kafe formunda, en acıklı müziklerden birisidir. seveni, bileni çoktur; bilip de sevmeyeni de yoktur. "ağlatan kafe" daha doğru olan ismidir.
son zamanlarda, nerden buldukları bilinmez, birkaç kendini bilmez tarafından pkk propagandası için hazırlanan kliplerde bu müziğin samer sami tarafından yorumlanmış hali fon müziği olarak kullanılmış. türkiye çerkes diyasporasından ve hatta dünya diyasporasından bir çok kimsenin tepki gösterdiği olayın bir tesadüf eseri olmadığı elbetteki ortada. ancak konunun bizimle uzaktan yakından bir alakasının bulunmadığını herkesin bilmesi gerek.
neden kendi öz müzikleri değil de çerkes müziği? art niyetleri ortada. yazık.
video bir ara kaldırtılmıştı ama yeniden konmuş sanıyorum.
farklı versiyonları mevcuttur. türkiye çerkes diyasporasından olan hatay/ reyhanlılı abzekh- psıblen* faruk kanşat'ın adı, bu kafe'nin bir versiyonununun bestecisi olarak geçer. ama temelde ağlatan kafe anonimdir ve kafenin adı da esasında "ağlatan kafe" dir ("ghıra kafe" ya da "kafe ghagh" olarak çerkes dillerinde kullanılır. tercümesi de "ağlatan kafe" şeklindedir.). dinleyeni hüzne boyaması sebebiyle zannediyorum bu adı almıştır.
"kafe" kelimesi "a" uzatılarak telaffuz edilir.
not: psıblen sülalesi pşınawuesi (akordeon ustası/ virtüözü) bol bir sülaledir. genetiklerinde mi var bilmiyorum ama, türkiye çerkes diyasporasının en usta pşınawuelerinin bir kaçı psıblendir. belirtmeden geçemedim.
bir çoban varmış kafkaslarda bir köyde.çok güzel mızıka çalarmş o kadar güzel çalarmışki köydeki bütün düğünler onun mızıka çalışıyla şenlenir daha bi güzelleşirmiş.bu çobanın birde sevdiği kız varmış köyde.kızda onu seviyormuş.ama kaç kere istemişsede vermemiş babası kızını ona.birgün yine köyde bi düğün varmış haber göndermişler çobana mızıkanı al gel!almış mızıkasını gelmiş düğüne.bide ne görsün düğün sevdiği kızın düğünü ve orda yüreğinin hüznüyle yeni ve çok duygulu bişey çalmış ismi;ağlatan kafe.
sebepsiz yere içme isteği getirecek kadar hüzünlü, her şey anlamsızlaşmışken bile dinlenildiğinde anlamlandırılmadık şey bırakmayan, müzikten zerre anlamayan arkadaşımın bile ''hele bi daha açsana uşak'' dediği müthiş melodi. sürekli aklın arka planında, fon müziği gibi başa sarar durur saatlerce.
az önce çerkes sevdiceğini sömestr tatili yüzünden memleketine gitsin diye trene bindirip, eve gelir gelmez de açılan müzikse, insanda birkaç doz uyku ilacı atıp 21 gün sonra kalkma isteği yaratacak kadar kuvvetli depresiflik depreştiren.
(bkz: çok dertliyim be sözlük)
asıl ismi ''ağlatan khafe'' olan, insanı en mutlu anında bile hüzünlendiren, alıp çok uzaklara götüren, melodisine aşık olduğum müziğim. sadece akordeondan dinlemenin tadı da başkadır.
sevdiği kızın düğününde mızıka çalması istenen bir çoban tarafından doğaçlama ortaya çıktığı anlatılıyor hep. böylesine güçlü bir hüznün başka türlü ortaya çıkmasına olanak yok zaten. çocukluğumdan beri, gittiğim bir sürü düğünde annem tarafından çalınmasına şahit oldukça [akordeonla tabi] bağımlısı oldum ben de sanırım. araba kullanırken, kafa dinlemek istediğinde, insanlardan sıkıldığında...
daha önce de söylenmiş gerçi: hüznün müziği. çok acayip bir şey.