1. -karınca ortalama yükseltmek için çok çalışır, ağustos böceği ise kopya çeker ama karıncadan daha yüksek not alır
    -karınca zevk için çalışır, ağustos böceği yaz okuluna kalmamak için.
    -karıncanın okunaklı ders notları vardır, ağustos böceğinin okunaklı fotokopileri.
    -karıncanın porno cdlerini saklamak için gizli yerleri vardır, ağustos böceğinin pornoları diğer cdlerin yanındadır.
    - karınca saclarını berbere kestirir, ağustoböceği rasta yaptırır.
  2. karınca kapitalist düzenin dayattığı "çalış ulan çalış, bana artı değer üret" denilen proleter modelidir. ağustos böceği ise yaz sıcağında gölgede dinlenmek, saz çalıp eğlenmek gibi haklarını kullanan insanı temsil eder. bu noktada karınca köledir, ağustos böceği de canım, cananımdır. la fontaine ise kendini kapitalizme hizmete adamış bir ipnedir. o kadar.
  3. hayata bakış açıları ve buna bağlı olarak hayattan farklı beklentileri vardır. ayrı dünyalarının insanları olmalarına rağmen hayat bu belli olmaz kader birgün ağlarını onlar için örebilir ve karınca ağustos böceğine tutkulu bir aşkla bağlanabilir. aralarındaki tüm entrikalı ve fırtınalı ilişkiye rağmen birbirlerine ulaşmak için farklılıklardan oluşmuş uçurumu bir türlü aşamayabilirler. karınca tüm çalışma ve özverisine rağmen bu ilişkide zafer elde edemezse yıkar dağitır kendini alkole verir. karınca o eski bildiğimiz karınca değildir artık... evet sanırım açıklamanın vakti geldi. onlar sadece iki akıllı haylaz arkadaş değildi. biz sadece dostuz olayını yaşayamadan biten büyük bir aşktı onlarınki..
    (bkz: olaya magazinsel bir bakış açısı kazandırmak)
    (bkz: televizyonun sakıncaları)
  4. takım farkı vardır.
    karıncalar, böcekler sınıfının zar kanatlılar* takımına mensup iken ağustos böcekleri yarım kanatlılar* takımına mensuptur.
  5. ağustos böceği bir aylık yaşamı boyunca soyunu devam ettirebilmek için canını çıkarıncaya kadar cırlar, karınca kolonisine taşımaktan zevk alıp almadığını merak ettiğim çer çöp götürür, geri döner yine götürür. insanlar da yalnız bir hayat sürüp zaten kışa kalamayan caanım ağustos böceğini tembel, zaten cüssesinin bilmemkaç katını hoop diye kaldırma özelliğiyle doğan karıncaya çalışkan der; ağustos böceği ölünce temiz bir "oooh olsun, aman da yan yağlarım eridi!" çeker, bu sırada masalın kışın keyif yapan karıncası da muhtemelen ölmüştür ama saygıyla anılır. hatta öyle ki karınca tv koltuğunda gazete okuyan aile babasıydı masal kitabından hatırlarım, ağustos böceği de dalgacı ve çalgıcı. hadi ordan, hadi! çocukları küçükken kandırıyorsunuz, sonra böyle asabi bireyler yetişince de, aman efendim gençlik pek fena! mazeretim var ulan!
  6. bir ağustos böceğinin çıkardığı sesi 1000 karınca bir araya gelse çıkaramaz. ağustos böceğinin de rahatlığı buradan gelmektedir zaten. bende bu ses varken, nasıl olsa aç kalmam diye düşündüğü için yazın çalışmayıp, yan gelip yatmaktadır.
  7. ağustos böceği piçtir.her gün farklı bi kızla uyanır.
    karınca ise makina fakültesinde sürünür.sakal bırakır,tişörtün üstüne gömlek giyip önünü açarak gezer.bekaretini ya eşine ya da geneleve saklar.