belki ilginizi çeker
  1. · beni koyup gitme ne olursun
  2. · benikoyupgitmeneolursun
  3. · beni koyup gitme ne olursun
  4. · insanı derinden etkileyen şiirler
gündem
  1. · ezel
  2. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  3. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  4. · cehennemin girişinde yazan söz
  5. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · mutluluk veren küçük şeyler
  8. · muğla
  9. · bu kaç

ağustos çıkmazı  

  1. güzel bir attilâ ilhan şiiri:

    beni koyup koyup gitme
    ne olursun
    durduğun yerde dur
    kendini martılarla bir tutma
    senin kanatların yok
    düşersin yorulursun
    beni koyup koyup gitme
    ne olursun

    bir deniz kıyısında otur
    gemiler sensiz gitsin bırak
    herkes gibi yaşasana sen
    işine gücüne baksana
    evlenirsin çocuğun olur
    sonun kötüye varacak
    beni koyup koyup gitme
    ne olursun

    elimi tutuyorlar ayağımı
    yetişemiyorum ardından
    hevesim olsa param olmuyor
    param olsa hevesim
    yaptıklarını affettim
    seninle gelemeyeceğim attilâ ilhan
    beni koyup koyup gitme
    ne olursun
    (van den budenmayer, 06.09.2006 15:28)
  2. bir "insan"ın iç muhasebesi.

    cemil meriç'i henüz ortaokul sıralarında okuyanlardan birisi olarak, henüz 13 yaşımdayken bir "geç kalmış muhasebe" edesim gelmişti. neyin muhasebesi a çocuk? diyeceklerle kavgalıydım. maalesef "yaptıklarımı affedemiyordum". ne yapmıştın a çocuk? bilmiyordum.

    heveslerim parayla satın alınıyordu herkes kadar ama o kadar çok paraya da gerek yoktu bir çocuğun heveslerini gidermek için. her daim "sonum kötüye varacak" diyordum. oysa kalıbıma dökülen her neyse, bir türlü "kötü" olamıyordum. kavga ettiğim, yumruk indirdiğim çocukların ardından ağlıyordum. canı yanmış mıdır? benim canımdan çok yanmamıştır canları... "kötü" olamıyordum.

    daha o zamandan "herkes gibi yaşayamazsın sen" demiştim kendime. "işime gücüme bakamam" sadece. bir şeyler yapmalıyım, bağırmalı çağırmalıyım. bir şeyler söylemeliyim. dershane yolunda bir arkadaşa demiştim: "parasında pulunda değilim, herkesçe tanınmak istiyorum. insanlara söyleyeceklerim var." hey gidi hey, ne söyleyeceksem o zamanlar?

    "kendimi martılarla bir tutuyordum" yani. "kanatlarım yoktu" ama uçuyordum. çocukluğuma aldırmayıp, beni sokağa salmıştı ailem. gittikçe artan baş ağrılarım ve stresten halden hale girmiş bedenim yüzünden artık karışmıyorlardı. geceleri özgürdüm. çıkıyor geziyordum sokakları boşalmış şehirde. karanlığın en koyu olduğu yerlerde, olmamış sevgililerin pencerelerine bakarken yakalıyordum kendimi.

    "bir deniz kıyısı" değildi şehrim. ve şehirden ayrılan her otobüste ben de olmak istiyordum. bir türlü duramıyordum yerimde... "i'm a stranger in this town" diye söyleyen şarkıyla tanışmıştım. geceleri karanlık sokaklarda damardan yoğun müzik alıyordum ve eve gelirken asansörde gözyaşlarımı siliyordum. "geç kalmış muhasebem" gün geçtikçe uzuyor ve ben bir türlü duramıyordum. her gece kendimi paralıyordum.

    ağustos'tu, çıkmaz'daydım. şair kadar şairane ifade edemesem de, kendimce bir buhrandaydım. şimdi bu şiiri defalarca okurken, dinlerken... yaşlanınca kendimle barışacağıma dair bir ihtimal beliriyor zihnimde ve seviniyorum. "yaptıklarımı affedeceğim" gibilerinden. ama "seninle gelmeyeceğim"... demiş ya şair. ben nereye kiminle gideceğim? bilmiyorum...
    (şiirbaz, 22.12.2007 10:28)
  3. yaşar'ın söylediği bir şarkıdır aynı zamanda.
    (splendor, 05.05.2009 22:16)
  4. (uykulu, 16.07.2009 20:32)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil