• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • görseller

    • açık kalp ameliyatı
  1. diğer adıyla by-pass. anjiyo ile açılamayan damarları açmak için son çözüm. eklenecek damarlar genelde bacaklardan,kollardan ve ya sırttan alınır. ağır bir ameliyat olmasına rağmen birey, teknolojinin de yardımıyla çok kısa sürede ayağa kalkabilir. rahmetli cumhurbaşkanlarımızdan turgut özal da abd de bir by-pass ameliyatı geçirmiş ve belkide çoğu nesildaşım by-pass ameliyatından ilk defa bu yolla haberdar olmuştur. ayrıca, bir yakını bu ameliyatı geçiren* kimse o yakınını ilk defa gördüğünde şok olabilir zira insanı çok değiştirebilmektedir ameliyat sonrası..

    edit: kapalı da yapılabiliyormuş.
  2. kaburga kemikleri kırıldığından dolayı iyileşme süresi 3 aya kadar sürebilen ameliyattır. ameliyat değil, meliyat sonrası olan süreç insana koyar.
  3. yapıldıktan sonra, iki tarafında metal iğne benzeri bir zımbırtı olan bir ucu içerde kalpte veya yakın bir yerde bırakılmış, bir ucu dikişlerin altından ya da direnlere yakın bir yerden dışarı çıkartılan bir gariplikle karşılaşmanıza neden olan operasyon. bu araç kalp durursa elektrik verilerek çalışmasına yarıyormuş malum kaburgalar ikiye ayrı bilmem kaç tane dikiş yüzeyden müdahale imkansız olduğundan böyle bir çözüm geliştirmişler, ancak siz sormadan "bu nedir hocam" diye uyaran olmuyor kazara annenize uyup kesmeyin sorun.
    ayrıca hastanın vücüdundan dışarı sarkan alet edevatı say say bitmez. hastanın sırtını alkolle ovup pat pat vurmanızı isteyebilirler her saat başı yapmayın yaparsanız halı silkeler gibi vurmayın, hemşireye tarif ettirin, idrar biriktireceksiniz kötü gibi görünsede kalp rahatsızlıklarından oluşan ödemin nasıl dışarı atıltığına şahit olacaksınız. eğlenceli olabiliyor bir süre sonra.

    pansuman yapıldığı sürelerde hastanın dikiş izleri ile fazla göz teması kurmasına izin vermeyin, kendilerini çok kötü hissedebiliyorlar. "ölümden döndün bu koyar mı sana" diye saçmalayın çok gereksiz.

    zorlu bir 3 aya hazırlıklı olun hastaneden çıktıktan sonra bile en az 1 ay ziyaretçi kabul etmeyin zira anneniz ya da operasyonu geçiren her kimse kendini rahatsız hissedip su dökünmek isteyecektir yapmayın, dikişlerin alınmadan ya da alındıktan hemen sonra bile ıslanması açılmalarına neden olabiliyor.

    hastanın kollarını kullanmasına, bir yere dayanmasına dirsek ve kollarıyla kesinlikle izin vermeyin dikişler açılırsa ikinci bir operasyon söz konusu.

    edit; birde dördüncü nesil yazar hoş gelmiş efendim.
  4. ilk defa güney amerikalı doktor bernard tarafından gerçekleştirilen tibbi müdahale, maalesef ki hastası 1 günden uzun yaşayamamıştır, ama sonraki denemelerde ise dr. bernard' ın hastalarına 3 yıl kadar ömür kazandırdığı olmuştur. günümüzde invazif yönü yüksek olması sebebiyle kasıktan girilerek yapılan bazı cerrahi müdahale yöntemlerinin keşfine yol açmış bu da opere sayısını azaltmıştır. açık kalp ameliyatlarının en duygusal yönü belki de hastanın kalbini avuçlarınızın içine alıp kalp masajı yaptırdığınız andır. bu his için bile kalp damar cerrahı olunur.
  5. insanların gereksiz yere korktuğu, riskli ama güvenli ellerde son derece başarılı geçecek olan önemli, hayatınızda her zaman hatırlayacağınız izler bırakan bir ameliyat.

    10 yaşımda açık kalp ameliyatı geçirdim ben de.
    nasıl olduğunu anlatmak gerekirse, olaylar şöyle gelişti:

    zeybek oynardık sınıfcak, yarışmalara falan giderdik. hatta bir kere türkiye 3.sü, bir kere de 1.si olmuştuk. neyse, böyle kutlama için falan yurtdışı gezileri düzenlenmişti. uçakla gidilecek. biz de doktora gittik kontrol için. o gün annem bana söylemişti, uçağa binemezmişim çünkü o basınca dayanamazsam kalbime bişiler olabilirmiş. hemen ameliyat olmam gerekiryormuş.
    neyse işte benim yaş küçük, hiç bir şeyden anladığım yok. mayıs-haziran ayları olduğu için de okulların son gününe geliyor, ben de izin aldım gitmiyorum.

    ameliyat işi kesinleşti sonra.. zaman belli oldu.sıra geldi hazırlıklara.. bir ton kan tahlili oldu, diş doktorlarına gittim.çürük diş olmaması gerekiyormuş.
    kanın pıhtılaşması için de yeşil sebzelerle beslen dediler. paso sebze yedim ben de söylendiği gibi. hiç bir şekilde korkum yok. ama ailem bana belli etmeseler de çok üzülüyorlarmış.
    babamın, annemin bir kaç arkadaşı, tanıdıklarımız kan verdiler benim için.. ameliyatta lazım olacağı için, 0 rh (+) kan..
    sonra zaman geçti, büyük güne saatler kaldı. her gün kan aldılar. işkence gibiydi.
    o gün gelmeden önceki gece vücudun tamamen tuvalet ihtiyacını karşılaması için arka taraftan sabunlu su gibi bir şeyi sıkmanız gerekiyor. iğrenç. her neyse,
    ameliyat saatine kadar bir süre hiç bir şey yeyip içmedim. sonra zaman geldi ve o yeşilimtrak elbiseyi giydim. sonra sedyeye yattım. sonra sıra geldi narkoz öncesi rahatlatma iğnesine.. bayıltma, rahatlama, her neyse bilmiyorum. kesinlikle hayatımda gördüğüm en büyük iğneydi. nereden yapıldığıysa daha sinir bozucu, poponun sağ lobundan soktular iğneyi. kesinlikle berbat bir acı. sonra düzelip sedyeye sırt üstü yatmak zor oluyor.
    sonra bir anda dünya garip gözüktü, her şey bulandı falan. sedyeyi ilerletmeye başladılar, asansöre doğru. yanımda ailem vardı. hani mause izi olur ya? insanların yüzleri öyle gözükmeye başladı. neyse sonunda geldik asansöre. "amma büyükmüş lan burası" diye düşündüğümü hatırlıyorum. sonra bir diyalog geçmişti:
    adam: bacım sen 4. kata mı çıkacan ?
    sedyenin başında duran hemşire: yok beyefendi 7. kata ameliyathaneye gidiyoruz.
    böyle bir diyalog.. yazmamın sebebi küçükken çok gülmüştüm buna. ahah.
    sonra efenim geçtik ameliyathaneye. benim kafam bi garip olmuş tabi.. böyle açık mavi gibi duvarlar vardı sanırım. soğuktu cidden. en son tepemde büyüklü küçüklü 3-5 tane ışık gördüm.. ve gözlerim kapandı..
    rüya gördüm. rengarenkti. ben de uçuyordum. aşağı düşüyorum,tam yere çakılacakken kalkıyorum. yukarı çıkıyorum, tam tavana çarpacakken düşüyorum falan böyle..
    uyandım..
    yoğun bakımdaydım. karşımda bir kadın var, o da kendi yatağında. kafamı yana çeviremiyorum. yukarıdan bağlı olduğum aletten kalp atışlarım geliyordu. karşımdakilerin üstü örtülü olmasına rağmen ben çıplaktım. sonra örttüler. kustum art arda. önce üstüme kustum sonra bir kap verdiler ona kustum. narkozdan kusuyormuşum.
    iki elimde iğneler vardı, damara yerleştirilmiş. biri seruma bağlı, birinden de aralıklarla antibiyotik veriliyor.
    yoğun bakımda zaman kavramı diye bir şey yoktu. tam olarak ne kadar kaldığımı bile bilmiyorum. ışıklar sürekli açık olduğundan, gece gündüzü de anlamıyordum.
    bu yatakların alt tarafına doğru bir ip var. doğrulmak için ona tutunmak gerekiyor. denedim, ama beceremedim. vazgeçtim.
    zaman geçti, doktor geldi. üzerimde yaralar var, boğazdan başlayıp karına kadar giden düz bir çizgi, alt tarafta da x o x şeklinde çizikler vardı yan yana. doktor,"şimdi karnından bir şey çıkaracağım,ben bağır dediğimde bağır" dedi. sonra başladı dikişin ipini çözmeye ve sonra çıkardı. o bağır demeden çığlık atmaya başlamıştım. kesinlikle hayatımda yaşadığım en büyük acıydı. lokum gibi bişiler çıktı içimden. neyse, bitti. dikişi tekrar bağladı ve gitti doktor. sonra üstünü kapadılar yaranın.
    biraz hızlanayım, yoğun bakımdan çıktım ve özel odama geçtim. uzun bir süre orada yattım. damardan antibiyotik vermeye devam ediyorlardı. bu işi ben uyurken yaptıklarında hissetmiyordum ama uyanıkken dayanılmaz bir acıydı.
    böyle geçti günler.. yürümeye falan da başladım sonra, hastanenin içinde gezdim.

    hastanenin asansörleri sarsıntıyla kalkıyordu. ameliyat olmadan önce bu çok hoşuma gitmişti. ameliyattan sonra denediğimdeyse hiç hoş olmamıştı. bir an beynim kafadan fırlayacak gibi hissetmiştim.
    yaraların üstündeki bezleri kaldırdılar, izleri gördüm. hep kalıp kalmayacağını sordum. kalacakmış. ama bu benim için hiçbir zaman sorun olmadı.

    böyle işte.. hatırladığım kadarıyla böyle oluyor.
    ameliyat sırasında kaburgalarınızı ayırıyorlar, deriyi kesiyorlar. kalbi soğutup bir alete bağlıyorlar. sonra da kapatıyorlar. risk var mı ? tabii ki var. ama bunu kafaya takmadan rahat olmak gerekiyor. sonuç kötü bile olsa,mesela kalp pili kullanmak zorunda kalsanız, bunu sorun etmeyin.. ölüm riski de var. ama bildiğim kadarıyla az. düşünmemek lazım.

    bu yazıda gördüğüm rüyaya kadar neler yaşadığımı anlattım. gereksiz bir uzunluktaydı, ama belki aramızda ameliyat olmaya korkanlar ve nasıl olduğunu öğrenmek isteyenler vardır.. umarım bir hastanın gözünden anlatarak yardımcı olabilmişimdir.
    ...

    ayrıca bir yazar. çok sıkı bir takipçisi olmasam da iyi bir yazar olduğunu düşünüyorum.