bir çatı altında toplanmayıp, yoklama probleminin olmadığı fakülte. halen okuyanlar için ikinci üniversite okuma fırsatı sunar. ne kadar etkili bilgi edinildiği süphelidir. ancak talipleri gün gün artmaktadır. *
millete açıktan diploma dağıtılmadığı gerçeğini okumadan, kitaplarını alıp incelemeden söyleyenlerin asla anlayamayacağı, öss formatında iki gün üst üste sınav yaparak her biri 300 sayfa olan 7 kitaptan sorumlu olduğunuz ve askerden yırtma düşüncesine sahip yurdum gençliğinin kaydını yaparak senelerce sınıfta kalıp kendini öğrenci göstermesine rte'nin önlem olarak iki sene üst üste kalanın kaydını sildirme kanununu çıkarttığı, bu sene geçemezsem benim de kaydımın silinecek olduğu fakülte. öğrencilerine dağıttığı kimlik kartları aynı zamanda vakıfbank atm kartıdır.
sene içi bir vize bir finali vardır.eğer başarılı olamazsanız yazın bütünlemeye kalırsınız.ayrıca birinci sınıftan dersiniz kalırsa üçüncü sınıfa ikinci sınıftan dersiniz kalırsa dördüncü sınıfa geçemezsiniz.
genellikle yaygın eğitimle karıştırılır fakat aslında örgün ve uzaktan bir eğitimdir. okuyanların geneli sadece sınav tarihlerine yakın zamanlarda kitaplarına bir göz atarak bedavadan diplomaya sahip olurlar. böyle bir eğitimin ne kadar eğitici olduğu ise tartışmaya açıktır. avrupa ülkelerindeki uzaktan eğitimin aöf için örnek alınması gerekir.
genellikle örgün eğitimden daha kolay olduğu düşüncesi vardır. fakat aslında hiç de öyle değildir. örgün eğitimde öğrenciler ders görür, onlara ders veren öğreten öğretmenleri vardır. ama aöf öğrencileri aynı dersleri hiçbir eğitim almadan bir saat bile ders görmeden öğrenmeye ve sınıf geçmeye çalışır. sadece sınav tarihlerine yakın zamanlarda kitaplara bir göz atarak bedavadan diploma sahibi olmak mümkün değildir. zira öyle olsaydı matematik istatistik iktisat gibi dersler yüzünden yıllarca sınıfta kalan ve her sene okula para ödeyen sefil öğrenciler olmazdı. aöf diplomaları para karşılığı dağıtmıyor kimseye, aöf öğrencileri örgün eğitim gören öğrencilere karşılık derslerine kendi kendine çalışıp sınavlarda ter dökmezse maalesef bu sınavlardan geçemiyor. üstelik bir çoğu hem bir işyerinde çalışıp hemde okumaya çalışıyor.
halihazırda 4 yıllık bir üniversitede okuyorken sınava tekrar girmenize gerek kalmadan kayıt olabileceğiniz üniversite. eğer kendi fakültenizde okutulan bölümlerden birini seçerseniz 4 yıllık, diğer bölümlerden seçerseniz 2 yıllık bölümleri okuma imkanınız oluyor. ilk durumda yani kendi bölümünüzle alakalı 4 yıllık bir bölüm seçtiğinizde diplomanızda açıköğretim fakültesi yazmayacağı gibi bir rivayet var. yani normal mezun sayılıyorsunuz. ikinci üniversite olması münasebetiyle biraz daha fazla harç ödüyorsunuz. ayrıca bu senenin açıköğretim vizeleri itü sözlük 3 yaşında zirvesinin olduğu güne ve ertesi güne denk geliyor.
anadolu üniversitesi bünyesinde öğrencilere açıktan üniversiteye devam etme imkanı sağlayan fakülte..ama hiç de öle anlatılanlar gibi havadan diploma dağıtan bi yer değildir..1.den 3 e,2 den 4 e ders bırakamama,2 günde minimum 7 dersten sınav olma gibi örgün öğretime kıyasla bir çok dezavantajlı tarafları vardır..ayrıca size ders anlatacak öğretecek olan hocalar değil kitaplardır..yani tamamen kişisel gayretinize bağlı bir oluşumdur..bilgi sahibi olma kısmına gelince örgün öğretimle çok farkı olacağını düşünmüyorum zira ben üniversite örgün eğitim alıp da sistemli çalışan görmedim..nedense hep vize veya final haftasında sınavlara çalışılır.. dolayısıyla da abartılı fark yoktur..
anadolu üniversitesi'nin bünyesinde uzaktan eğitim hizmeti veren bir fakülte.
hakkındaki genel kanı (ki öğrencisi olmadan önce benim de aşağı yukarı düşüncem o yöndeydi) hiçbir yere giremeyen gerizekalıların eğitim gördüğü bir fakülte olduğudur. bununla birlikte böyle bir kanı oluşmasının asıl sebebi anadolu üniversitesi aöf'nin giriş standartlarını çok düşük tutması. diğer üniversitelerde puanların nispeten yüksek olmasının tek sebebiyse sınav dahlinde kurulan arz talep dengesi. yoksa onların da öyle bir kaygısı yok. özetle adam çok sıra yok. açık öğretim fakültesi doğasından kaynaklanan bu yer bolluğunu sonuna kadar sömürdüğü için (öss'nin makul bir ölçüt olduğu varsayımından hareketle) istatistiki anlamda embesillerin bolluğu şüphesi yaratılmıştır. para için anadolu üniversitesi bir fakültesine bu türden yakıştırmalar yapılabilme ihtimalini gözardı etmiştir. yoksa kapısında "zekiler giremez" diye bir tabela yok. mevcudiyetinin zeka düzeyi konusundaki varsayımların isabeti tartışmaya açık bir söylemdir. neticede öss zeka düzeyinizi ölçen bir sınav da değil.
illa ki birilerinin zeka düzeyi ölçülecekse sınav sınav diye milletin ayarını bozanlarınkini ölçmeli.
meraklıları için bir efsaneye de açıklık getireyim:
"diplomalarda açık öğretim fakültesi yazmıyormuş"
hem evet hem hayır. şöyle ki anadolu üniversitesine bağlı ancak açıköğretim fakültesine bağlı olmayan uzaktan eğitim veren bölümler var. işletme gibi, iktisat gibi... misal işletme bölümü okuyanlar künyelerine dikkat ettiklerinde göreceklerdir ki açık öğretim hizmetini kullanmalarına karşın fakülteleri işletme fakültesi olarak görülmektedir. oraya bağlıdırlar. gerçi o da kağıt üzerinde. esasında kıytırıktan bir aöf bürosuna bağlısınız. piknik için gitmeyecekseniz anadolu üniversitesinin yüzünü görmeniz söz konusu değil. özetle eğer aöf sistemini kullanan ancak farklı bir fakülteye bağlı bir bölümde okuyorsanız diplomanızda açık öğretim fakültesi yazmaz canlar. ama hemen sevinmeyin zira anadolu üniversitesinde örgün eğitim alıp aöf'lü olmadığını ispat etmek için yırtınan gariban çok. yani her halükârda eğer iş deneyiminiz yoksa (çok yakışıklı veya çok güzel veya çok çok zeki olmanız istisna) muhtemelen "tabi tabi biz sizi ararız" diye baştan savılacaksınız bu da acı bir ayrıntıdır efendim.
önlisansın tamamlanmasından sonra bari lisans yapayım düşüncesiyle direk geçiş yaparak devam edebileceğiniz fakat önünüze hazırlık adı verilen, iktisat, muhasebe, hukuka giriş ve işletme derslerinin konularak bu dersleri geç sonra 3. sınıf olursun denilen ama o dersleri sevmiyorsanız yıllarca hazırlık öğrencisi olabileceğiniz, insanın gözünü korkutan kalın ve karışık bir anlatıma sahip kitapları olan, iki yıldır hazırlık sınıfında okuyorsanız inatla 3. sınıf olmayı bekleyebileceğiniz, direk girilince daha kolay mezun olabilinen, neyine senin ikinci üniversite dedirten güzide fakülte.
31.03.2007 tarihi itibari ile 3 yılda girilen 7.sınavda insanın kendisini nasıl potansiyel suçlu hissedebileceğini uygulamalı olarak gösteren,o heyecanı damarlarınıza enjekte eden yegane okul. zira okunulan ilk ünversite, girilen ilk sınav değildir, neden bu heyecan yaratılıyor anlamak güçtür. o minicik çantadan telefon, cüzdan ve sigara haricinde ne çıkmasını bekliyorsun, bir öğrenci didik didik bu kadar aranırmı diye düşünmeden edemiyor insan. yok yani ne top ne tüfek nede tank çıkar hele bir f16 çıkması imkansızdır. el bombası belki ama neden kıytırık bir sınavda bunu kullansın insan daha kalabalık mekanlar varken. zira yaratılan arama heyecanıyla insan bir bombam olsa da şuracıkta patlatsam şu polislerin heyecanı geçse diye düşünmeden edemiyor.
bir sınıfta iki kez üstüste kalmak, askerliğini yapmamış olanlar için kabus günlerinin başlangıcı gibidir. bilmeniz gereken tek şey 2 yıl üstüste kalmayın.
ikinci üniversite okuyanların kitaplarına göz gezdirmek suretiyle rahalıkla bitirdikleri üniversite. (örgün okulda parlak bir öğrenci olunmasa da, aöf aynı dönem başlanan örgün programdan daha önce bitebiliyor.) *
kitapları bir çok üniversite hocasının tavsiye ettiği kitaplara 50 milyon basan , derslerini ciddiye alan bir öğrenci için kendini geliştirmesi ve teorik bilgileri özümsemesi için büyük fırsat.ama bu öğretim şeklini askerlik geciktirme kremi olarak kullanan zilyonlarca insan bulunmaktadır bunlardan bir bok olmamaktadır.
bölümünden memnun olmayan lisans mezunlarının, mezun olduktan sonra da başvurabildikleri fakülte. bir kere o barajı geçmiş sayılıyorlar çünkü. bitirildiğine pişman olunan bölümle aöf birleştirildiğinde, iyi birşeyler çıkabilir belki.