obeziteye yakalanmış insanları aşağılamak için kullanılan bir tür espri. g.a.g.programında kullanılmış bir espridir. kullanın, karşınızdakinin yüz ifadesi çok komik oluyor.
17 ağustos 1999'da ölen onca insana saygısızlık etmek için yeterli zamanın geçtiğini gösterir beyannamedir. unutsanız daha iyiydi zaten ölenler için fatiha falan istediğimiz yok bir kısım bembeyaz türkten unutun ve popülarite malzemesi yapmayın. ırzına geçmeyin yeter!
"ulan senin yediklerin yüzünden afrika aç kaldı" dediklerinde kimsenin gıkı çıkmıyorken, milletin bu lafa bu kadar kusmasına anlam veremiyorum açıkçası.
+şişt bonoo.. olm kime diyorum..
-hıı.. ne var amk?
+olm senin bu lüplettiklerin yüzünden bütün afrika aç kaldı kuran çarpsın..
-gülmedim dikkat ettiysen.
+evet, gülse idin, lafım süper otururdu. kısmet..
o kadından ne derecede hazetmiyorsam, basit esprisinden de o derece tiksindim. obez miyim? hayır. espri mi yapamıyorum? belki. hatta espriden de anlamıyorum. ama bu denli aşağılık bir cümle de olmazki. o cümleyi birisine söylediğinde acaba yüzündeki ifade kiloları sebebiylemi yoksa bu denli düzeysiz bir cümleyi duymanın vermiş olduğu utançtanmı o şekilde komik hale geldi? yoksa o yüzündeki ifade komik değilde, bu cümleye bile gülebilmenin göstergesi olan bi haberlik mi? 7.4 yetmedi mi? iğrençliğini duyuncada alta sıçılmıştır gülmekten sanırım. yazık.
- ulan senin yediklerinden afrika aç kaldı
+ puhahahahaha koydu lafı!
- ne bu halin lan gece e-5 e mi çıkarttılar?
+ nihohohohoho
- birader köyden mi geldin, önüne baksana
+ haklı abi, hıdır bunlar ya. kro kro
- lan bi koştun gölcük yıkıldı bee
+...
- noldu lan?
+ hoş olmadı abi. koca deprem, dalga geçilmez. ayıp! senin ağzını yüzünü sikerim orospu çocuğu!
* ilginç
birtakım başka espriler, birtakım şakalar örnek verilerek değil de tek başına değerlendirilmesi gereken şaka. " ee şuna şuna gülüyosun ama. bunu duyunca mı kabardın? " gibi cümlelerle gelmeyin kalbinizi kırarım.
anlamıyorum amaç nedir. dangozca bir espri olduğunu kabul edin işte lan. neyin, nesini savunuyorsunuz? bazı şeyler vardır hayatta, şaka kaldırmaz, espri kabul etmez. bu da onlardan biri. değil diyenin psikolojik sorunları olduğunu iddia edebilirim. zihinsel problemler de olabilir.
gidin kolbastı oynayın, stres atın. ama yapmayın böyle şeyler.
tehlikeli, ucuz bir espri. o göçükte anasını, babasını yitiren birine söylendiğinde espriyi yapan şahsın yüzünün alacağı ifade baya renkli olacaktır. **
gülse birsel denen oyunculuk yeteneği yok denecek kadar az, espri yeteneği ise sığ sularda yüzen insanın yaptığını zannettiği espri.. afrika'yla amerika'yla bi alakası yok! bir dünya insanımızı kaybettik biz ve bu aslında ellerinde hiç bulunmaması gereken mizah gücünü elinde tutan son derece yetersiz insanlar tarafından geyik malzemesi yapılyorsa gerçekten de çok yazık..
gülse birsel'den de bir an evvel kurtulmak dileğiyle efendim..
yaşam ile ölümün arasında saniyeler oynayabileceğini bilmeyecek, anlayamayacak kadar insanlıktan nasibini alamamış hastalıklı bir ruhun zikredebileceği aşağılık, rezil ve bir o kadar da mide bulandırıcı sözde espri.
yaşadın mı ulan o korkuyu hiç? bir dakika boyunca yatağının yanındaki duvara bakakalıp üstüme çökerse ne olur diye düşündün mü hiç? o çok şiddetli şeyin deprem olduğunu ancak kendini binadan zar zor dışarı atabildikten sonra idrak etmenin şokunu yaşadın mı hiç? bir gecede bütün ailen yok oldu mu hiç? bir gecede hayatın alt üst oldu mu hiç? sabah saatlerinde her gün çıktığın yokuşun yanı başındaki binada insan iniltileri duyup ne yapacağını bilemediğin oldu mu hiç? kurtardık diye hastaneye yolladığın gencecik bir askerin iki saat sonra iç kanamadan öldüğünü duydun mu hiç? hiç tanımadığın isviçreli bir kurtarma görevlisinin omzunda saniyeler yüzünden kurtaramadığın bir hayat için hıçkıra hıçkıra ağladın mı hiç? çok sevdiğin arkadaşların ya başka bir aleme ya da memleketin öbür ucuna gitti mi birkaç gün içinde hiç? her gün yürüdüğün mahallelerde geceler boyu tek bir ışık görmememin acısını yaşadın mı hiç? sahil boyunda her gün girip dondurma aldığın dondurmacıların denize gömüldüğünü gördün mü hiç? daha üç ay evvel mezuniyet töreni yaptığın orduevinin yıkıldığını görüp kendini tanrıya şükrederken, bir yandan da orada ölen 500 kişiyi düşünerek kendinden ve tanrıya duyduğun minnetin özündeki bencillikten utanırken buldun mu hiç? haftalarca çimenlerin üstünde, aylarca çadırların içinde yaşadın mı hiç? ümit davala'nın milan'a attığı penaltı golüne -4 derecede, ne işe yaradığı belli olmayan bir kızılay çadırının içinde ve "allahım, napıyorum ben, neye seviniyorum, noluyor bana" düşünceleri eşliğinde sessiz sedasız sevinebilmenin acısını yaşadın mı hiç? senin evin bir depremin merkez üssüne 250 metre uzaklıkta oldu mu ulan hiç?
aradan yıllar geçtikten sonra en ufak bir sallantıda bile "noluyoruz" diye irkilip geçmişi anımsadın mı hiç? yıkık binaların arasında ölü insanların kollarındaki bilezikler için onların kollarını kesebilecek kadar aşağılık insanları kovaladın mı hiç?
gerçi senin ne farkın kalıyor ki bu insanlardan bu espriyi (!) yaptıktan, bu espriye gülebildikten ve "olm bak şuna da gülüyonuz ama öheheh" diyebildikten sonra. onlar en azından cehaletlerinden de biraz destek bularak fakirliklerinden kurtulmak için o terbiyesizliği yapıyorlar, peki ya sen? sen neden bunu yapıyorsun? o zerre nasibini alamadığın insanlıktan ne istiyorsun?