|
|
- 1991 tarihli yansımalar'ın "yansımalar" adlı albümünden bir parça...
- yedi karanfil serisinin yedincisinde, okan bayülgen tarafından boran kaya için yazılan ve seslendirilen duygusal şiir.
oğlum;
sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
tabii bundan haberin yok senin
kronometreye erken bastığın için
beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
bizi bırakıp gittiğin yerde
eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın
ama dur!
sen hatırlıyor musun beni?
peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
ben yirmiydim tanıştığımızda
sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul'da
sonra sen kaş'ta öldün
o akşam aynı anda geldik antalya'ya
sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
sen iyi ki görmedin beni
yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi
olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
öyle olurdu yine
gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
hani sahnede olduğu gibi.
sen ağlarken bakamazdım sana
sinirimi bozardın, gülerdim
çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
öyle çok şikayet ederdin ki
sonunda sıkılır gülerdim
sonra sen de sıkılırdın kendinden
başkası gibi olmak isterdin
mutlu olan bir başkası gibi
dert etmeyen biri
hani, benim gibi biri
birşey diyeyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
herneyse...
ama kadınları çok dert ederdin sen
ama onlar seni severdi oğlum
ama sen çok ağlardın onlar için
sevemezdin kendini bir türlü
onlar seni çok sevse de
senin gibi olmak istemezdim o zaman
daha çok sevin beni!
daha çok gülün bana!
beni daha çok isteyin!
daha çok!
ama seni en çok ben...
birşey diyeyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
ne de sabaha kadar konuşarak sana vaadettiklerim
kandırdım seni oğlum
parayı dert etme diye
yok öyle birşey, başarısızlık diye
illa da başkası olmaya çalışma salak gibi
bir kadın için ölme diye
kandırdım
artık umrunda değil mi bunlar?
artık bozulmuyor musun bu işlere?
aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
o kadın için ölmez misin bir daha?
ne var, bir kere daha ölsen?
değmez mi o kadın buna?
hani, hani değerdi?
çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
çıplak ayaklı kıza
bıraktın değil mi oğlum?
bıraktın, gittin
peki!
ama ben buradayım hala
ben devam ediyorum
peki sen bakıyor musun bana oradan?
gülüyor musun bana?
sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?
beni daha çok sevin!
bana daha çok gülün!
daha da çok isteyin beni!
beni daha çok özleyin!
ama seni...
seni en çok ben, ben!
hayır ben çok değiştim oğlum
bir başkası değilim artık
vazgeçtim maymunların dünyasından
bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak
işte belki de bu yüzden
seni en çok ben...
en çok ben özlüyorum!
benim ölü arkadaşım!...
- okan bayülgenin requiem eşliğinde okuduğu yakınma,şiir' bizim cehennemden yazılan mektup '.
istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak cümlesini okan bayülgen o kadar içten söyler ki,tekerleme gibi tekrarlanıp durulur.
- canlı performansını şuradan izleyebileceğimiz yansımalar eseri;
http://www.youtube.com/...
- ölen birinin ardından yakılan şey*. sagu olarak da bilinir.
- senaryosunu, yönetmenliğini ve de başrolünü yılmaz güney'in üstlendiği, 1972 yapımı türk filmi.
- ağıt denilince akla ilk gelen ölüm olmakta ve anonim halk şiirinde ölüm türküleri ağıt olarak anılmaktadır.oysa savaş,sel,deprem,yangın gibi felakeler ile kaza ve hastalıklar üzerine hatta gurbete veya askere gidenler için ağıtlar yakıldığı gibi çeşitli düğünlerde gelinler için kına ağıtları da yakılmaktadır.bir koşma türü olarak ise anılan tüm sebeplerden dolayı dile getirilen her türlü acı ağıt olarak adlandırılır.halk arasında ağıt söyleyenlere "ağıtçı" ,ağıt söylemeye de "ağıt yakma " denir.
- yılmaz güney'in bir filmi,filmin müziklerini bizimkiler dizisinin müziklerini de yapan aynı zaman'da oyuncu'da olan arif erkin yapmıştır.
- iki şehit annesi bir avşar kadınının ağıdı :
alnında parıldar kaşı
ağzında ışıldar dişi
ben getirdim iki oğul
birin bana ver yüzbaşı
(bayram bilge tokel'in "osmanlıdır yas mı tutar" adlı kitabından)
- nedense bana çok asil gelen, derinliği olan bir kelime.
- okan bayülgenin sanki kulağınıza fısıldıyormuşçasına okuduğu boran kayaya son sözleri..
- (bkz: düşenlere)
- kazım koyuncu'nun lazca söylediği ağıt vardır ki, ağlatır..
- "çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?"
maymunların dünyasından vazgeçtiğinin ertesinde, okan bayülgen. ölüme bu kadar yakışır bir ses, ölümün kimseye yakıştırılmadığı zamanlarda.
- zehir anlamına gelen ağu sözcüğünden türetilmiş olması yönüyle de ilginç bir sözcüktür.
(aytok, 07.10.2007 22:13)
- ağıt
gün bitti.saat kaç.bitecek mi bir gün savaşımız
hak edilmiş hüzünlerimizde olacak mı bizim de
dönüp dönüp arkamıza baktığımız
bir dünya kalıntısı üstünde
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.
edip cansever
- gürol ağırbaşın jaco pastorius anısına yaptığı bas şarkıları isimli albümde bulunan güzel eser. albüm kapağında şöyle yazmış üstad.
ağıt
bas gitara parmaklarıyla şarkı söyleten jaco pastorius'un anısına. (1951-1987)
- yabancılar adlı gruba ait bir şarkı..
aslında bir şarkı olmaktan çok şeyi hakediyor belki de..türkiyenin en saykodelik ve delilik sınırlarını zorlayan tek şarkı.60'lı yıllarda yaş ortalaması maksimum 20lerinde olan bir kaç gencin yaptığı inanılmaz iş diyesim geliyor ama haddimi mi aşarım ki?hatta çoğu güzel şeyde olduğu gibi yine söylenecek sözlerin eksik kaldığını düşünüyorum.
sadece bu şarkıya dayanarak bir kaç şey söyleyebilirim..
şarkının giriş kısmı fazlasıyla eloy kokuyor ama eloy'a oranla bu şarkıda biraz daha düşük bir tempoda(shoegaze) ilerlediğini söylemek yanlış olmaz..
davullar şarkının dramatik yapısı ile uyum içinde..böyle bir şarkıda daha fazlası da beklenemezdi..
sadece hammond çalan kişi hakkında diyecek bir şey bulamıyorum,şarkıyı bu hale getiren belkide en büyük etken o dur...
http://www.youtube.com/...
- on beş yıl boyunca göremediğim annemi bulalı iki buçuk üç yıl olmuş. bulmuşum ama annem yüz kilometre ötedeki köyünden birkaç ayda bir geliyor, şehirde bir veya iki gün ancak kalabiliyor. o meşum boşanma vakıasından sonra babam gibi o da evlenmiş. buluşma yerimiz teyzemler... yine öyle bir anın gecesi. ben hanımı ve çocukları eve bırakıp, yanında, on beş yıl hasret kaldığım kucağında sabahlamak üzere anneme dönüyorum ki radyo da bir ses, leman sam'ın o sızılı sesi. anımsadığım, çocukluğumu hatırlatan bir eser... hani eski bir şarkıyı duyarsınız da tam olarak çıkaramazsınız ne zaman tanıştığınızı, o eserle. ama anımsarsınız ve bu anımsama bir zaman makinesi dakikliğinde alır götürür sizi, yıllar evveline. yüreğinizde umulmadık acılar, özlemler, sevinçler depreşir de acilinden bir sigara yakarsınız. tabi şarkı sizi çoktan yakmıştır. işte öyle bir hal üzere buldu, böyle bir hal üzere kıldı beni, leman abla'nın ağıt şarkısı, türküsü, ninnisi...
ne oldu çocuk sana
yok olup gittin birden
nasıl kıydılar sana
ne zor büyüttüm seni ben
ninni çocuk uyu çocuk
ölüm yalan dön gel çocuk
zincirlerde çiçek açmış
ellerinin yarası
sevgisiz kefensiz kaldın
soğuktur şimdi orası
ninni çocuk uyu çocuk
ölüm yalan dön gel çocuk
en kolay katlanılan
başkasının acısı
ben anayım agzımdaki
tükürdüğüm kan tadı
ninni çocuk uyu çocuk
ölüm yalan dön gel çocuk
http://www.plak1.com/...(neazadem, 15.07.2008 16:38 ~ 16.07.2008 10:19)
- metin kemal kahraman'ın renklerde yaşamak albümününde bulunan bir parça. öyle bir parça... sözleri:
bıra derd biye téra
goni je laşéri sona
dara zeré mı şikiya
ez némendu péra
ciger made néverday
zeré made kerd letey
bıra yeno ra mı viri
vuy dayé sebıkeri
çewres çena azabi
ho eşti çemé munzuri
va çé dısmeni bıvéso
mordem çutır fino ve na hali
türkçesi:
kardeşler, ayaklanmış dertlerim
sel gibi akıyor kan
içimin direği yıkılmış
dağılmış gibi benliğim
ciğer komadılar bizde
paramparça ettiler içimizi
kardeşler, hep aklıma geliyor
ah anam ne yapsam ki
kırk azeb genç kız
munzur’a atmışlar kendilerini
yansın düşmanın evi
nasıl getirilir insan bu hale
|