okulun banklarından birinde onu beklemek yandaki kediyle oynarken.ardından sevilen insanın gelmesi ve taksime doğru yola çıkış.akşam 19:00 a kadar konuya girememek, konuya girdiğinde ise sevdiğin insanın boş sigara kutusunu lime lime edip küçük parçalara ayırmak heyecandan.reddedilmek ve dostluk.gümüşsuyundan karaköye doğru birlikte yürümek, konuşmak, rahatlamak, burkulmak...
çok koyan bir durumdur. gerçekten aşk ise insan ne yapçağını şaşırır kendine "nasıl beğenir lan beni" diye sorar ya da umut yok bundan diyerek unutmaya çalışır. genelde insanlar unutmaya çalışırlar ama kendini değiştirenler de olmuyo değil. sonuçta tekel kazanır.