yürek yakan, içte yeni pencereler açan şarkı.
film için daha güzel bir şarkı yazılamazdı. filmi ve filmdeki sevdayı hiçbir şarkı böylesine eksiksiz anlatamazdı.
yüreğin sevme kapasitesini arttıran bir şarkı, dinledikçe ve ağladıkça yürek genişleyecek sanki. daha çok acıyacak; ama sevmeye de daha çok yer olacak.
acıyı sevmek, "
acılara tutunmak" gibi bir alt metni var sanki şarkının. bir yerlerde duyum eşiği farklı insanlar var, bizim duyamadıklarımızı bilen, göremediklerimizin farkında olan, hissedemediklerimizi özümseyen... işte o özel insanlar başka türlü seviyor bizden.
sabahattin ali'nin
raif efendi'si, "
yeni hayat"'ın canan sevdalısı ya da "
duvara karşı"'nın cahit'i gibi...
bize de sunuyor olmalı hayat bu fırsatı; ama ya göremeyecek kadar meşgulüz ya da içine dalamayacak kadar hesaplı...
hande altaylı'nın romanında bir karakter, "ben mutsuz olmamayı seçtim, mutluluğun peşinde koşmadım. mutluluğu arıyorsan, mutsuzluğu da peşin peşin kabul edeceksin." kabilinden bir şeyler söylüyordu. şarkılar, filmler, romanlar hep mutluğu arayarak, mutsuzluğa pervasızca dalanları anlatıyor ve o yüzden -yani bu pervasızların soyunun tükenmekte olması yüzünden- klasikler (klasikleşecek eserler) giderek azalıyor, "devir değişti" dediğimiz şey bu olsa gerek.