insan en çok çaresizken ağlar.elinden hiçbirşey gelmiyorsa, birilerine yakaramıyorsan bile, kendi haline acıyorsan, acı çekiyorsan, daha kötüsü olamaz diyorsan, düşüncelerinden uyuyamıyorsan ağlamak en rahatlatıcı şeydir. hem böylece ağlarken sızıp uykuya dalma ihtimalin de vardır.yorganın altına sinersin, sesinin duyulmamasını istersin, yastığının yavaş yavaş ıslandığını farkedersin.ağlamaya devam ettikçe başının ağrısı artar, midenin sancısı başlar, iyice acı çekersin. yüzünü yıkamaya gidersin ama aynada kırmızı gözlerini, morarmış gözaltlarını, dağılmış saçlarını, kurumuş dudaklarını görünce daha da acırsın kendine. belki de kendine acımak istediğinden ağlarsın bu kadar. birilerinin gelip sana ilgi göstermesi için, dünyada varolduğunu, yaşadığını sana hissettirmesi için ağlarsın. sonra kimse gelmez.ve sen daha çok ağlarsın.
genellikle keder veya mutluluk üzerine gerçekleştirilse de yapılması için her zaman bir sebep gerekmeyen ama sonucunda kısa süreli de olsa rahatlama ve huzura erişme garantisi olan her bünyeye gerekli eylem.
göz yaşların dökülmesi. aslında her göz yaşarması ağlamak değildir. soğan doğrarken de, göze toz kaçtığında da göz yaşarır. ayırıcı özelliği aynı zamanda yüreğin de buruk olması, yüzün değişik haller almasıdır kanımca. sanılanın aksine ağlamak kötü bişey değildir. onun öncesi kötüdür ve en iyi ilacı ağlamaktır. 'ağlamanın stresi azalttığı' bilimsel dayanak da bulmuş:
gözyaşları beyne gelen bir uyarıyla dökülüyor. bunun üzerine beyin hemen daha fazla gözyaşı üretmek için harekete geçerken gözyaşında sakinleştirici ve acı dindirici bir çok madde bulunuyor. üzüntü, kızgınlık ve kıskanma anında, vücuda zararlı birçok protein serbest bırakılıyor; ağlamakla bu zararlı maddeler de atılıyor.ağlamaktan kaçınan kişiler sık sık baş ağrısı, migren, sindirim bozuklukları, hatta kalp rahatsızlıkları gibi sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyor. ayrıca kadınların erkeklere oranla daha kolay ağladıkları tezi de bilimsel bir gerçek. ancak bunun sorumlusu, kızlarda ergenlik çağında artan prolaktin hormonu
bazen öyle sıkılır ki içiniz kendinize bile tarif edemezsiniz,bir açıklamanız da yoktur nedenine dair..sadece ağlamak istersiniz ama gözyaşları çıkmaz bir türlü yerlerinden..sonra en alakasız bir yerde en alakasız bir şeyi yaparken *** başlarsınız hıçkıra hıçkıra ağlamaya..bazen kısa bir nobettir,bazen yarım saat sürer..tek iyi yanı ise sonuçta rahatlarsınız az da olsa..
hiç olmadık bir an da hiç olmadık bir yerde dökülüverir gözyaşlarınız.bazen mutluluk gözyaşları diye adlandırırız onları.duygularımızı kelimelerle ifade edemediğimiz zamanlada yanımızdadır hep...
(bkz: ağlamak güzeldir)
önce burnunuz sızlar ince ince, istemsiz bir şekilde dudağınız bükülür, gözler dolar... dolar... sonra taşar. gözyaşları hafifçe süzülür yanaklardan aşağı doğru. belki bir yol bulur da dudağınıza ulaşır. emer o azcık tuzlu tadını alırsınız. bir yandan da burnunuz dolar akmaya başlar. gözyaşıyla garip bir bileşim oluşturur. ses çıkarmamaya çalışıyorsanız derin derin ve hızlı hızlı nefes almak zorundasınızdır. yoksa garip bir hıçkırık tüm çabanızı boşa çıkarır. yok eğer özgürseniz dilediğiniz gibi ses çıkararak rahatlamak kolaylaşır. bu arada gözler kıpkırmızı olur. belli bir dönem sonra sakinleşir ve büyük bir ihtimalle uyursunuz.
ağlamak
unutmak kadar kolaydır inan
sevin ağlayabiliyorsan
sevin ağlıyorsan
gül ağlayabiliyorum diye
gül ağlıyorum ağlıyorum diye
sana birşey yapamam
ağlayamıyorsan
sevincinde , kederinde her duygunun taştığı anlarda göz pınarların da göz yaşlarının sığmadığı anlarsın yavaş yavaş süzülür aşağıya doğru.
kimse anlayamaz çoğu zaman benim neden bu kadar çok göz yaşımın aktığını...
bazen geçmişi size anımsatan bir şarkıda,bazen soluk bir fotorafa bakarken, içinizde var olan o kocaman boşlukta kayıp olduğunuzda ve o boşluğu hiçbir zaman dolduramayacağınız hissettiğiniz yalnız bir gecede çaresizliğinize,özlem duyduğunuz masumiyete ağlarsınız...
duramamak vardır bir de.konuşurken hıçkırılır.baba bağırır.bağırdıkça o hıçkırıkların arasında kin tükürülür sözlerle...son sigara yakılır bir öncekinden daha son olmak üzere.duramazsın.nefesler hızlanır.sonra tehlike geçer.gözyaşları geçmez.kramptan kurtulmuş gibi gevşer vücut.yavaşça ve sakin akar denizin suyuna hasret damlalar.susarsın.durursun...
(bkz: o kadar yazamamak ki en sonunda kendini yazmak)
bir şey gördüğünde veya duyduğunda, durup dururken, otobüs, dolmuş, market, yol ortası dinlemeden istemsiz bir şekilde gerçekleştiğinde boku çıkan eylem..