ağıt 

adana çık aradan

  1. 1991 tarihli yansımalar'ın "yansımalar" adlı albümünden bir parça...
    (van den budenmayer, 15.06.2006 02:01)


  2. yedi karanfil serisinin yedincisinde, okan bayülgen tarafından boran kaya için yazılan ve seslendirilen duygusal şiir.

    oğlum;
    sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
    bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
    tabii bundan haberin yok senin
    kronometreye erken bastığın için
    beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
    bizi bırakıp gittiğin yerde
    eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın

    ama dur!

    sen hatırlıyor musun beni?
    peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
    ben yirmiydim tanıştığımızda
    sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul'da
    sonra sen kaş'ta öldün
    o akşam aynı anda geldik antalya'ya
    sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
    ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
    sen iyi ki görmedin beni

    yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi

    olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
    öyle olurdu yine
    gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
    hani sahnede olduğu gibi.
    sen ağlarken bakamazdım sana
    sinirimi bozardın, gülerdim
    çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
    öyle çok şikayet ederdin ki
    sonunda sıkılır gülerdim
    sonra sen de sıkılırdın kendinden
    başkası gibi olmak isterdin
    mutlu olan bir başkası gibi
    dert etmeyen biri
    hani, benim gibi biri

    birşey diyeyim mi sana oğlum?
    şimdi dönsen buralara
    ne gidilecek bir yol
    ne uğruna ölünecek bir kadın
    herneyse...
    ama kadınları çok dert ederdin sen
    ama onlar seni severdi oğlum
    ama sen çok ağlardın onlar için
    sevemezdin kendini bir türlü
    onlar seni çok sevse de
    senin gibi olmak istemezdim o zaman

    daha çok sevin beni!
    daha çok gülün bana!
    beni daha çok isteyin!
    daha çok!
    ama seni en çok ben...

    birşey diyeyim mi sana oğlum?
    şimdi dönsen buralara
    ne gidilecek bir yol
    ne uğruna ölünecek bir kadın
    ne de sabaha kadar konuşarak sana vaadettiklerim

    kandırdım seni oğlum
    parayı dert etme diye
    yok öyle birşey, başarısızlık diye
    illa da başkası olmaya çalışma salak gibi
    bir kadın için ölme diye

    kandırdım

    artık umrunda değil mi bunlar?
    artık bozulmuyor musun bu işlere?
    aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
    o kadın için ölmez misin bir daha?
    ne var, bir kere daha ölsen?
    değmez mi o kadın buna?

    hani, hani değerdi?

    çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
    keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
    öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
    çıplak ayaklı kıza

    bıraktın değil mi oğlum?
    bıraktın, gittin
    peki!
    ama ben buradayım hala
    ben devam ediyorum
    peki sen bakıyor musun bana oradan?
    gülüyor musun bana?
    sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?

    beni daha çok sevin!
    bana daha çok gülün!
    daha da çok isteyin beni!
    beni daha çok özleyin!

    ama seni...
    seni en çok ben, ben!

    hayır ben çok değiştim oğlum
    bir başkası değilim artık
    vazgeçtim maymunların dünyasından
    bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
    istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak

    işte belki de bu yüzden
    seni en çok ben...
    en çok ben özlüyorum!

    benim ölü arkadaşım!...
    (stairway to heaven, 24.06.2006 17:06)
  3. okan bayülgenin requiem eşliğinde okuduğu yakınma,şiir' bizim cehennemden yazılan mektup '.
    istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak cümlesini okan bayülgen o kadar içten söyler ki,tekerleme gibi tekrarlanıp durulur.
    (marihubaba, 08.09.2006 00:07)
  4. canlı performansını şuradan izleyebileceğimiz yansımalar eseri;
    http://www.youtube.com/...
    (dr conners, 20.09.2006 00:37)
  5. ölen birinin ardından yakılan şey*. sagu olarak da bilinir.
    (voldemort, 20.09.2006 00:44)
  6. senaryosunu, yönetmenliğini ve de başrolünü yılmaz güney'in üstlendiği, 1972 yapımı türk filmi.
    (seth mescaline, 23.12.2006 12:57)
  7. ağıt denilince akla ilk gelen ölüm olmakta ve anonim halk şiirinde ölüm türküleri ağıt olarak anılmaktadır.oysa savaş,sel,deprem,yangın gibi felakeler ile kaza ve hastalıklar üzerine hatta gurbete veya askere gidenler için ağıtlar yakıldığı gibi çeşitli düğünlerde gelinler için kına ağıtları da yakılmaktadır.bir koşma türü olarak ise anılan tüm sebeplerden dolayı dile getirilen her türlü acı ağıt olarak adlandırılır.halk arasında ağıt söyleyenlere "ağıtçı" ,ağıt söylemeye de "ağıt yakma " denir.
    (baldaki tuz, 04.01.2007 03:51)
  8. yılmaz güney'in bir filmi,filmin müziklerini bizimkiler dizisinin müziklerini de yapan aynı zaman'da oyuncu'da olan arif erkin yapmıştır.
    (yeşilçam, 04.01.2007 21:24)
  9. iki şehit annesi bir avşar kadınının ağıdı :

    alnında parıldar kaşı
    ağzında ışıldar dişi
    ben getirdim iki oğul
    birin bana ver yüzbaşı

    (bayram bilge tokel'in "osmanlıdır yas mı tutar" adlı kitabından)
    (strutter, 06.06.2007 12:12)
  10. nedense bana çok asil gelen, derinliği olan bir kelime.
    (drama queen, 06.06.2007 12:16)
  11. okan bayülgenin sanki kulağınıza fısıldıyormuşçasına okuduğu boran kayaya son sözleri..
    (ruhani oyun havaları, 09.08.2007 00:20)
  12. (bkz: düşenlere)
    (libertar, 16.09.2007 01:12)
  13. kazım koyuncu'nun lazca söylediği ağıt vardır ki, ağlatır..
    (mor kedi, 07.10.2007 21:56)
  14. "çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?"

    maymunların dünyasından vazgeçtiğinin ertesinde, okan bayülgen. ölüme bu kadar yakışır bir ses, ölümün kimseye yakıştırılmadığı zamanlarda.
    (alkolikikon, 07.10.2007 22:10)
  15. zehir anlamına gelen ağu sözcüğünden türetilmiş olması yönüyle de ilginç bir sözcüktür.
    (aytok, 07.10.2007 22:13)
  16. ağıt

    gün bitti.saat kaç.bitecek mi bir gün savaşımız
    hak edilmiş hüzünlerimizde olacak mı bizim de
    dönüp dönüp arkamıza baktığımız
    bir dünya kalıntısı üstünde
    hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.

    edip cansever
    (kabuk adam, 23.12.2007 22:03 ~ 22:04)
  17. gürol ağırbaşın jaco pastorius anısına yaptığı bas şarkıları isimli albümde bulunan güzel eser. albüm kapağında şöyle yazmış üstad.

    ağıt
    bas gitara parmaklarıyla şarkı söyleten jaco pastorius'un anısına. (1951-1987)
    (jellyjam, 18.02.2008 18:20)
  18. yabancılar adlı gruba ait bir şarkı..

    aslında bir şarkı olmaktan çok şeyi hakediyor belki de..türkiyenin en saykodelik ve delilik sınırlarını zorlayan tek şarkı.60'lı yıllarda yaş ortalaması maksimum 20lerinde olan bir kaç gencin yaptığı inanılmaz iş diyesim geliyor ama haddimi mi aşarım ki?hatta çoğu güzel şeyde olduğu gibi yine söylenecek sözlerin eksik kaldığını düşünüyorum.

    sadece bu şarkıya dayanarak bir kaç şey söyleyebilirim..
    şarkının giriş kısmı fazlasıyla eloy kokuyor ama eloy'a oranla bu şarkıda biraz daha düşük bir tempoda(shoegaze) ilerlediğini söylemek yanlış olmaz..
    davullar şarkının dramatik yapısı ile uyum içinde..böyle bir şarkıda daha fazlası da beklenemezdi..
    sadece hammond çalan kişi hakkında diyecek bir şey bulamıyorum,şarkıyı bu hale getiren belkide en büyük etken o dur...

    http://www.youtube.com/...
    (eyvah vecihi geldi, 21.02.2008 23:54 ~ 23:55)
  19. on beş yıl boyunca göremediğim annemi bulalı iki buçuk üç yıl olmuş. bulmuşum ama annem yüz kilometre ötedeki köyünden birkaç ayda bir geliyor, şehirde bir veya iki gün ancak kalabiliyor. o meşum boşanma vakıasından sonra babam gibi o da evlenmiş. buluşma yerimiz teyzemler... yine öyle bir anın gecesi. ben hanımı ve çocukları eve bırakıp, yanında, on beş yıl hasret kaldığım kucağında sabahlamak üzere anneme dönüyorum ki radyo da bir ses, leman sam'ın o sızılı sesi. anımsadığım, çocukluğumu hatırlatan bir eser... hani eski bir şarkıyı duyarsınız da tam olarak çıkaramazsınız ne zaman tanıştığınızı, o eserle. ama anımsarsınız ve bu anımsama bir zaman makinesi dakikliğinde alır götürür sizi, yıllar evveline. yüreğinizde umulmadık acılar, özlemler, sevinçler depreşir de acilinden bir sigara yakarsınız. tabi şarkı sizi çoktan yakmıştır. işte öyle bir hal üzere buldu, böyle bir hal üzere kıldı beni, leman abla'nın ağıt şarkısı, türküsü, ninnisi...

    ne oldu çocuk sana
    yok olup gittin birden
    nasıl kıydılar sana
    ne zor büyüttüm seni ben

    ninni çocuk uyu çocuk
    ölüm yalan dön gel çocuk

    zincirlerde çiçek açmış
    ellerinin yarası
    sevgisiz kefensiz kaldın
    soğuktur şimdi orası

    ninni çocuk uyu çocuk
    ölüm yalan dön gel çocuk

    en kolay katlanılan
    başkasının acısı
    ben anayım agzımdaki
    tükürdüğüm kan tadı

    ninni çocuk uyu çocuk
    ölüm yalan dön gel çocuk

    http://www.plak1.com/...
    (neazadem, 15.07.2008 16:38 ~ 16.07.2008 10:19)
  20. metin kemal kahraman'ın renklerde yaşamak albümününde bulunan bir parça. öyle bir parça... sözleri:


    bıra derd biye téra
    goni je laşéri sona
    dara zeré mı şikiya
    ez némendu péra
    ciger made néverday
    zeré made kerd letey

    bıra yeno ra mı viri
    vuy dayé sebıkeri
    çewres çena azabi
    ho eşti çemé munzuri
    va çé dısmeni bıvéso
    mordem çutır fino ve na hali

    türkçesi:

    kardeşler, ayaklanmış dertlerim
    sel gibi akıyor kan
    içimin direği yıkılmış
    dağılmış gibi benliğim
    ciğer komadılar bizde
    paramparça ettiler içimizi

    kardeşler, hep aklıma geliyor
    ah anam ne yapsam ki
    kırk azeb genç kız
    munzur’a atmışlar kendilerini
    yansın düşmanın evi
    nasıl getirilir insan bu hale
    (cisim tamlaması, 17.08.2008 02:12 ~ 02:13)